Anlamak için dinlemek gerekli…
Bazı insanlar günlük yaşantılarında karşılaşmış oldukları birtakım olaylar ve durumlar karşısında, önceden yorumda bulunur veya erkenden önyargıya varır. Bir durumu anlayıp dinlemeden varılan önyargılar ise yine o kişinin başkaları hakkındaki düşüncesi için olumsuz etki yaratır.
Yaşantımızın içinde birçok şey hakkında bilip veya bilmeden yorumda bulunup, bazen ağzımızdan çıkan kelime veya sözcüklere dikkat etmediğimiz zamanlar olmuştur. Ağzımızdan dökülen kelimelerin bir daha geri dönüşü olmadığını bilerek hareket etmek ve buna göre konuşmak en doğrusudur.
Bir kimse hakkında önyargılı davranarak, tahminlere dayalı ve o konu hakkında bilmediğimiz halde söylemiş olduğumuz sözler karşımızdaki insanları kırabilir, incitip geri dönüşü olmayan hatalara sürükleyebilir. Bazı kimseler yorum yapmaya o kadar meraklıdır ki, bilmedikleri bir şey neredeyse yok gibidir. Bu şekilde davranan kimseler için yorumda bulunmak en çok sevdiği şeylerdendir.
Önemli olan o kimselerin o konu hakkında ne kadar bilgisinin olduğu değildir, onlar için önemli olan yorumda bulunmaktır. Nihayetinde söz insanın düşüncesinin dışarı vurmasıdır. Ama unutulmaması gereken bir şey vardır ki, söz söylemek çok kolaydır. Söz ağızdan bir anda çıkıverir. Bazen hiç düşünmeyiz ağzımızdan neler çıktığını. Belki sinirli bir anımızda veya heyecanlı olduğumuz bir durumda, ağzımızdan çıkan kelimeleri tartmadan çıkardığımızda olmuştur.
Bazı kimseler her konuda yorumda bulunup, adeta çokbilmişlik yaparken, o konu hakkında ne kadar bilgisinin olduğu onlar için hiçte önemli değildir. Önemli olanın yorumda bulunmak olduğunu zanneden kimseler, aslında yanıldıklarının farkında bile değildir.
Her konuda fikir beyan eden kimseler, siyasetten tutunda kültür, sanat ve futbol başta olmak üzere bilmediği konu yoktur. Bu şekilde yanlış davranışlar sergileyen kimseler bir ortama girdiğinde orada konuşulanlardan bir iki kelime duyup hemen başlar kendi bildiklerini (aslında bilmediklerini) anlatmaya. Önemli olan çok konuşmak mı, yoksa bildiğimiz doğruları karşımızdakine aktarabilmek mi? Çok konuşmak ama boş yere konuşmak, kimseye bir fayda sağlamayacağı gibi gereksiz bilgilerle karşımızdakini de rahatsız etmiş oluruz.
Toplumda bu tür davranışlarda bulunan kimseler, bir yerde kendisini topluma kabul ettirme, kendi fikirlerinin önemsenmesi ve kendisinin saygı görmesi gibi yanlış algılar içinde bulunabilir. Önemli olan çok konuşmak değil, bildiğimiz doğruları karşımızdakine aktarabilmektir.
Bazı durumlarda karşımızdaki kimseler, bir anda ağzımızdan çıkıveren bir cümle ile kırabilir. Kalp kırmak ne kadar kolaysa, kırılan bir gönlü almanın da bir o kadar zor olduğunu hatırlamamız gerekiyor. Karşımızdaki insanlara her zaman hoşgörü ve saygıyla yaklaşmalı, çok konuşmak yerine iyi bir dinleyici olmayı bilmeliyiz. Kendimizi ifade edebilmenin en iyi yolu olan konuşmak kadar, bir de iyi bir dinleyici olabilmek gerekmektedir. Gerek ailede, gerek arkadaşlar arasında, gerekse iş hayatında, insan ilişkilerinin temeli, kişilerin karşılıklı olarak birbirlerini dinleme kapasitelerine dayanır.
Anlaşmazlıkların da birçoğunun iyi bir dinleyici olmamaktan kaynaklandığı kanaatindeyim. İyi bir dinleyici olabilmek için ise gibi önce sabırlı olmak gerekiyor. Karşımızdaki kimsenin sözünü kesmeden, ‘duymak istediklerimizi değil’, anlatılanları dikkatle dinlemenin, sağlıklı iletişimin en önemli kuralı olduğunu düşünüyorum.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Olumlu yönden bakabilmek… 27 Ocak 2026 Salı
- Teknoloji ve iletişim… 26 Ocak 2026 Pazartesi
- Sorumluluk ile hareket etmek… 25 Ocak 2026 Pazar
- Otopark alanları ve duyarlılık… 22 Ocak 2026 Perşembe
- Kapalı pazarlar fayda sağlıyor 21 Ocak 2026 Çarşamba
- Çevre bilinci önemli etken 20 Ocak 2026 Salı
- Çevre bilinci önemli etken 20 Ocak 2026 Salı
- Önyargılı olmamak… 19 Ocak 2026 Pazartesi
- Duyarlılık ve empati sorunları giderir 18 Ocak 2026 Pazar
- Yarıyıl tatili iyi değerlendirilmeli… 15 Ocak 2026 Perşembe