‘Türkiye kazansın diye çabalıyoruz’
02 Şubat 2017 17:10

‘Türkiye kazansın diye çabalıyoruz’

Cumhuriyet Halk Partisi Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet, geçtiğimiz akşam CHP İlçe Binası’na bir ziyaret gerçekleştirerek yeni anayasa ve referandum ile ilgili açıklamalarda bulundu.

 Milletvekili Hürriyet, ziyarette yaptığı konuşmada “Türkiye kazansın diye çabalıyoruz” dedi

Cumhuriyet Halk Partisi Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet, geçtiğimiz akşam CHP İlçe Bina’sına gelerek bir ziyaret gerçekleştirdi. Ziyarette CHP İlçe Başkanı İsmet İşeri ve yönetimi, CHP İlçe Kadın Kolları Başkanı Türkan Çimen ve yönetimi ile çok sayıda partili katıldı. Ziyarette ilk olarak sözü CHP İlçe Başkanı İsmet İşeri aldı. Başkan İşeri, “Vekillerimiz, Cumhuriyete ve demokrasiye sahip çıkmak adına büyük bir mücadele veriyorlar. Vekilimiz, İlçe Kadın Kolları ile birlikte bugün sahadaydı. Gerçekten kadın kollarımız arı gibi çalışıyor. Her eve gidiyor, halkımıza her şeyi anlatıyorlar. Milletvekilimiz onlara destek veriyor. Yaklaşık iki aydan bu yana meclis üyelerimiz ve parti yöneticilerimiz ile mahallelere giderek halkımızla buluşuyoruz. İlçemizde 19 mahallede toplantılar düzenledik. Mahallelerimizde tüm üyelerimizle hayır kampanyası sürecini birlikte sürdüreceğiz. Adım attığımız her yerde, ülkemizin geleceği açısından çok önemli bir noktadayız. Herkesin Cumhuriyetini, demokrasisini, geleceğini güvence altına almak için bu süreç çok önemli. Geçtiğimiz gün bir yere gittim. Kendilerine hayırlı günler dedim. ‘Siyasi olarak mı söylüyorsunuz?’ diye cevap verdiler. Nerdeyse hayırlı cumalar demeyi bile kesecekler. Hayırda hayır vardır. Şu an Recep Tayyip Erdoğan ülkemizin Cumhurbaşkanı. Sandıktan bir başkasını çıkaramadığımız müddetçe demokrasiye saygı duyacağız. Ama cumhurbaşkanının da herkesin düşüncesine saygı duyması lazım. AKP’ye oy verenlerden bazıları ‘Bu kez hayır vereceğim’ diyor. Bu bir siyasi yarış değil. Çalışmalarımızı bu şekilde sürdürürsek hayır çıkacağına inanıyorum” dedi.

 ‘TERÖRÜ, İŞSİZLİĞİ NASIL ÇÖZERİZ BUNLARI KONUŞMAMIZ LAZIM’

Başkan İşeri’nin ardından sözü CHP Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet aldı. Milletvekili Hürriyet, yaptığı konuşmasında “Terörü, işsizliği nasıl çözeriz; bunları konuşmamız lazım. Ama biz onların deyimiyle cumhurbaşkanlığı, bizim deyimimizle başkanlık sistemini konuşuyoruz ki zaten Cumhurbaşkanı da geçtiğimiz akşam yaptığı toplantıda ‘Başkanlık geldi, haberiniz olsun’ dedi. Bu hırsın başkanlık hırsı olduğunu biliyorduk. Bu nasıl bir hırs ki meclisi neredeyse muharebe meydanına çevirdiler. Bütün sansürlemelerine rağmen, vatandaş görmesin, duymasın, bilmesin diye iktidarın sansürlemesine rağmen biz büyük bir gayretle, büyük bir mücadeleyle, hepsine de kafa tutarak sizlere yansıtmaya çalıştık. Orada neler olduğunu göstermeye çalıştık. Orada AKP’nin nasıl suç işlediğini, meclisi nasıl bir suç mahalli haline getirdiğini bütün vatandaşlarımıza göstermeye çalıştık. Hatta ne yazık ki bu gazi meclis, herkesin gözünün içine baka baka ‘Suç işliyorum’ diyen bakanı gördü. Ülkeye örnek olması gereken bakanlar, herkesin gözünün içine baka baka bunları söyledi” dedi.

