Dilin kemiği yok…
Ağzımızdan dökülen kelimelerin bir daha geri dönüşü olmadığını bilerek hareket etmek ve buna göre konuşmak en doğrusudur ama bazen düşündüğümüz gibi olamayabiliyor.
Bilmeyerek söylemiş olduğumuz sözler karşımızdaki insanları kırabilir, incitip geri dönüşü olmayan hatalara sürükleyebilir. Belkide bizlerin tabiatında değiştiremeyeceğimiz bazı şeyler vardır. Mesela bir konu hakkında yorum yapmak en çok sevdiğimiz işlerdendir. Önemli olan bizlerin o konu hakkında ne kadar bilgimizin olduğu değildir. Bizler için önemli olan yorumda bulunmaktır. Nihayetinde söz insanın düşüncesinin dışarı vurmasıdır.
Söz söylemek çok kolaydır. Ağzımızdan bir anda çıkıverir. Bazen hiç düşünmeyiz ağzımızdan neler çıktığını. Bazen söylediklerimizi bile unutup birileri bize ‘sen böyle söylemiştin ya!’ dediğinde bile, ‘öyle mi söylemiştim?’ dediğimiz olur. Yani ağzımızda çıkan kelimelere dikkat etmediğimiz gibi bir de ahkâm kestiğimiz zamanlar vardır. Laf olsun torba dolsun deriz ya işte o türden…
Düşünmeden söylediğimiz bir sözün ileride telafisi olmayan hatalara sürükleyebileceğini düşünmeyiz veya düşünemeyiz. Her ne kadar düşünceler ve davranışlar insanların kişiliği hakkında bilgi verse de, ağzımızdan bir anda çıkıveren kelimeler de bizler için veya karşımızdaki için önemli değil midir?
Her konuda fikir beyan ederiz. Siyaseti en iyi biz biliriz. Kültür ve sanattan tutun da aklınıza ne gelirse artık. Futbolda zaten üstümüze yoktur. Herhangi bir ortama girdiğimizde orada konuşulanlardan azıcık bir iki kelime duyup hemen başlarız anlatmaya. “Yahu kardeşim bir dinle bakalım ne kadar fikir sahibisin? Ne kadar biliyorsun? Çok konuşuyorsun fakat boş konuşuyorsun” derler. Bir Atasözü ‘az söyle çok dinle’ der. Ama günümüzde bazılarımız maalesef çok söyleyip az dinliyoruz. Acaba bizi buna iten sebep ne?
İnsanların aslında bir yerde kendisini topluma kabul ettirme, kendi fikirlerinin önemsenmesi ve kişinin bir yerde saygı görmesi gibi yanlış algılanır. Önemli olan çok konuşmak değil, bildiğimiz doğruları karşımızdakine aktarabilmektir. Bazen karşımızdaki insanları bir anda ağzımızdan çıkıveren bir cümle ile kırabilir, telafisi olmayan sonuçlara neden olabiliriz. Kalp kırmak ne kadar kolaysa, kırılan bir gönlü de almak bir o kadar zordur.
Bu yüzden ağzımızdan çıkan kelimelere dikkat etmeli, karşımızdaki insanlara empati kurarak yaklaşmalıyız. Her zaman karşımızdaki insana hoşgörü ve saygıyla yaklaşmalıyız. Bu şekilde davrandığınızda göreceksiniz hem siz, hem de karşıdaki kişi mutlu olacaktır.
Atasözünde de olduğu gibi “Söz gümüşse sükut altındır.”
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- KO-MEK hayata dokundu 29 Nisan 2026 Çarşamba
- Gereken özen ve duyarlılık… 28 Nisan 2026 Salı
- Engel değil, destek olmak… 27 Nisan 2026 Pazartesi
- Önyargılı olmadan dinleyebilmek… 26 Nisan 2026 Pazar
- Okuma alışkanlığı edinmek… 23 Nisan 2026 Perşembe
- Sahillerin doğal güzelliği… 22 Nisan 2026 Çarşamba
- Yeşil alanlar ve parklar… 21 Nisan 2026 Salı
- Evsel atıklar ve görsel kirlilik 20 Nisan 2026 Pazartesi
- Hoşgörü hayatın her alanında… 19 Nisan 2026 Pazar
- Ulaşımda saygı ve empati… 16 Nisan 2026 Perşembe