‘Yetki verin Kocaeli’yi Paris yapalım’
24 Aralık 2017 14:08

‘Yetki verin Kocaeli’yi Paris yapalım’

‘Yetki verin Kocaeli’yi Paris yapalım’

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gölcük’teki sivil toplum kuruluşu temsilcileri, mahalle muhtarları ve azaları ile buluşmasında yaptığı konuşmada, “Bize 2019’da 5 yıllığına yetki verin, Kocaeli’yi Paris yapalım” dedi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dün Kocaeli’deki bir dizi programları kapsamında Gölcük’te My Liva Restoran’da mahalle muhtarları ve azaları, sivil toplum kuruluşlarının başkan ve yöneticileri ile bir araya gelerek sorunlarını dinledi. Toplantıya CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanı sıra CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Fatma Köse, CHP Kocaeli Milletvekilleri Fatma Kaplan Hürriyet, Haydar Akar ve Tahsin Tarhan, CHP İl Başkanı Cengiz Sarıbay, CHP Gölcük İlçe Başkanı İsmet İşeri, CHP İlçe Başkanları, CHP İlçe Kadın Kolları Yönetimi, CHP İlçe Gençlik Kolları Yönetimi, CHP eski milletvekilleri, sivil toplum kuruluşlarının başkan ve yöneticileri, spor kulüplerinin yöneticileri, muhtarlar ve azaları ile çok sayıda partili katılım gösterdi.

‘HEDEFİMİZ, DAHA GÜZEL BİR TÜRKİYE’DE YAŞAMAK’

Gerçekleştirilen toplantının ilk kısmı, basına kapalı olarak gerçekleştirildi. Burada CHP İlçe Başkanı İsmet İşeri ile bazı sivil toplum kuruluşlarının başkan ve yöneticilerine söz verildi. Toplantının basına açık kısmında ise CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bir konuşma yaptı. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Bir ortak hedefimiz var: Daha güzel bir Türkiye’de yaşamak. Bir ortak hedefimiz, amacımız olmalı. Bayrağımızın altında, bu güzel vatanda huzur içinde yaşamalıyız. Emin olun ki siyaseti, sadece ve sadece bunun için yapıyorum. Bu ülkenin insanı huzur içinde yaşasın. Bu ülkede her evde tencere kaynasın, bereket ve huzur olsun. Siyaset yapmamın ana nedeni budur. Herkesin fikrine, düşüncesine, inancına saygılıyım. Aradığım bir şey var: Bu ülkede mi yaşıyoruz, evet. Aynı havayı mı soluyoruz, evet. O zaman biz birbirimizle huzur içinde yaşamak zorundayız. Biz birlikte huzur içinde yaşarsak ne mutlu bize. Elbette ki düşüncelerimiz, görüşlerimiz farklı olabilir. Ama sonuçta biz Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşlarından biriyiz. Oturup konuşacağız. Ortak hakkı egemen kılacağız. Bir sorun varsa o sorunu çözeceğiz. Siyaseti bu yola girmek, yani huzur içinde yaşamak için yapıyoruz” dedi.

‘ÇÖZÜM İSTİYORSUNUZ; ÇÖZÜMÜ BİZ GETİRECEĞİZ’

