Önyargılı olmadan dinleyebilmek…
Bireyler arasında kurulan iyi bir iletişim çözülmesi zor görünen sorunların çözülmesine katkı sağlamakta, insanlar arasında samimiyet duygusunu daha da geliştirmektedir. İyi iletişim kurabilen kimseler, gerek kendini ifade etmekte, gerekse karşı tarafın söylediklerini daha iyi anlayabilmektedir. Kendimizi ifade edebilmenin en iyi yolu olan konuşmak kadar, bir de iyi bir dinleyici olabilmekten geçmektedir.
Bazı kimseler, karşılaşmış oldukları birtakım olaylar karşısında, iyice anlayıp dinlemeden önceden yorumda bulunur veya karşısındaki kimseler hakkında erkenden önyargıya varır. İletişimde önemli olan, karşımızdaki kimsenin sözünü kesmeden dinlemek, bilinen doğruları karşı tarafa aktarmak ve saygı çerçevesi içerisinde hareket edebilmektir. Herhangi bir olayı anlayıp dinlemeden varılan önyargılar ise yine o kişinin başkaları hakkındaki düşüncesi için olumsuz etki yaratmasına neden olur.
Bir kimse hakkında önyargılı davranarak, tahminlere dayalı ve o konu hakkında bilinmediği halde söylenmiş olan sözler karşımızdaki insanları kırabilir, incitebilir ve geri dönüşü olmayan hatalara sürükleyebilir. Bazı kimseler her konuda yorumda bulunup, önyargıda bulunabilirken, o konu hakkında ne kadar bilgisinin olduğunu düşünmez. Bu gibi kimseler için bir konu hakkında bilgi sahibi olması hiçte önemli değildir. Önemli olanın yorumda bulunmak olduğunu zanneden kimseler, aslında yanıldıklarının farkında bile değildir. İşte bunun sonucunda da önyargılı olabilmektedirler.
İyi bir konuşmacı olmak kadar iyi bir dinleyici olmakta önemlidir. Şayet çok söyleyip az dinliyorsak, yanılgıya da düşebiliriz. Bu tür davranışlarda bulunan kimseler, kendisini topluma kabul ettirme, kendi fikirlerinin önemsenmesi ve kendisinin saygı görmesi gibi yanlış algılar içinde bulunabilir.
Önemli olan çok konuşmak değil, bildiğimiz doğruları karşımızdakine aktarabilmektir. Bazı durumlarda karşımızdaki kimseler, bir anda ağzımızdan çıkıveren bir cümle ile kırabilir. Kalp kırmak ne kadar kolaysa, kırılan bir gönlü almanın da bir o kadar zor olduğunu unutmamak gerekiyor.
Ulaşımda empati ve saygı
Günümüzde karşılaştığımız bazı durumlar var ki, bazı kimselerin bırakın sabırlı olmayı, bir başkasını zor durumda bırakacak davranışlar sergilemektedir. Buna ise en çok trafikte rastlayabiliyoruz. Trafikte uyulması gereken kurallar olmakla beraber, bazı davranışlar ise saygı ve hoşgörü çerçevesinde kendiliğinden oluşmaktadır. Bazı kimseler yaşantısında sabırlı davranmak yerine hep bir acelecilik içinde olabiliyor. Bazı olaylar karşısında gereken sabrı gösterememek, insanları zor durumda da bırakabilir.
Trafikte aracıyla hız yaparak diğer araç sürücülerini tehlikeye atanlar, gidecekleri yere yalnızca birkaç dakika daha erken gitmenin hesabını yapabiliyor. İnsan hayatının her şeyden değerli olduğunu unutanlar, kendilerini ve araçlarında bulunanların da canlarını tehlikeye attığının farkında olmayabiliyor.
Trafikte sık sık şerit değiştirerek diğer araç sürücülerinin can güvenliğini tehlikeye atanlar, yapmış oldukları hareket ve davranışlarla, diğer araç sürücülerini hataya zorlayanlar bulunabiliyor. Bazı kimseler, yolun sadece kendisine ait olduğunu zannedip diğer insanları tehlikeye atabiliyor.
Saygı, insanların birbirlerine karşı olan tutum ve davranışların farkında oldukları, karşılıklı ilişkilerini anlayış çerçevesinde benimsedikleri bir olgudur. Saygı, empati kurarak, ‘bana yapılsa ne düşünürdüm’ diye hareket edebilmektir. Ulaşım konusunda da saygının daha fazla yer bulması gerektiğini düşünüyorum.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- KO-MEK hayata dokundu 29 Nisan 2026 Çarşamba
- Gereken özen ve duyarlılık… 28 Nisan 2026 Salı
- Engel değil, destek olmak… 27 Nisan 2026 Pazartesi
- Okuma alışkanlığı edinmek… 23 Nisan 2026 Perşembe
- Sahillerin doğal güzelliği… 22 Nisan 2026 Çarşamba
- Yeşil alanlar ve parklar… 21 Nisan 2026 Salı
- Evsel atıklar ve görsel kirlilik 20 Nisan 2026 Pazartesi
- Hoşgörü hayatın her alanında… 19 Nisan 2026 Pazar
- Ulaşımda saygı ve empati… 16 Nisan 2026 Perşembe
- Çevrenin korunması ve ekonomik katkı… 15 Nisan 2026 Çarşamba