 ‘TÜRKİYE BİZDEN ÇOK ŞEY BEKLİYOR’

Milletvekili Hürriyet, “Biz bunları vatandaşa gösterelim, vatandaşın kendi seçtiği vekillerin kendisi ile ilgili neler konuştuğunu görsün, duysun, bilsin diye yayınlamaya çalışırken bir de ne yazık ki darp edildik. Açıkça söylüyorum, AKP suç işlemeyi sevdi ama suçüstü yakalanmaktan da hiç hoşlanmadı. O suçüstü yaptığımız hallerde bize o öfkesini şiddet olarak kustu. Bu şiddetten nasibini almış birisi de benim. O şiddet yine durmadı. Kadınların kadına şiddeti de hiç bitmiyor. Bir sonraki gün de bizim engelli milletvekilimiz Şafak Pavey, AKP’li kadın vekiller, AKP’li erkek vekillerin yönlendirmesiyle, bir el hareketiyle kadını darp ettiler. Onunla ilgili olarak bir fotoğrafı herkese sunuyorum. O fotoğraf, şiddetin fotoğrafıdır. Engelli vekilimize saldıranlar, ‘Biz nasıl mağdur edildik’ dedikleri fotoğraftır. Bu fotoğraf, bana vicdansızlığı anlatıyor. Bizim mücadelemiz bu şiddet ve utanmazlıkladır. Sonrasında da bıyıklı Yeliz’leri gördük. Bu gerçekten utanç. O vekil, bize ‘Fotomontaj yapıyorsunuz’ dedi. Ama canlı yayında fotomontaj henüz çıkmadı. Sorumluluğumuz ve yükümüz ağır. Türkiye bizden çok şey bekliyor. Çok çalışmak zorundayız. Bizim mücadelemiz bir kişi değil. Evet çıkarsa bir kişi, hayır çıkarsa tüm Türkiye kazanacak. Biz tüm Türkiye kazansın diye çabalıyoruz” dedi.

 ‘GELECEĞİMİZDEN ENDİŞE EDİYORUZ’

Hürriyet, açıklamasının devamında “Temas kurduğum her seçmene konuyu anlatıyorum. Ben bir anneyim. Biz toprak olup gideceğiz ama evlatlarımız yaşamaya devam edecek. Ben evladının geleceğinden endişe eden bir anneyim. Ben hukukçuyum. Gece yarısı çıkan kanunların bu ülkeyi nereye sürüklediğini iyi bilen bir hukukçuyum ve bundan dolayı kaygım var. Bu anayasanın ülkeyi nereye sürükleyeceğini iyi bildiğim için kaygılıyım. Kaygılarımızı anlatmaya çalışıyoruz ve anlatıyoruz. Ne diyor Mustafa Kemal Atatürk; ‘Dinlenmemek üzere yola çıkanlar, asla yorulmazlar’. Biz de yorulmadan, dinlenmeden anlatacağız. Bu işin artık parti meselesi olmadığını, parti seçimi olmadığını, bu işin memleket meselesi olduğunu, ülkenin geleceği ile ilgili olduğunu, bugün ülkenin anahtarını bir kişiye asla teslim etmememiz gerektiğini herkese anlatmak zorundayız. Yugoslavya bir referandum gerçekleştirdi ve ardından parçalandı. Suriye’deki durumu biliyoruz. Bizim gibiydiler. Bölündüler ve sonrasında taş taş üstünde kalmadı. Biz neden bir diktatöre ihtiyaç duyuyoruz? Neden tüm yetkilerini, tüm kurumlarını, her şeyi, hakkımızda alınacak her türlü kararın yetkisini tek bir kişiye devretmeye çalışıyoruz? Ne zorumuz var ki bizim, demokrasi istemek, adam gibi bir arada yaşamak varken? Bu kadar yıldır birçok etnik kimliği, yaşamı, kültürü bir araya getirmiş bir cumhuriyetimiz varken 15 Temmuz’da sımsıkı sarıldığımız, Cumhuriyete düşman olanların bile sıkı sıkı sarılmak zorunda olduğu ve öylelikle kendilerini kurtardığı cumhuriyete sarılmak varken niye bir kişinin iradesine teslim ediyoruz? Bunu anlatacağız vatandaşa” dedi.