Sözlerine devam eden CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Siyasetçinin ahlaklı olması lazım. Siyasetçinin vatandaşa hesap vermesi lazım. Çünkü siyasetçinin harcadığı her kuruşu siz ödüyorsunuz. Yeni doğan çocuğun vergisini doğar doğmaz ödüyorsunuz. Baba olur vergi ödersiniz, telefonla konuşursunuz vergi ödersiniz. Herkes vergi öder. Hiç kimse vergi ödemiyorum demez. Ben vergi ödüyorsam siyaset kurumu bunun hesabını vermelidir. Bunun sağı solu olmaz. Devleti yönetmeye talip olan veya yöneten kişi, her kuruşun hesabını millete vermek zorundadır. Eğer siyasetçi hesap vermiyorsa bu ülkenin vatandaşı ona hesap sormak zorundadır. Sandıkta hesap sormazsa kaybeden sürekli kendisi olur. Az önce esnaf odası başkanını dinledik. Sürekli yeniden yapılandırma oluyor dedi. Borç ödeyemiyoruz, vergi ödeyemiyoruz ama sürekli erteliyorlar diyor. Borçlar yeniden yapılandırılırken faiz de uygulanıyor. Neden faiz uygulanıyor? İmkanı olsa her borcunu ödeyecek. Borçları nereye kadar erteleyecekler? Çözüm istiyorsunuz. Çözümü biz getireceğiz. Biz esnaftan, çiftçiden, emekliden, mağdurdan, halktan yanayız. Ben sırtı kalın, elinde viski bardağı olanlarla beraber değilim. Ben vatandaşın derdi varsa her zaman onlarla olurum. Bir esnaf, bir yılda ne kadar vergi ödediyse o tutarda sıfır faizli kredi vereceğiz. İşini büyüt, çalışan sayını arttır diyeceğiz. Böylece üreten Türkiye’nin yolunu açacağız. Bir ülkenin saygınlığı üretmekle olur. Diyelim ki eski adıyla Bağ-Kur borcunuzu ödeyemediniz. Bir süre sonra borcunuzdan ötürü sağlık hizmeti vermeyeceklerini söylüyorlar. Kanun çıkarılmış, vermem diyor. Esnaf acile gidecek, hastaneye gidecek, hepsini cebinden ödeyecek. Sonrasında diyelim ki durumunu düzeltti, borcunu kapattı. Benim borcum yok, ödediğim sağlık harcamalarını geri verin derse hükümet geri vermiyor. Biz de diyoruz ki sağlık herkesin hakkıdır, borçla işi olmaz. Hastaneye giderek tedavini olacaksın. Hadi esnafın borcu var, sağlık hizmeti alamadı. Eşinin ne günahı var? Ona da bakmıyorlar. Buradan esnaflarımıza sesleniyorum: Senin gerçek dostun, çıkarlarını koruyan tek kişi Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Çünkü ben de sizin yetiştiğiniz şartlarda yetiştim. 7 çocuklu bir evde büyüdüm. Sarayda yaşamadım. Toprak damlı evlerde büyüdüm. Sağ olsun Türkiye Cumhuriyeti’nden; kurucusu Atatürk’ten ve silah arkadaşlarından. Eşit imkanlar sağladılar, kuş uçmaz kervan geçmez bir köyden geldim ve CHP’ye genel başkan oldum. Devletin en önemli makamlarına geldik. Dolayısıyla bu mücadeleye, tarihimize, şehitlerimize, gazilerimize saygı duyduk. Bugün burada çözümleri tartışıyorsak, konuşabiliyorsak bizlere bu imkanı sağlayan şehit ve gazilerimizdir” diye konuştu.

‘MUHTAR KANUNUNU ÇIKARACAĞIZ’

Muhtarların sorunlarına da değinen CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Muhtarlar Derneği Başkanımız konuştu. Bir kadın başkanın olması, çok daha güzel bir şey. Aramızda çok sayıda muhtar var. Bu topraklarda yapılan ilk seçim, 1833 yılında Kastamonu’da yapılan muhtarlık seçimidir. Dolayısıyla muhtarlar, demokrasinin temel taşıdır. Mahalleye, köye çıkar, ben muhtar olacağım der, uygarca yarışırlar, bir kişi seçilir ve muhtar olur. Muhtarlığın güçlendirilmesi, demokrasinin güçlenmesi demektir. 81 kanun, 332 maddede muhtar kelimesi geçer. İlk yapacağımız şey, bağımsız bir muhtar kanununun çıkarılmasıdır. Muhtar göreve geçince bunu bilmeli. Biz bunu yapıyoruz ve muhtarların desteğini istiyoruz. Belediye başkanı seçiliyor, yeri ve binası var. Vekillerin de yeri var. Yeri olmayan sadece muhtar. Neden bağımsız bir binası yok? Bunların olması lazım. Öyle bir proje geliştirilmeli ki nereye giderseniz gidin muhtarlık binasının olması, kalıcı bir mekanın olması lazım. Muhtar, göreve geldiği zaman yerinin hazır olduğunu bilmeli. Özellikle belli sayıda vatandaşın seçtiği muhtarlıklara belediyenin bir eleman tahsis etmesi lazım. Çünkü nüfusu büyük olan muhtarlıklarda muhtar, her konuya tek başına ulaşamaz. Her konunun muhtara getirilmesi gerekir. Muhtarlık kanununa konulacak bir hükümle bu kişinin gelmesi lazım. Tabi bu personel, belediyenin inisiyatifi ile değil, kanunla gelmeli. Diyelim belediye meclisinde sizin mahallenizle ilgili bir konu görüşülüyor ve karar alınıyor. Sizin hiç haberiniz olmaz. İster mahalle ister köy olsun. O mahalle ile ilgili bir karar alınıyorsa o muhtar söz ve karar sahibi olmalı. Böyle bir yetkiniz olursa mahalleden herhangi bir vatandaş geldiğinde size sorarsa siz de cevabını verebilirsiniz. Belediyelerde emlak vergisi toplanıyor. Emlak vergisinin tamamını belediye alır. Bu emlak vergisini verenler, size de oy verdi. O zaman emlak vergisinden belli bir payın muhtarlığa da ayrılması lazım” ifadelerini kullandı.

