İki düşün bir söyle…
İnsanların birbirleriyle iletişimi doğal olarak konuşma ile olmaktadır. İnanlar konuşarak kendini ifade edebilir ve konuşma insanların kişiliği üzerinde de etken olmaktadır. Fakat yalnızca konuşmak, boş konuşmak anlamına da gelmemelidir.
Bazı insanlar her konuda fikir beyan etmeyi adeta alışkanlık haline getirmiştir. Herhangi bir konuda bilgi sahibi olmadan yapılan konuşmalar, o kişilerin karşısındaki insanlara aslında bir şey bilmediği izlenimini yaratır. Bazı durumlarda bilip bilmediğimiz her şey hakkında yorumda bulunduğumuz oluyordur. Fakat bunu alışkanlık haline getiren bazıları, her konuda ahkam kesmeyi de alışkanlık haline getirmişlerdir. Bazı kimseler, bilgi veya fikir üretmek yerine sadece laf üretebiliyor.
Toplum içinde yapılan bu davranışlar, kişileri çok kez de zor durumda bırakmaktadır. Söylemiş olduğumuz sözler insanların düşüncelerini dışarı vurmasıdır. Söz söylemek çok kolay olsa da, ağzımızdan bir anda çıkıveren sözlere de dikkat etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bazıları sanattan siyasete, spordan ekonomiye kadar her konuda fikir sahibi olduklarını iddia ederler. Üstelik bilmedikleri halde kendi bildikleri doğruları savunmaya devam ederler.
Bu şekilde davranmak insanlara ne kazandırır, ne kaybettirir. Aslında kazandırdığı bir şey olduğunu söylemek pekte mümkün olmamakla beraber, kişilerin kendilerine kaybettirdiği çok şeyin olduğunu da belirtmek isterim. Üstelik bilmeden konuşulan veya tartışılan konular, yeni tanışmış olduğumuz kişilerin bulunduğu topluluk ortamında yapılıyorsa, karşımızdakilerde iyi bir intiba bırakmayacağımız kesin gibidir.
Birde toplu olarak bulunulan yerlerde benim doğrum senin doğrundan daha üstün anlayışı vardır ki, bu konuşulan konunun hepten başka yerlere gitmesine neden olur. Aslında bu gibi durumlarda konuşmak kadar dinlemeyi ve bilmediğimiz konuyu araştırıp öğrenmeyi de iyi bilmemiz gerekmiyor mu?
Zaten konuştuğumuz kadar karşımızdaki insanları da dinlemeyi bilsek, birçok sorunun da çözüme kavuşacağını düşünüyorum. Toplum içinde meydana gelen anlaşmazlıkların da birçoğunun iyi bir dinleyici olmamaktan kaynaklandığı kanaatindeyim. Bu durumda öne saygı kavramının da çıktığını düşünüyorum. İkili ilişkilerde saygı önemli bir yer tutuyor. Zaten saygı yoksa karşınızdakine bir şey anlatmanın da gereği kalmıyor.
Birde yine toplu olarak bulunan ortamlarda bazı insanların fikirlerini karşısındakine kabul ettirme dürtüsüyle olsa gerek, sesini yükselterek konuştuğuna da şahit oluruz. Sesini yükselterek fikirlerini karşı tarafa aktarmaya çalışan kişilere de ne derece itibar edilir, o da ayrı bir konu.
Bu yüzden insan her aklına geleni söylememeli, söyleyecekleri sözcükleri iyi düşünerek yerinde ve zamanında söyleyebilmeli. “Söz gümüşse sükut altındır” atasözünde olduğu gibi, bazı durumlarda susmayı ve dinlemeyi bilmemiz gerektiğini düşünüyorum. Aksi halde bilmeden fikir beyan ettiğimiz konular çoğaldıkça, bizleri dinleyenlerinde azalacağı aşikardır.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- KO-MEK hayata dokundu 29 Nisan 2026 Çarşamba
- Gereken özen ve duyarlılık… 28 Nisan 2026 Salı
- Engel değil, destek olmak… 27 Nisan 2026 Pazartesi
- Önyargılı olmadan dinleyebilmek… 26 Nisan 2026 Pazar
- Okuma alışkanlığı edinmek… 23 Nisan 2026 Perşembe
- Sahillerin doğal güzelliği… 22 Nisan 2026 Çarşamba
- Yeşil alanlar ve parklar… 21 Nisan 2026 Salı
- Evsel atıklar ve görsel kirlilik 20 Nisan 2026 Pazartesi
- Hoşgörü hayatın her alanında… 19 Nisan 2026 Pazar
- Ulaşımda saygı ve empati… 16 Nisan 2026 Perşembe