Gençleri iyi anlayabilmek...
Gençlik, insanların yaşamları boyunca unutamayacakları anılarını yaşadıkları, en güzel dostluk ve arkadaşlıkların kurulduğu, bazen macera peşinde koşulan bazense büyük sorumlulukların omuzlara yüklendiği bir dönemdir. Belirli bir yaşı geçmiş olanlar gençlik yıllarına dönmeyi ne kadar çok ister. Çünkü gençliğimiz, hayatımızda belkide unutmayacağımız anları yaşadığımız günlerdir.
Yeni macera ve heyecanları iple çektiğimiz, deli dolu günler geçirdiğimiz günlerdir gençlik günleri. Bazen deriz ya, keşke dönebilsem gençlik yıllarıma diye... Ama zaman akıp gitmiştir ve gençlik yıllar çok gerilerde kalmıştır. Yaş ilerlediğinde gençliğimizde yapmak isteyip de yapamadığımız şeyler gelir aklımıza veya yaptığımız, geriye alamayacağımız hatalarımızı düşünüp ah keşke! deyip iç çekeriz.
Gençlik insanın en çok hata yaptığı, en çok maceraya atılmak istediği de bir dönemdir. Çünkü o yaşlarda gençlerin hayata bakış açıları çok farklıdır. Gençlik dönemi, insanın karakterinin tam olarak belirginleşmeye başladığı, buna rağmen en kolay kandırılabileceği bir döneminde başlangıcıdır. Gençlik dönemi aslında geleceğe atılacak olan ilk adımlardır. Bugünün büyükleri olarak gençlerimize neler veriyoruz veya onlardan neler bekliyoruz? Gençliğimizde bizim yapmak isteyip de yapamadığımız veya yaptığımız hataları bugünün gençleri ile paylaşıyor muyuz? Yoksa kendi hallerine bırakıp hayatı kendisi öğrensin mi? diyoruz.
Eski zamandaki gençlik ile günümüzdeki gençler arasında birçok farkta bulunuyor. Gelişen teknoloji, yaşam standartlarının yükselmesi, sosyal etkinliklerin daha fazla olması gibi nedenlerden dolayı, gençliğimizde yaşamadığımız birçok imkana şimdiki gençler çok daha kolay sahip olabiliyor.
Günümüz gençliği, onlara yaşından daha küçükmüş gibi davranılmasını, ailelerin onlara sık sık kendi yaşadıkları dönemleri anlatıp, çocuklarından da onlar gibi davranmalarını beklemesinden pekte hoşlanmıyor. Şimdilerde anne-babalar olarak, bazen gençlerimize yalnızca maddi anlamda destek vererek, onların ihtiyacını karşıladığımızı zannedip, yanılıyoruz.
Çocuklarımızı dersaneye göndermekle veya onların cebine harçlık koymakla onların ihtiyacını tam olarak karşılamış olmuyoruz. Gençlerin esas ihtiyacı olan şey biraz daha ilgi, sevgi, şefkat ve değer verilmesi. İnsanlar en yakınındaki kişilerden beklediği ilgiyi ve şefkati bulamadıklarında etrafına yönelebiliyor.
Burada önemli olan genç nesillerin sesine kulak verip, onların dertlerine ortak olabilmektir. İlgileniyormuş gibi yapmayıp, sorunlarıyla, dertleriyle gerçek anlamda ilgilenebilmektir. Yoğun işlerimizi bahane edip ilgilenemediğimiz gençlerimizle, ne kadar ilgilenebiliyoruz? Daha doğrusu zaman ayırabiliyor muyuz? Onlarla arkadaş olup, sosyal olarak neleri paylaşabiliyoruz? Bazı anne-babaların en çok yakındığı konulardan birisi, çocukların aileden kopuk yaşaması, kendi başlarına kararlar vermesi olabiliyor.
Bugünün gençleri ise üzerine düşen sorumlukların farkına varıp, yarınlara kendilerini iyi hazırlamak durumundadır ki bu da çok çalışmaktan geçiyor. Gençler, yaşının vermiş olduğu sorumlulukların bilincine de varabilmeli. Büyüklerin ise unutmaması gereken bir şey var ki, gençlere çok şey almak değil, onlarla çok şey paylaşmak önemlidir.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Empati, iletişimde önemli etken 15 Mart 2026 Pazar
- Hizmet ve emeğe sahip çıkılmalı 12 Mart 2026 Perşembe
- Teknoloji ve zaman kavramı 11 Mart 2026 Çarşamba
- Trafikte gereken duyarlılık… 10 Mart 2026 Salı
- Evsel atık sorunu… 09 Mart 2026 Pazartesi
- Beklenen davranışlar… 08 Mart 2026 Pazar
- Örnek davranışlar sergilemek 05 Mart 2026 Perşembe
- Gereken bilinç ve farkındalık 04 Mart 2026 Çarşamba
- Sabırlı olabilmek önemli bir etken 03 Mart 2026 Salı
- Okuma alışkanlığı ve teknoloji… 02 Mart 2026 Pazartesi