‘HANGİ PROJEYİ ÜRETTİYSEK SATIN ALDILAR’

Sözlerine devam eden Kılıçdaroğlu, “Biz muhtarlığı laf olsun diye savunmuyoruz. Demokrasiyi güçlendirmek için savunuyoruz. Emlak vergisinden muhtarlıklara ayrılacak payla o mahallenin yoksullarına yardım yapılacak. Bu yardımı da kaymakam değil, muhtarlık yapacak. Muhtar, yardımı partili olsun olmasın herkese götürür. Partili kendi adamlarına yardım götürür, diğerlerine götürmez. Bugüne kadar hangi projeyi ürettiysek bir kısmını satın aldılar. Muhtarların sosyal güvenlik primlerini ödemiyorlardı. Israrla takip ettik, sonrasında bir kısmını ödemeye başladılar. Daha fazlası da ödenmeli. Diğer partilerden gelen kişilere bu beş maddeyi sayın. Onlar sizlere CHP her şeye karşı diyecektir. Onlara şöyle deyin: Kılıçdaroğlu gelerek bize bunları anlattı, kendisi karşı çıkmıyor, Meclis’ten geçirin. Onlar getirirse biz de oy verir, oy birliği ile bunları kabul ederiz. Herkes muhtarlara saygı duymalı. Muhtar güçlendikçe bu ülkede demokrasi artar, gerilim yaşanmaz, huzur artar” dedi.

‘BENİM VATANDAŞIM, BU ÜLKEDE İKİNCİ SINIF MUAMELESİ GÖREMEZ’

OHAL sürecine de değinen Genel Başkan Kılıçdaroğolu, “OHAL’in kalkması gerekiyor. OHAL’lik ne var Türkiye’de? Normal bir süreci Türkiye’nin hızlı geçmesi lazım. Meclis çalışıyor, kanun çıkıyor. Milletvekillerinin hapse atılması doğru değil. Bu durum, Türkiye’de demokrasi var mı sorusunu ortaya çıkarır. Kamyoncu arkadaşımız söz aldı ve konuştu. Şunu söylemek istiyorum: Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir bütçe görüşmesinde, 2018 bütçe görüşmesinde bir bölümü sadece kamyonculara ayırdım. Ben sizin dertlerinizi biliyorum ve anlatıyorum. O zaman karşılıklı konuşmalıyız. Zorla en pahalı köprüden geçiyor, en pahalı mazotu alıyorsunuz. Bunları tek tek saydım. Cezalarınızı, otoyol paralarını da söyledim. Başbakan, kamyoncuların durumunun çok iyi olduğunu söyledi. Buna itiraz edecek olanlar da sizsiniz. Sizin sormanız lazım. Ben soruyorum ve derdinizi biliyorum. Kamyoncuların yakasını tutuyorum. Ben onların derdini dile getiriyorum, onlar da bana destek verecekler. Günde 8 – 10 saat direksiyon sallayacak, en ağır cezaları ödeyeceksin, sonra da kamyoncunun derdi yok diyecekler. Kamyoncu arkadaşımız dedi ki bari bizi Suriyeli konumuna getirin, biz de onlar gibi rahat ve huzurlu yaşayalım. Eğer Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, bu ülkede ikinci sınıf insan muamelesi görüyorsa bunun hesabını ben soracağım. Ama benden önce bunun hesabını sizin sormanız lazım” ifadelerine yer verdi.

