Tarifsiz acının 27.yıl dönümü
17 Ağustos 1999’da meydana gelen ve merkez üssü Gölcük olan depremde binlerce insanımız hiç beklenmedik bir şekilde, ardında tarifsiz acılar bırakarak aramızdan ayrıldı. Büyük felaketin ardından 27 yıl geçse de yaşanan acılar ilk günkü tazeliğini koruyor
1999 yılının sıcak geçen Ağustos ayında, ilçe halkının yanı sıra tatil yapmak ve akrabalarını ziyaret etmek amacıyla birçok kişi Gölcük’te bulunuyordu. Herkes yeni güne farklı umutlarla başlarken, 16 Ağustos’u 17 Ağustos’a bağlayan gece büyük bir felaket yaşandı. Saat 03.02’de meydana gelen ve 45 saniye süren 7,4 büyüklüğündeki deprem, binlerce insanın hayatını bir anda kabusa çevirdi. Ülkemizde daha önce de büyük yıkımlara neden olan depremler yaşanmasına rağmen gerekli önlemlerin yeterince alınmaması, 17 Ağustos sabahında ortaya çıkan acı tabloyu daha da ağırlaştırdı. Deprem, binaların yeterli dayanıklılığa sahip olmadığını ve yapı denetiminin önemini bir kez daha gözler önüne serdi.
KÜÇÜK KIYAMET OLARAK ADLANDIRILDI
Marmara Bölgesi’nde geniş bir alanı etkileyen Gölcük Depremi’nde binlerce bina yıkılırken, on binlerce kişi hayatını kaybetti. Depremden yara almadan kurtulan birçok kişinin “küçük kıyamet” olarak adlandırdığı felaketin boyutu, sabahın aydınlanmasıyla daha net ortaya çıktı. İlçenin birçok noktasında binalar yıkılmış, binlerce kişi enkaz altında kalmıştı. Yeni bir umutla uykuya dalan birçok kişi, deprem nedeniyle bir daha gözlerini açamadı. Kurtulanlar ise karşılarında hayatları boyunca unutamayacakları bir tablo buldu.
KORKU, PANİK VE TELAŞ
Depremin ardından neredeyse her mahallede yıkılan binalar görülürken, binalardan çıkabilen vatandaşlar enkazların başına koştu. Yardım isteyenlere ulaşmak ve enkazdan bir kişiyi bile canlı çıkarabilmek için vatandaşlar elleriyle enkazları kazmaya başladı. Gölcük’te özellikle D-130 Karayolu kenarında bulunan bazı binaların yıkıntıları anayola kadar ulaşırken, yolun sağ şeritleri trafiğe kapandı.
ELEKTRİK, ULAŞIM VE İLETİŞİM SORUNU YAŞANDI
Depremin hemen ardından elektrik kesintileri yaşandı. Gerek Gölcük’te gerekse Marmara Bölgesi’nin birçok noktasında insanlar karanlıkta yolunu bulmaya çalıştı. O yıllarda henüz yeni bir teknoloji olan cep telefonlarıyla iletişim kurmak da yoğunluk nedeniyle oldukça zorlaştı. Yakınlarına ulaşabilenler kendilerini şanslı sayarken, ulaşımda yaşanan sorunlar da arama-kurtarma çalışmalarını güçleştirdi. Trafiğin kilitlendiği bölgede Değirmendere’den Gölcük’e uzanan yaklaşık 3 kilometrelik yolda ilerlemek bile saatler sürdü.
DEPREM BİLİNCİNE SAHİP OLMALIYIZ
Gölcük Depremi’nin ardından ülkemiz genelinde depremler yaşanmaya devam etti. 17 Ağustos’tan kısa süre sonra, 12 Kasım’da Düzce’de 7,2 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli meydana gelen iki büyük deprem ise yine on binlerce insanımızın hayatını kaybetmesine neden oldu. Deprem kuşağında bulunan ülkemizde hepimizin deprem bilincine sahip olması, binaların sağlam şekilde inşa edilmesi ve gerekli denetimlerin eksiksiz yapılması büyük önem taşıyor. Yarının çok geç olmaması ve yeni acıların yaşanmaması için gerekli tedbirlerin bugünden alınması gerekiyor. Gölcük Postası Gazetesi olarak ülkemizde meydana gelen depremlerde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, geride kalan ailelerine sabırlar diliyoruz. Meltem ALKAN