Balyoz Davasında Nihai karar 14 gün sonra açıklanıyor
Vardiya Bizde Platformu üyeleri Balyoz davasında Tutuklama kararının verilmesinin 1. Yılında yine bir araya geldi.
Asker eşleri ve aileleri tarafından gerçekleştirilen Sessiz Çığlık Eylemi’nde yine hüzün vardı.
Tutuklu asker eşleri ve yakınları tarafından her hafta sonu Cumartesi günü Değirmendere Çınarlık Meydanı’nda gerçekleştirilen Sessiz Çığlık Eylemi’nde bu hafta yine hüzün vardı. Eyleme katılımın az olması yine asker eşlerini üzdü.
“ADALET İSTİYORUZ”
Bu haftaki eylemde Dz. Kurmay Albay Ümit Metin’in eşi Berna Metin konuşma yaptı. Metin konuşmasında Balyoz’da tutuklama kararlarının 1. Yılı dolduğunu, Yargıtay’ın 14 gün sonra nihai kararı açıklayacağını belirtti. Metin, Balyoz davasında adaletin gerçekleşmesini istediklerini dile getirdi. Metin, yaptığı açıklamada “Balyoz’da adalet ve hukuk arayışımız sürüyor. Balyoz davasında üç yıl adaletin gerçekleşmesini bekledik. Mahkemelerin adalet ve hukuk çığlığımızı duyacağını umduk ama olmadı. Hukuksuzluk geçerli oldu. Yılmadık, mücadelemizi sürükledik. Bir yıldır da Yargıtay’dan adalet bekledik ama olmadı. Bugün 21 Eylül 2013’te Balyoz kararının üstünden tam bir yıl geçmiş, oldu. Tam bir yıldır Yargıtay’dan hukuk ve adalet çığlığımızın duyulmasını bekledik. Türkiye’de bugün artık toplumun hukuksuzluğa ve zorbalığa karşı sesini yükselttiği noktadayız. Maalesef Türkiye Cumhuriyeti tarihi halkını ezen, hukuksuz ve adaletsiz davalarla dolu. Balyoz davası sahte delilleri, dinlenmeyen tanıkları, düzmece CD’’leri, dikkate alınmayan onlarca bilirkişi raporları, zorbalıkla susturulan, savunması ve vicdanları derinden yaralayan sözde ‘karar’ ı ile bu karanlık tarihin içinde darbe dönemlerinde bile eşine rastlanmayacak bir hukuksuzluk ve adaletsizlik emsali olarak karşımızda duruyor” dedi.
“UTANÇ KARARININ BİRİNCİ YILI”
Dz. Kurmay Albay Ümit Metin’in eşi Berna Metin konuşmasının devamında tutuklama kararının 1. Yılı nedeniyle hazırladıkları raporu okudu. hazırlana raporda yer alan başlıklar şu şekilde.
“Balyoz Davası Temyiz Sürecinde… Peki, Neydi Balyoz?
1-Sanıklar ne ile suçlanıyor?
İddianameye göre, Kasım 2002 seçimlerinden hemen sonra Aralık 2002’de Ak Parti hükümetini devirmek için 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan önderliğinde nir darbe planı hazırlamakta. Plana göre camiler bombalanacak, Ege’de Türk Jet’i düşürülecek, birçok kuruma el konulacak ve siyasiler tutuklanacak.. Yine iddianameye göre 5-7 Mart 2003’teki plan seminerinde bu planların üstü kapalı provası yapmakla.
2- Plan Semineri yasal mıydı?
2003 yılında gerçekleştirilen plan seminerinin içeriği seminerden çok önce Genel Kurmay başkanlığı ile paylaşılıyor ve tamamen yasal Seminere Ankara’dan da 15 kişi gözlemci olarak katılıyor.
3-Peki ya ses kayıtları?
Seminerin tamamı dönemin 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan’ın emriyle kayda aldırılıyor ve resmi olarak arşivleniyor. Gizlice kaydedilmiş değil.
4- Seminere kimler katılıyor?
Seminere 162 kişi katılıyor ancak bunların sadece 52’si sanık durumunda. Diğer 110 kişinin ifadeleri bile alınmıyor. Dava kapsamında 365 sanığın yargılandığı düşünüldüğünde, başta denizci ve havacı askerler olmak üzere 313 kişinin bu seminer ile uzaktan yakından alakası yok.
5- Sanıklar bu seminerde darbe provası yapmış olamaz mı?
Bu seminerde hayali bir senaryo kapsamında, Yunanistan ile bir savaş halinde, aynı anda bir iç ayaklanma olması durumunda 1. Ordu’nun mevcut planının yeterliliği sınanıyor. Seminerde tartışılan senaryoda ne cami bombalanması var ne de jetin düşürülmesi… Ses kayıtlarından da incelenebileceği gibi bu seminerde de balyoz’un B’si Darbenin D’si konuşulmuyor. 1. Ordunun görev yeri Marmara bölgesi ile sınırlıyken, 162 kişinin bir araya gelip yasal zeminde ve kendi seslerini kayda aldırarak Ankara’dan gelen gözlemcilerin gözü önünde, Ankara’daki hükümeti devirecek ve tüm Türkiye’yi kapsayacak darbe provası yapması akla ve mantığa uygun değil!
6- Seminerde geçmiyorsa Balyoz Planı adı nereden çıkıyor?