‘BÜYÜME VARSA NEDEN ŞİKAYET EDİLİYOR?’

Sözlerine devam eden Kılıçdaroğlu, “Bu bölge, 17 Ağustos 1999 depremini yaşadı. Türkiye, tek yürek halinde tüm ağırlığını buraya verdi. Rahmetli Bülent Ecevit, vergi kanunlarını değiştirdi, deprem kanunlarını getirdi. Binaları, okulları yeniden yaptılar. Bu vergilerin kuruş kuruş nereye harcandığını Başbakanlık sitesine herkes okusun diye koydu. Suriyeliler için 30 milyar dolar para harcandı diyorlar. Ben de bu 30 milyar doları kimin için ve ne zaman harcadınız diye sordum. Kıyamet koptu, her türlü hakaret söylendi. Bu ülkenin vergisini alıyorsun, 3 milyon Suriyeliye veriyorsun. Ben de hangi Suriyeliye verdin diyorum. Eğer bu parayı Suriyeliler alsaydı ev bark sahibi olurlardı. Tüyü bitmemiş yetimin hakkı için soruyorum. Bana diyorlar ki niye böyle muhalefet ediyorsun? Vatandaşın derdini kim dile getirecek? Günün 24 saati her türlü hakarete maruz kalıyorum. Tehditlere karşı asla ve asla bir milim geri adım atmayacağım. Bu ülkenin hakkını, hukukunu savunacağım. Benim kitabımda yandaş yok, vatandaş var. Türkiye iyi yönetilmiyor. Hiç kimse memnun değil. Büyüme %11,1 arttı diyorlar. O zaman kamyon şoförü, çiftçi, ev kadını niye şikayet ediyor? Kimin cebi şişti? Herkes hayır diyorsa bu parayı kim aldı? Ben bu paraların hesabını soracağım. Vergi vermemek için Man Adası’nda şirket kuracaksın, ben bunun hesabını sorunca bana her türlü hakareti yapacaksın. Esnafın Man Adası’na gidecek gücü yok. Oraya gitse vergi de ödemeyecek. Vergi vermemek için her türlü dümeni çevireceksin, sonra da yerli ve milliyim diyeceksin. Hadi canım. Sen gayri millisin. Ben alın teri ile kazanan herkesin yanındayım. Rızık, helal bir kavramdır. Helal olan, alın teri ile kazanılandır. Çiftçi sabah tarlaya gidiyorsa, 24 saat kamyon şoförü direksiyon sallıyorsa helallik budur. Sen bunların hiçbirini yapmayacaksın, Reza Zarrab bakanlarına milyonlarca dolar rüşvet verecek, sonra sen bana rızıktan söz edeceksin. Sen rızıktan söz edemezsin. Rızık başka, haram başkadır. Zarrab sahtekardır diyemiyor, ben diyorum. Bu adam sahtekardır. Zarrab, benim aleyhime birçok dava açtı. Davalar şu an Yargıtay’da. Avukatı bana telefon ederek davalardan vazgeçmek istediklerini söylüyor. İster geç ister geçme. Sahtekarın davası neyse o davanın sonuna kadar gideceğim” dedi.

‘HERKES DÜŞÜNCESİNİ ÖZGÜRCE SÖYLEMELİ’

2019 sürecine değinen Başkan Kılıçdaroğlu, “2019 çok önemli. 2019’da Türkiye bir yol ayrımında. İki seçenek var: Demokrasiden yana olanlar ve olmayanlar. Ne olursa olsun, kim olursa olsun kim demokrasiyi savunuyorsa bizimle olsun. Bir ortak paydamız var. Bayrak bizim ortak paydamız. Vatan, millet, bizim ortak paydamızdır. Demokrasi de 80 milyonun ortak paydası olmalıdır. Benim düşünceme sahip olmayan kişi de düşüncesini özgürce söylemeli. Ortak aklı böyle oluşturabiliriz. Benim dediğim doğru, diğerlerininki yanlış. Böyle olmaz. Belki ben yanlış düşünüyorum. Dolayısıyla demokrasiyi yaşatmalıyız. Bazı kişiler böyle düşünmeyebilir. Demokrasiyi istemeyenler olabilir. Otoriter bir rejim, hiçbir zaman büyüme getirmemiş, sadece yoksulluk ve huzursuzluk getirmiştir. Demokrasiden yana tavır takınmalıyız. Türkiye öyle bir noktaya geldi ki komşunun kimliğini sorgular hale geldik. Türkiye, süratle ayrışma noktasına geliyor. Siyaseten sorgulanması gereken biri varsa sorguluyoruz. Emeklinin, işsizin hakkını korumak için bir arada olmalıyız. Sorgulamamızın özünde tüyü bitmemiş yetimin hakkını korumak var. Kim istemez her evde huzur olsun. Herkes bunu ister. Siyasetçi her şeyin hesabını vermelidir. Bunları yapmamız lazım” dedi.