 ‘BÖYLESİ SORUMSUZ BİR SİSTEM’

Hürriyet, “Niye benim maaşıma, ödeyeceğim SGK primine, yaşayacağım yaşam koşullarına, çocuğumun alacağı eğitime tek bir kişi karar versin? Benim iradem yok mu? Ben milletvekilini bu iradeyi göstersin diye seçiyorum. Ya o bir kişi yanılırsa, kandırılırsa, hata yaparsa nasıl dönecek o hatadan? O ülkeyi o hatadan nasıl döndüreceğim? Bakıyorum anayasaya, hiçbir çözümü yok? Başkanı hata yaptığı takdirde döndürebileceğim, yargılayabileceğim, hesap sorabileceğim, seçtiğim gibi indirebileceğim hiçbir mekanizma yok? Hukukçu olarak söylüyorum: Seçiyoruz, oturtuyoruz, sabah kalkıyor, canı ne istiyorsa kaldırıyor. Trakya’nın bütün illerini birleştirdim, eyalet yaptım dedi, yapar. Savaşmaya karar verdim dedi; savaşır. Nasıl engel olacağım? Suç işledi mesela. Yargılamak istiyorum. Ancak 400 milletvekili imza getirirse başkan yargılanabilir. Bu kural, başkan yardımcıları için de geçerli. Partili cumhurbaşkanlığı sisteminde 400 milletvekili bulmak mümkün mü? Çok zor. Diyelim ki bulduk. Nasıl bir garanti veriyor bu anayasa? 400. imzayı tamamlamadan hiçbir gerekçe göstermeden meclisi feshettim diyebilir. Feshederse kendi de seçime gidecek diyorlar. Zaten amacı o. Seçime götürecek ki kendisini yargılamak isteyen milletvekillerini değiştirecek. Diyelim ki feshetmedi. 400 imza ile yüce divana, Anayasa Mahkemesi’ne göndereceğiz. Anayasa Mahkemesi’nin 15 üyesinin 15’ini de başkan belirliyor. Kimi kime yargılatacağım? Böylesi sorumsuz bir sistem” dedi.

 ‘YARIN KİMİN GELECEĞİNİN GARANTİSİ VAR MI?’

Açıklamalarına devam eden CHP Kocaeli Milletvekili Hürriyet, “Başbakanlık gidiyor. Bakanların artık meclise katılma zorunluluğu kalkıyor. Eskiden en azından ufak işler yaptırılıyordu ve mecliste olmak zorundaydılar. Artık bu da yok. Bakanlar isterlerse locadan izleyebilecek. Bakanlar ve başkan yardımcıları, sadece başkana karşı sorumlu olabilecek. Benimle ilgili karar alacak ve ben sorgulayamayacağım. Ben meclis olarak taşeron işçiler kadroya geçirilsin diyeceğim, çoğunluğu bulduk, yasayı çıkardık, başkana gönderdik. Başkan ‘Bunu beğenmedim, veto ettim’ diyebilecek. Ülkenin anahtarını tek bir kişiye teslim edeceğiz. 5 yaverinden 4’ü hain çıktı. Başkan yardımcılarının hain çıkmayacağını nerden bileceğiz? Yurt dışına çıkarken yetkisini bir kişiye vekaleten verecek. Diyelim ki başkan yardımcısı FETÖ’cü çıktı. Anında savaş kararı alabilir. Ülkeyi satabilir, her karara imza atar, cezaevlerini boşaltır, ülkeyi kaosa sokar. Yarın kimin geleceğinin garantisi var mı? Anayasa ile verilmek istenen yetkiler, Atatürk’e de verilebilirdi. Neden Atatürk bu yetkileri almadı? ‘Benden sonra kimin geleceğini ben nerden bileyim? Neden geriye dönüş yapalım?’ dedi. Bu kadar etnik kimliği tek çatı altında topladı ve millet yaptı. Bir kere kaybedersek tekrar sahip olmamız mümkün değil. Ben geçmeyeceğine inanıyorum ama bir daha bize seçme hakkı verilmeyecek. Şu anda AKP’liler aynı sözü söylüyor. ‘Kuvvetler ayrılığı ilkesi getiriyoruz’ diyorlar. Yasama yetkisi, kanun yapma yetkisi, veto yetkisi veriyorsun. Bir de üzerine Amerika’daki gibi diyorsun. Amerika’da başkanın veto yetkisi yok. Meclise tabi. Yargıyı komple bir kişinin eline veriyorsun. Ama Trump’ın aldığı kararı mahkeme geri çevirdi. Hani Amerika’daki gibiydi bu başkanlık sistemi? Meclisi feshetme yetkisi veriliyor. Hadi Trump senatoyu feshetsin. Edemez. Ama burada veriyorsun. Bu kuvvetler ayrılığı değil, kuvvetler birliği. 400 vekilin imzası, Anayasa Mahkemesi, ki bu mahkemenin 15 üyesini kendisi belirliyor. Yani yargılayamıyorsun. İmkansızın da imkansızı. Şu anda yaratılan sistem bu. Biz bunları insanlarımıza tek tek anlatmak zorundayız. Bu yeni bir proje değil. Bence halen kandırılıyor olabilirler. Bu projeyi isteyenlerden biri de Abdullah Öcalan. Tam da federasyonu ve parçalanmayı getirecek bir projeden bahsediyoruz. Rejim değişikliğini getiren bir proje. Bu projenin kazananı yoksul, işsiz, atanamayan öğretmen, taşeron işçi olmayacak. Kazanan tek kişi olacak. Kazanan sadece saray olacak. ‘Yere batsın saraylarınız’ isyanım, halkın isyanıdır” dedi.

