Umursamazlık ve duyarsızlık (1)
Duyarsızlık, insanların çevresinde olanlara kayıtsız kalması olarak yorumlanabilir. Günlük yaşantımızda karşılaştığımız bazı olaylar, bazı kimselerin yaşamış oldukları toplumda sorumluluklarının farkına varamadıklarını veya birçok konuda umursamaz davranışlar sergilediğini gösteriyor. Bazı kimseler yapmış oldukları hatalı davranışların farkında olmazken, bazıları da farkında olup umursamaz davranışlar sergileyebilmektedir. Bu kimselerin toplumdaki umursamaz davranışları önceleri yadırganırken, her geçen gün ise neredeyse olağan karşılanır hale gelebiliyor. Yani toplum tarafından hoş karşılanmayan davranış şekilleri ve tutumlar, artık kanıksanmaya başlıyor.
Umursamaz davranışlar sergileyen kimselerin yaptıklarına şöyle bir göz atacak olursak;
İlçemizde birçok sokakta karşılaştığımız ve bir türlü de bitecek gibi görünmeyen, çöp konteynırlarının olduğu yerlere bırakılan ev eşyalarını görebiliyoruz. Çöp konteynırlarının olduğu yerlere bırakılan ev eşyaları çöp olmadığını düşünüyorum. Bunu bilen de var, bilmeyende. Bilmeyenlere yapmış olduğu davranışın yanlış olduğunun anlatmak gerekirken, bilerek bırakanlara da çevreyi kirletmeye hakkının olmadığını hatırlatmak gerekiyor.
Aslında bilenlerin, bilmeyenlerden daha çok olduğunu düşünüyorum. Bu kanıya nereden varıyorum, çünkü bırakılan eşyalar uzun süre aynı yerde durabiliyor ve o eşyayı bırakan kimseler tahmin ediyorum her gün bıraktıkları malzemeleri görüyordur. Ama umursamazlık var ise söylenecek bir şey de kalmıyor. Yapılması gereken ise bu tür malzemeler olduğunda yetkilileri arayarak bilgi vermek olmalı. Saatli çöp uygulamasına uymayan kimseler var derken, bazıları tarafından şimdilerde büyük ev eşyaları çöp olarak değerlendiriliyor.
Artan nüfusla doğru orantılı olarak, araç sayısında da her geçen gün arış gözlemleniyor. Artan araç sayısıyla birlikte otopark ihtiyacı da artıyor. Trafikte de umursamaz davranışlara hemen her gün denk gelebiliyoruz. Hatalı park ederek trafiğin sağlıklı işlemesine engel olanlar, yaya şeritlerinin olduğu yerlerde yayaların geçiş üstünlüğü olduğunu düşünmeyenler, sırf kendi zevki için etrafı rahatsız edecek şekilde araç kullananlar, engelli rampalarının önlerine araçlarını park ederek, engelli vatandaşlarımızın ulaşım hakkına engel olanlarda bulunuyor.
Hatalı araç parkları konusunda bir bahane olduğunu düşünmüyorum. Bazı sürücüler araçlarına park yeri bulamadıkları için bu şekilde bir davranışta bulunduklarını söylerken, bazıları ise ‘hemen geliyorum’ gibi sihirli bir sözcüğü söyleyerek, tıpkı Değirmendere’de cumartesi günleri karşılaştığımız gibi kurulan semt pazarında pazar alışverişini yapabiliyor. Aracın park lambalarını yakarak, alışverişini yapan kimseler için, o caddede trafikte sorun olmuş olmamış umurunda bile olmuyor.
Dün gördüğüm bir manzarada ise, yokuş aşağı duran aracın sürücüsü aracının tekerine taş koyarak emniyetli bir şekilde durması için önlem almış. Buraya kadar her şey normal. Araç sürücüsü daha sonra aracının başına gelip tekerindeki taşı lastiğinden kurtarıp, taşı yolun ortasında bırakıp devam etti. Şimdi sormak gerekiyor, kendi aracının emniyeti için önlem alırken, taşı yolun ortasına bırakıp diğer araçların ve insanların tehlikeye atıldığının farkına varılamıyor mu?
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Empati, iletişimde önemli etken 15 Mart 2026 Pazar
- Hizmet ve emeğe sahip çıkılmalı 12 Mart 2026 Perşembe
- Teknoloji ve zaman kavramı 11 Mart 2026 Çarşamba
- Trafikte gereken duyarlılık… 10 Mart 2026 Salı
- Evsel atık sorunu… 09 Mart 2026 Pazartesi
- Beklenen davranışlar… 08 Mart 2026 Pazar
- Örnek davranışlar sergilemek 05 Mart 2026 Perşembe
- Gereken bilinç ve farkındalık 04 Mart 2026 Çarşamba
- Sabırlı olabilmek önemli bir etken 03 Mart 2026 Salı
- Okuma alışkanlığı ve teknoloji… 02 Mart 2026 Pazartesi