Gençlik yılları…
Hayatımızda unutulmaz anıları yaşadığımız, deli dolu günler geçirdiğimiz, yeni maceraları iple çektiğimiz gençlik yıllarımız…
Hani deriz ya…
Keşke dönebilsem gençlik yıllarıma diye.
Ama nafile zaman geçip gitmiştir.
Geriye dönüş yoktur artık.
Hala gençliğimizde yapmak isteyip de yapamadığımız şeyler gelir aklımıza veya yaptığımız, geriye alamayacağımız hatalarımızı düşünüp ah keşke! deyip iç çekeriz.
Gençlik; insanın en çok hata yaptığı, en çok maceraya atılmak istediği dönemdir.
Gençlik dönemi, insanın karakterinin tam olarak belirginleşmeye başladığı, buna rağmen en kolay kandırılabileceği bir dönemin başlangıcıdır.
Bugünün büyükleri olarak gençlerimize neler veriyoruz?
Hani bizim yapmak isteyip de yapamadığımız veya yaptığımız yanlışları onlarla paylaşıyor muyuz?
Yoksa kendi hallerine bırakıp hayatı kendisi öğrensin mi? diyoruz.
Günümüz gençliği, onlara yaşından daha küçük şekilde davranılmasını, ailelerin onlara sık sık kendi yaşadıkları dönemleri anlatıp, çocuklarından da onlar gibi davranmalarını beklemesinden hoşlanmıyor.
Şimdilerde anne-babalar olarak, gençlerimize yalnızca maddi anlamda destek vererek, onların ihtiyacını karşıladığımızı zannedip, yanılıyoruz.
Çocuklarımızı dershaneye göndermekle veya onların cebine harçlık koymayla onların ihtiyacını karşılamış olmuyoruz.
Onların esas ihtiyacı olan şey biraz daha ilgi, sevgi ve şefkat.
İnsanlar en yakınındaki kişilerden beklediği ilgiyi ve şefkati bulamadıklarında etrafına yöneliyor.
Gençler de, aynı şekilde büyüklerinden göremediği sevgi ve şefkati çaresizlik içinde dışarıda arama yoluna gidebiliyorlar.
Burada önemli olan genç nesillerin sesine kulak verip, onların dertlerine ortak olabilmektir. İlgileniyormuş gibi yapmayıp, sorunlarıyla, dertleriyle gerçek anlamda ilgilenebilmektir.
Hafta içi yoğun işlerimizi bahane edip ilgilenemediğimiz gençlerimizle, boş zamanlarımızda ne kadar ilgilenebiliyoruz?
Daha doğrusu zaman ayırabiliyor muyuz?
Onlarla arkadaş olup, sosyal olarak neleri paylaşabiliyoruz?
Anne-babaların en çok yakındığı konulardan birisi, çocukların aile’den kopuk yaşaması, kendi başlarına kararlar vermesi ve isyankar tutumları.
Çocuklar ise üzerine düşen sorumlukların farkına varıp, yarınlara kendilerini iyi hazırlamak durumundadır.
Evvela büyüklerine karşı saygı çerçevesi içerisinde davranmalı, bekledikleri hoşgörüyü, kendileri de büyüklerine saygılı davranarak göstermelidirler.
Unutmayalım ki…
Onlara çok şey almak değil, onlarla çok şey paylaşmak önemlidir.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Empati, iletişimde önemli etken 15 Mart 2026 Pazar
- Hizmet ve emeğe sahip çıkılmalı 12 Mart 2026 Perşembe
- Teknoloji ve zaman kavramı 11 Mart 2026 Çarşamba
- Trafikte gereken duyarlılık… 10 Mart 2026 Salı
- Evsel atık sorunu… 09 Mart 2026 Pazartesi
- Beklenen davranışlar… 08 Mart 2026 Pazar
- Örnek davranışlar sergilemek 05 Mart 2026 Perşembe
- Gereken bilinç ve farkındalık 04 Mart 2026 Çarşamba
- Sabırlı olabilmek önemli bir etken 03 Mart 2026 Salı
- Okuma alışkanlığı ve teknoloji… 02 Mart 2026 Pazartesi