Saygı içten gelmeli…

04 Eylül 2025 14:55
Saygı içten gelmeli…

Saygı, insanların birbirlerine karşı olan tutum ve davranışların farkında oldukları, karşılıklı ilişkilerini anlayış çerçevesinde benimsedikleri bir olgudur. Saygı, bir yerde karşımızdaki insanların düşüncelerine, değerlerine önem vermek ve yaşam hakkına riayet etmektir. Saygı empati kurarak, ‘bana yapılsa ne düşünürdüm’ diye hareket edebilmektir. Saygı kavramı yaşantımızın her bölümünde yer bulmaktadır. Evde aile içindeki fertlerin birbirlerine olan saygısı, iş yerinde belki de bütün günü birlikte geçirdiğimiz çalışma  arkadaşlarına olan saygı, trafikte yayalara olan saygı, doğaya ve çevreye, en önemlisi de birlikte yaşamış ve bir parçası olduğumuz topluma karşı saygıdır.

Toplumda saygının yanında bir başka unsur olan sabırlı davranmakta gerekiyor. Bazı kimselerin sabır anlayışına hayran kalırız. Karşılaştığı sıkıntılar karşısında sabırlı davranan ve olaylara daha sakin yaklaşan kimselere imrendiğimizde olmuştur. Bu kimseler hayata gerçek anlamda pozitif bakabilen kimselerdir. Sabırlı insanlar sakin olup her şeye hemen sinirlenmezler, bu nedenle daha sonradan pişman olacağı şeyleri söyleyip insanların kalbini kırmazlar. 

Artan nüfusla birlikte, araç sayısında da gözle görülür bir artış yaşandığı muhakkak. Zaten bu durum, ilçemizdeki otopark olarak kullanılan yerlerin yoğunluğundan da anlaşılıyor. Fakat araç sayısının fazla olması hiç kimseye trafikte saygısızlık yapması hakkını da vermiyor. Bazı araç sürücüleri önceliğin her zaman yayalarda olduğunu unutmuş olacak ki veya kendilerini hiç yaya olmuyorlar ki, bilindik saygısızca davranışlarda bulunabiliyor.

Saygı bir kimsenin içinden gelmelidir. Bir kimseye saygılı olması konusunda baskı yapmak, o kimsenin ileride daha saygılı olacağı anlamına da gelmez. Bir müddet saygılı gibi görünür fakat geçen zaman içerisinde, yapmış olduğu saygısızca hareketlerine devam eder.

Trafikte araç kullanan bazı duyarsız ve sorumsuz sürücüler, araç kullanırken yol yalnızca ona aitmiş gibi davranarak, hem kendilerini hem de karşıdaki araç sürücülerini veya yayaları tehlikeye atabilmektedirler. Trafikte sıkça görülen ve bazılarınca neredeyse olağan hale gelen bir davranış biçimi olan durumlardan birisi aracının kornasından elinin ayırmayan kimseler olduğu görülüyor. Araç kullanırken önündeki arabanın normal süratinde seyretmesinden sabırsızlanıp korna çalanlar veya selektör yapıp önceliği kendisinde gören kişiler, aynı zamanda diğer aracı tehlikeye attığının farkında olmuyor.

İnsan hayatı kıymetliyken, hatta kendi canınız dahi söz konusuyken biraz daha duyarlı olmanız gerekmez mi? İnsan önce kendi canını veya aracındaki insanların sorumluluğunu düşünmez mi? Yalnızca kendinizi değil yaşadığınız toplumu da düşünmeniz gerekmez mi?

Özellikle ilçemizin merkezinde bazı sokakların dar oluşu ve yalnızca tek yönlü araç trafiği olan yerlerde, hatalı yapılan parklar, diğer sürücüleri de zor durumda bırakabiliyor. Birde bunun yanında yalnızca kendi işi görülsün deyip aracını olmadık bir şekilde bırakanlarda bulunabiliyor. Aracını olur olmaz yerlere park edenler, kendileri bu konuda mağduriyet yaşasalar acaba ne düşünülerdi. Bir kimse başkasından saygı bekliyorsa, yaşamış olduğu toplumdaki bireylere de saygı göstermesi gerektiğini düşünüyorum.

Kalp kırmak ne kadar kolaysa, kırılan bir gönlü de almakta bir o kadar zordur. Saygının olduğu yerde, sevgide oluşur. Birbirimize önce insan olduğumuz için saygı duymalıyız. Karşımızdaki insana saygılı davranışlarda bulunmak bir yerde onu yüceltmektir. Saygı, karşılık beklemeden gösterilen bir değer olmalıdır ki, bir anlam kazanabilsin.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X