Hangi komşuluk…
Ortak olarak yaşanılan bu gibi yerlerde ise insanların uymak zorunda oldukları kurallar bulunmaktadır. Bu kurallardan bazıları kanunlarla belirlenmiş olsada, bazıları da kendiliğinden oluşmaktadır. Çünkü toplu olarak yaşanılan yerlerde belirli kurallar belirlenmezse, herkes kendi bildiğini okuyacak ve bunun sonucunda da karmaşa ortaya çıkacaktır.
Eski zamanlardaki komşuluk ilişkilerinden bazılarını yaşça büyük olanlar bildiği gibi, yeni nesil ise eskilerdeki komşuluk bağlarını büyüklerinden dinlemektedir. Küçük yerleşim yerlerindeki komşuluk ilişkilerine nüfusu fazla olan yerlerde görebilmek mümkün olmuyor. Daha az nüfus yoğunluğuna sahip olan yerlerde komşuluk ilişkileri birbirine daha kuvvetli bağlarla bağlı iken, büyük kentlerde bu oran oldukça azalıyor.
Günümüzde ‘Komşu komşunun külüne muhtaçtır’ atasözüne rastlayabilmek mümkün olmuyor. Bunda en büyük etken ise aynı binada oturduğu halde birbirini tanımayan, tanısa bile saygı duymayan kişilerin göstermiş olduğu davranışlardan kaynaklanabiliyor. İnsanların birbirlerine karşı saygılı olması içinse mutlaka birilerinin söylemesine de gerek kalmaması gerekiyor. Nihayetinde hangi davranışların saygı çerçevesi içinde olduğunu, hangisinin ise saygısızlık kavramına girdiğini tahmin ediyorum aynı binada yaşayan insanların bilmesi gerekiyor.
Gerçek komşuluk denildiğinde komşunun iyi gününde de kötü gününde de yanında olan, sergilemiş olduğu tutum ve davranışlarla komşunun hakkını gözeten, ‘ben’ değil ‘biz’ duygusuna sahip olan, ortak yaşanılan yerlerde saygı kavramının öncelikli olduğunu bilen, komşularını rahatsız etmeyen, nezaket kurallarına uyan, komşusu ihtiyaç duyduğunda yardımına koşarak giden kimseler aklımıza gelmelidir.
Belirtmiş olduğum başlıkların hepsini bir arada görebilmek, günümüzde maalesef mümkün olamayabiliyor. Mutlaka söylemiş olduklarımın dışında tutum ve davranışlar sergileyen binalar mutlaka vardır. Fakat bunların sayısının da çok fazla olduğu kanaatinde değilim.
Birde komşuluk hukuku vardır ki, bunun gereği olarakda, kimse ortak olarak yaşanılan yerlerde koku, toz, duman çıkaran etkiliklerde bulunamaz. Aynı binada oturan kimseleri rahatsız edemez. Zaten kimsenin bir başkasını da rahatsız etmeye hakkı olamaz. Fakat saygı kurallarına uymayan, komşularının haklarına saygı göstermeyen, apartmanda yaşamanın ne olduğunu bilmeyen bazı duyarsız kimselerinde olduğunu da belirtmek isterim.
İkamet etmiş oldukları binalarda bu tür davranışlar sergileyen duyarsız kimseler, yalnızca kendilerini düşünüp, başka insanların hakkına riayet etmemektedirler. Komşularına karşı saygısız davranışlarda bulunan kimseler, yalnızca ‘ben’ duygusu ile hareket eden kimselerdir. Bu şekilde davranan kimselere ne söylenirse söylensin, yine kendi bildiğini okumaktadırlar. Şöyle bir düşünün, eski komşuluklara zamanımızda rastlayabiliyor musunuz? Cevabınız evet ise komşularınızın değerini iyi bilin derim.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Olumlu yönden bakabilmek… 27 Ocak 2026 Salı
- Teknoloji ve iletişim… 26 Ocak 2026 Pazartesi
- Sorumluluk ile hareket etmek… 25 Ocak 2026 Pazar
- Otopark alanları ve duyarlılık… 22 Ocak 2026 Perşembe
- Kapalı pazarlar fayda sağlıyor 21 Ocak 2026 Çarşamba
- Çevre bilinci önemli etken 20 Ocak 2026 Salı
- Çevre bilinci önemli etken 20 Ocak 2026 Salı
- Önyargılı olmamak… 19 Ocak 2026 Pazartesi
- Duyarlılık ve empati sorunları giderir 18 Ocak 2026 Pazar
- Yarıyıl tatili iyi değerlendirilmeli… 15 Ocak 2026 Perşembe