Konuşmak kadar dinlemeyi de bilmeli
İnsanların birbirleri ile olan iletişiminde konuşma yeteneği önemli bir yer tutmaktadır. Konuşma yeteneği aynı zamanda insanları diğer canlılardan üstün tutan en büyük özelliklerdendir.İnsanlar konuşarak kendini ifade edebilir ve konuşma yeteneği insanların kişiliği üzerinde de etken olmaktadır. Çok konuşmak yerine gerektiği kadar konuşmak ve her konuda yorum yapmak yerine yalnızca bildiğimiz konularda yorumda bulunmak ise daha geçerli olandır. Yani yalnızca konuşmak, boş konuşmak anlamına da gelmemelidir.
Bazı kimseler ise neredeyse her konuda fikir beyan etmeyi adeta alışkanlık haline getirmiştir. Herhangi bir konuda bilgi sahibi olmadan yapılan konuşmalar, o kişilerin karşısındaki insanlara aslında bir şey bilmediği izlenimini de verebilir.Bazıları bilip bilmediği her şey hakkında yorumda bulunabilir, hatta bunu alışkanlık haline getirenler, her konuda ahkam kesmeyi ve çok bilmişliği yaşam felsefesi haline getirebilirler. Bu şekilde davranış sergileyen kimseler, fikir üretmek yerine sadece laf ürettikleri de olabiliyor.
Bazı kimseler bu şeklide davranışlar sergilerken, aslında kendilerini zor durumda bıraktıklarının da farkında olamayabiliyor. Söylemiş olduğumuz sözler insanların düşüncelerini dışarı vurmasıdır. Söz söylemek çok kolay olsa da, ağızdan bir anda çıkıveren sözlere de dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bazı kimselerin bilmedikleri konu neredeyse hiç yok gibidir. Sanattan siyasete, spordan ekonomiye kadar her konuda fikir sahibi olduklarını iddia ederler. Bazıları, bir konu hakkında fikir sahibi olmadıkları gibi sanki konunun uzmanı gibi anlatmayı huy edinenlerde bulunabiliyor.
Bu şekilde davranmak insanlara ne kazandırır, ne kaybettirir ona bakmak gerekiyor. Aslında kazandırdığı bir şey olduğunu söylemek pekte mümkün olmamakla beraber, kişilerin kendilerine kaybettirdiği çok şeyin olduğu da çoğu kez görülebiliyor. Üstelik bilmeden konuşulan veya tartışılan konular, topluluk ortamında yapılıyorsa, karşıdakilerde iyi bir intiba bırakılmayacağı da kesindir.
Birde toplu olarak bulunulan yerlerde benim doğrum senin doğrundan daha üstün anlayışı vardır ki, bu konuşulan konunun hepten başka yerlere gitmesine neden olur. Aslında bu gibi durumlarda konuşmak kadar dinlemeyi ve bilinmeyen konuyu araştırıp öğrenin de bilincine varabilmek gerekiyor.Zaten konuşulan kadar karşıdaki insanların da dinlenmesi bilinse, birçok sorunun da çözüme kavuşacağını düşünüyorum. Anlaşmazlıkların da birçoğunun iyi bir dinleyici olmamaktan kaynaklandığı kanaatindeyim. Bu durumda öne saygı kavramının da çıktığını düşünüyorum. İkili ilişkilerde saygı önemli bir yer tutuyor. Zaten saygı yoksa karşınızdakine bir şey anlatmanın da gereği kalmıyor.
Birde yine toplu olarak bulunan ortamlarda bazı insanların fikirlerini karşısındakine kabul ettirme dürtüsüyle olsa gerek, sesini yükselterek konuştuğuna da şahit oluruz. Öyle ki sesinin yükselterek konuşan kimse, sanki bu davranışı ile haklı çıkacağını zannedebilir. Oysa sesini yükselterek fikirlerini karşı tarafa aktarmaya çalışan kişilere de ne derece itibar edilir, o da ayrı bir konu. İnsan her aklına geleni söylememeli, söyleyecekleri sözcükleri iyi düşünerek yerinde ve zamanında söyleyebilmeli. Dinlemek yerine, sürekli konuşmayı tercih edenlerde bulunabiliyor. Önce dinlemek, sonra konuşmak daha doğru olandır.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Olumlu yönden bakabilmek… 27 Ocak 2026 Salı
- Teknoloji ve iletişim… 26 Ocak 2026 Pazartesi
- Sorumluluk ile hareket etmek… 25 Ocak 2026 Pazar
- Otopark alanları ve duyarlılık… 22 Ocak 2026 Perşembe
- Kapalı pazarlar fayda sağlıyor 21 Ocak 2026 Çarşamba
- Çevre bilinci önemli etken 20 Ocak 2026 Salı
- Çevre bilinci önemli etken 20 Ocak 2026 Salı
- Önyargılı olmamak… 19 Ocak 2026 Pazartesi
- Duyarlılık ve empati sorunları giderir 18 Ocak 2026 Pazar
- Yarıyıl tatili iyi değerlendirilmeli… 15 Ocak 2026 Perşembe