‘2019’DA O ADALARIN TAMAMINI ALACAĞIM’

Konuşmalarına son veren Kılıçdaroğlu, “Yunanistan, Ege adalarının 18’ini işgal etti. Ben bunu dile getirdim. Bununla ilgili bir cümle dahi kurulmadı. Yunanistan Savunma Bakanı gel de al diyor. 2019’da gelip o adaların tamamını alacağım. Bunu niye söylüyorum? Bir dönem Kıbrıs için de diyorlardı. Rahmetli Ecevit, çıktı aldı o toprakları. Hani dünya lideriydin, neden konuşmuyorsun? Süleyman Şah Türbesi’ni kaçırdılar. Ben orada gerekirse şehit olur, vatan toprağımı korurum. Bu ülkenin çakıl taşı bile kıymetli. Hani milliydiniz? Neden Yunanistan Savunma Bakanı’na ‘Sen Türkiye Cumhuriyeti Ana Muhalefet Partisi’ni tehdit edemezsin’ diyemedin? Millilik kişiye özgü değil, herkesin ortak kanaatidir. Millilik, vatanseverliktir. Adamlar 18 adayı işgal ediyor, bayraklarını asıyor, bana dönüp bir tek cümle etmiyorlar. Terörle mücadelede yaralanan gazilerimizin diğer malül gaziler gibi eşit olması için elimizden geleni yapmaktayız. Gazinin ayrımı olmaz. 15 Temmuz’da şehit olanın ailesine daha çok, -40 derecede vatanı koruyan şehidin ailesine daha az maaş olmaz. Şehitlerimiz, hepimizin onur ve gururudur. Gazilerimiz de aynı şekilde. Bir toplumun onlara ayrıcalık tanıması, o toplumu yüceltir. Bir toplum, gazi ve şehitlerine verdiği değerle ayrıcalıklı olur. Biz bu anlayışla çalışıyor ve mücadele ediyoruz. Sizin haklarınızı sonuna kadar savunuyoruz. Eskiden ‘Şu CHP her şeyi eleştiriyor’ derlerdi. Şimdi tüm sorunları dile getiriyoruz. İşsizlik ülkemizin en büyük sorunudur. Dört üniversite mezunundan biri işsiz. Ekonomi büyüyorsa işsizlik düşmeli. Ekonomi büyümüyor, birilerinin cebi büyüyor. Asgari ücret görüşmeleri var. Asgari ücret, vergisiz net 2 bin lira olmalı. Daha önce asgari ücret 1500 lira olmalı dedim, kıyamet kopardılar. Bizim belediyelerimizde asgari ücret 1500 lira. CHP yapıyor da devlet neden yapmıyor. Ülkemiz zengin bir ülke ve paramız da var. Asgari ücretin 2 bin lira olmasına fazla diyenler, 2 bin lira ile bir ay geçinmeye çalışsınlar. Allah’ın izniyle buranın büyükşehir belediyesini de alacağız. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin sahip olduğu imkan hiçbir belediyede yok. 5 yıl yetki verin, burayı Paris’ten daha güzel yapıp bir kimliğe kavuşturacağız. Kocaeli’yi tüm dünyaya tanıtacağız” dedi. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasının ardından Metin Meydanlı isimli bir vatandaş, Kılıçdaroğlu’na çiftçinin durumunu anlatan bir tablo hediye etti. Kılıçdaroğlu, konuşmanın ardından İzmit’te yapılacak programlara katılmak üzere ilçemizden ayrıldı.  Erdem ŞENGÜL

BENZER HABERLER
X