 ‘CESUR OLACAĞIZ, KORKMAYACAĞIZ’

Hürriyet, konuşmasının sonunda “2010 referandumundaki hataların tekrar yaşanmasını istemiyoruz. O zaman bağırdık. Bu ülkenin liyakatıyla bu kadar oynarsanız gün gelir ülkenin dibine dinamit koyarsınız dedik. 15 Temmuz bombaları, o dönemin evetleri ile bize geldi. Her konuda haklı çıktı. Kıbrıs’ı satıyorsunuz dedik, halkı çıktık. İşte Kıbrıs meselesi patlak verdi. Bugüne kadar ne dediysek haklı çıktık. Burada da haklıyız. Meşru olan haklıdır, haklı olan kazanır. Biz haklıyız, meşruyuz ve kazanacağız. İnanarak söylüyorum: Bizi yönetenlerin kandırılmasına bizim tahammülümüz yok. FETO meclise 3 bomba attı, AKP bu anayasa ile birlikte 18 bomba atma hazırlığında. O bombaları engelleyecek olan biziz. Cesur olacağız, korkmayacağız. Tüm Türkiye’ye buradan sesleniyorum: Partililerimiz ciddi bir nefer olarak çalışıyor. Evinde oturan insanın da içi gidiyor. Halk korkuyor ve korktuğunun da farkında. Kolay bir şey değil sahada mücadele etmek. Ülkenin geleceğini düşünen, Cumhuriyetin yıkılmasını istemeyen, Atatürk ve ilkelerine bağlı, çocuğunun geleceğinden endişe eden tüm yurttaşlarımıza söylüyoruz; hadi bir cesaret. Çünkü son nokta. Özgürlüğü, demokrasiyi, milli iradeyi, hak ve hukukumuzu savunmak zorundayız. Özgürlük, savunmayı bilenlerin olacaktır. Biz bunu başarabilecek güçteyiz. Anlatmak yetmez, ikna etmeye çalışacağız. Anayasa ne getirecek, ne götürecek, bunları anlatacağız. Anayasada ülkemizin 140 yıllık geleneğinin silinip tüm yetkilerin bir kişiye verilmesi var. Uzun uzun anlatmaya gerek yok. Yasama, yürütme ve yargı tek kişiye veriliyor. Hesap soramıyoruz. İstediği kararı alma yetkisi oluyor. Biz hata yaparsak yargılanacağız ama o hata yaptığında biz yargılayamayacağız. Bu bir Cumhuriyeti yıkma projesidir. Bu cumhuriyetin yıkılması projesidir. Padişahlıktan bile öte bir yetki veriliyor. Bu yetkiler terörü, yoksulluğu mu bitirecek? 15 yıldır hangi yasayı çıkarmak istediler de yapamadılar? Ülkeden daha ne almak istiyorsunuz? Yargılanmaktan korkuyorlar. Vatandaşı kandırarak kazanmaya çalışıyorlar. Bu anayasa ülkeyi böler. Bunu halkımıza anlatacağız. Şimdi bize düşen, bunu halkımıza anlatmak, ikna etmek ve yorulmamaktır. Hepimize hayırlı görevler düşüyor” dedi.  Erdem ŞENGÜL

BENZER HABERLER
X