Davranışlarda duyarlı olabilmek…
Şehirlerde nüfusun artması ile birlikte çok katlı binalarda oturanların sayısında da artış oluyor. Güne başlarken tanıdıklarımıza vermiş olduğumuz selam, karşımızdakine duyduğumuz saygı ve sevginin yanında, gelenek olarak kültürümüze yerleşmiş bir olgudur. Bir ortama girildiğinde de gelen kimsenin güler yüzle selam vermesi o kimsenin orada bulunanlara göstermiş olduğu saygıdan ileri gelmektedir. Yine aynı şekilde karşıdaki kimsenin de verilen selamı alması olması gereken durumdur.
Aynı apartmanda oturup birbirini tanımayan, konuşmayan, hatta selamlaşmayan birçok insana rastlamak günümüzde maalesef mümkün olabiliyor. Komşularımızla sadece selamlaşmak yetmez. Birbirimizi tanımak, sadece adları bilmek değil, aynı zamanda sevinçlerine, üzüntülerine yanlarında olabilmektir. Gerçek komşuluk, yardımlaşmayı, dayanışmayı, güveni ve samimiyeti içerir.
Yaşamları boyunca yalnızca kendi yaptıklarını doğru kabul eden kimseler, toplum içinde yaptığı davranışlarla tepki çekmeyi alışkanlık haline getirmişlerdir. Öyle ki hiçbir şeyi umursamaz, yaptıkları davranışların sonunun ne olacağını da düşünmezler veya düşünmek istemezler. Bu kimseler hayatta yaşadığı olaylardan veya karşılaştıkları durumlardan ders çıkarmadıkları gibi, aynı alışkanlıklarına da devam ederler.
Toplumda ortak kullanım alanlarında yaşayanların birbirlerinin hakkına riayet etmesi, en önemlisi de toplumda yaşayan bireylerin, sorunlara aynı duyarlılıkla yaklaşması gerektiğini düşünüyorum. Toplumda bir arada yaşamanın getirmiş olduğu saygı ve nezaket kurallarının hiçe sayıldığı bazı durumlar, bunu yapan kimselerin yalnızca ‘ben’ duygusu ile hareket etmesinden kaynaklanıyor. Bazı kimseler yapmış oldukları hatalı davranışların farkında olmazken, bazıları da farkında olup umursamaz davranışlar sergileyebilmektedir.
İnsanların ortak olarak yaşamış oldukları toplumda birbirlerine karşı saygılı olması, ‘ben’ değil ‘biz’ duygusuyla hareket etmesi, toplumun hizmetine sunulan ortak kullanım alanlarındaki değerlere sahip çıkılması, olması gereken beklenen olgulardır. İnsanların birbirlerine karşı hoşgörüyle yaklaşması, karşısındaki kişilerin fikirlerine ve düşüncelerine karşı saygılı olunması, beklenen davranışlar içerisinde bulunmaktadır.
Toplumda örnek davranışlar sergilemek, aynı zamanda o kimsenin saygınlığını da arttırmaktadır. Bugünün küçükleri yarının büyükleri ve geleceğimizin teminatı olan çocuklar ise küçük yaşlardan itibaren büyüklerinin davranışlarını örnek alırlar. Toplumda yaşayan bireyler, yapmış oldukları davranışlarla çevresine örnek olurlar.
Toplumda istenmeyen davranış biçimleri ile karşılaşmak mümkün olabiliyor. Saygı ve duyarlılığın daha fazla yer bulması ile birlikte, sorunların daha da azalacağını düşünüyorum. Karşılıklı anlayış ve hoşgörünün, birçok sorunun anahtarı olduğu unutulmamalı, olaylara empati ile bakabilmeliyiz.
İnsanlar arasındaki sağlam bir ilişkinin temeli iyi bir iletişimle başlamaktadır. İyi iletişim kurabilen kimseler, gerek kendini ifade etmekte, gerekse karşı tarafın söylediklerini daha iyi anlayabilmektedir. Konuşulan kadar karşımızdaki insanları dinlemenin bilinmesi, birçok sorunu da çözüme kavuşturacaktır.
Hayatta bazen sevinilen, bazen de üzücü zamanlar olmuştur. Küçük şeylerden kimsenin kalbini kırmamalı, gönül almayı bilmeliyiz. Bulunulan her yaşın, her anın değeri de iyi bilinmeli. Hayatı güzel ve mutlu bir hale getirmenin, tamamen bireylerin kendi elinde olduğunu hatırlamalıyız.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Olumlu yönden bakabilmek… 27 Ocak 2026 Salı
- Teknoloji ve iletişim… 26 Ocak 2026 Pazartesi
- Sorumluluk ile hareket etmek… 25 Ocak 2026 Pazar
- Otopark alanları ve duyarlılık… 22 Ocak 2026 Perşembe
- Kapalı pazarlar fayda sağlıyor 21 Ocak 2026 Çarşamba
- Çevre bilinci önemli etken 20 Ocak 2026 Salı
- Çevre bilinci önemli etken 20 Ocak 2026 Salı
- Önyargılı olmamak… 19 Ocak 2026 Pazartesi
- Duyarlılık ve empati sorunları giderir 18 Ocak 2026 Pazar
- Yarıyıl tatili iyi değerlendirilmeli… 15 Ocak 2026 Perşembe