Balyoz planı ve bu planla ilintili tüm belgeler sadece savcılara iletilen dijital ortamdaki delillerde yer alıyor ve bunların hepsi imzasız.
7- Savcının iddiasına göre Çetin Doğan’ın sağlık sorunları sebebiyle darbe yapılamamış?
Çetin Doğan’ın askeri kurallar gereği 2003 yılında emekli olacağı daha 2001 yılında herkes tarafından biliniyor. Kaldı ki kendisi geçirdiği kalp ameliyatı sonrasında görevine geri dönmüş ve birkaç ay sonra da emekli olmuştu.
8- Peki Çetin Doğan haricinde diğer subaylar emekli edilmişler mi?
Hayır. Tam aksine 2003 yılında Özden Örnek deniz kuvvetleri İbrahim Fırtına ise Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na terfi ettirilerek daha geniş yetkilere sahip oluyorlar.
9- İddianame’ye göre darbeyi Hilmi Özkök ve Aytaç yalman engellemiş. Bu kişiler mahkemede tanık olarak dinlendiler mi?
Hayır. Her ikisi de iddianameye göre kamu tanığı statüsünde olmalarına ve sanıklar tarafından defalarca talep edilmesine rağmen mahkeme heyetince tanık olarak dinlenmelidir.
10- Seminere geri dönersek… Bu seminere katılmayan sanıklar ne ile suçlanıyorlar?
Oraj, Suga, Çarşaf ve sakal olarak adlandırılmış ve tamamı dijital doküman olan darbe planlarındaki görevlendirme listelerinde isimleri geçtiği için suçlanıyorlar.
11- İmzalı belge yok mu?
İddianame kapsamında su atfedilen imzalı bir belge yok. Tamamı dijital Microsoft Word, Microsoft Excel ve resim dosyaları… Bu dijital verilerdeki sıkıntılar ise gerek mahkeme sürecinde gerekse de sonrasında kamuoyunda defalarca dile getirildi.
12- Dijital verilerde ne gibi sıkıntılar var?
Dijital ortamda manipülasyon yapmak son derece basit. TÜBİTAK raporlarında da belirtildiği gibi bilgisayar tarihini ve saatini değiştirerek, istenilen tarihli belge hazırlamak mümkün. Sözde Balyoz Planı ve eklerindeki dijital belgelerde 2 binden fazla zaman, mekan, kişi çelişkisi tespit edildi. Dijital veriler üzerinde manipülasyon yapıldığına dair bir diğer önemli kanıt ise belgeler oluşturulurken kullanılan yazı fontu Calibri ile ilgili. Suçlama konusu dijital belgelerin önemli bir bölümünde-ki bunlar arasında Balyoz Harekat Planı dokümanının kendisi de var- Calibri yazı fontu kullanılmış. Bu yazı fontu ilk defa Microsoft tarafından 2007 yılında piyasaya sürülen işletim sistemi ve Office paketinde kullanılmaya başlanılıyor. 2003 yılında oluşturulmuş gibi gözüken dijital belgelerde 2007 yılında piyasaya sürülen bir yazı fontunun kullanımı hiçbir şekilde mümkün değil ve dijital dokümanlar üzerinde ‘birileri’ tarafından yapılan sahteciliğin en belirgin göstergesi. Bu durum 2003 yılında işlenen bir cinayetin o tarihte satışta olmayan 2007 model bir tabancıyla gerçekleştirildiğini iddia ettiğine eşdeğer.
13- Tarih çelişkilerinin sebebi bu dijital dokümanların sonradan güncellenmesi ile açıklanamaz mı?
İki sebeple kesinlikle açıklanmaz.
a-Savcılık iddianamesi CD’ler içindeki dokümanların 2003 yılında ve tek seferde CD’ye kaydedildiğini belirtiyor. Eğer bu dijital dokümanlarda sonradan güncelleme olmuşsa bu durumda davanın düşmesi ve iddianamenin yeniden yazılması gerekiyor.
b-eğer bu dijitallerde güncelleme varsa neden tüm dokümanların son güncelleme tarihi 2003 yılını gösteriyor? Neden tüm askerler hala 2003 yılındaki rütbeleri ve görev yerleriyle bu dokümanlarda yer alıyorlar? Neden 2003 yılında emekli olmuş Çetin Doğan (ve o yıllarda emekli olan bir .çok asker) 2007 yılı ve sonrasında güncellendiği iddia edilen dokümanlarda yer alıyor?? Dijital verilerin güncellendiği iddiası bu verilerin “birileri” tarafından manipülatif olarak 2007 yılı ve sonrasında hazırlandığını gizlem çabasında başka bir şey değildir.
14- Mahkeme dijital delillerdeki bu soru işaretlerini gidermek için bilirkişi raporu almadı mı?
Hayır. Mahkeme heyeti, sanıkların yargılama sürecindeki yoğun ısrarına rağmen bağımsız bir bilirkişi heyetinden dijital verilerle ilgili bilirkişi almaya gerek duymadı. Sanıklar mahkeme süresince yurt içi ve yurtdışındaki en saygın üniversiteler, adli bilirkişi kurumları ve bilim adamlarından 30!a yakın bilirkişi raporu alıp mahkemeyle paylaştılar. Tüm bu raporlar dijital verilerdeki sahteciliğe açık vurgu yapıyordu. Ancak mahkeme heyeti, bilirkişi raporuna ihtiyaç duymadığı gibi sanıkları tarafından mahkemeye sunulan bilirkişi raporlarını da dikkate almadı” dedi.