Sessiz Çığlık’ta yeniden yargılama isteği
29 Mart 2015 16:01

Sessiz Çığlık’ta yeniden yargılama isteği

Balyoz ve Ergenekon davalarında tutuklanan askerlerin eş, akraba ve arkadaşları tarafından başlatılan Sessiz Çığlık eylemi, geçtiğimiz gün Değirmendere Çınarlık Meydanı’nda yapıldı.

Eylemde konuşma yapan Emekli Tuğamiral Ali Sadi Ünsal, adalet çağrılarının devam edeceğini ifade etti

 Her hafta Cumartesi günleri Değirmendere Çınarlık Meydanı’nda, Balyoz ve Ergenekon davalarında tutuklanan askerlerin eş, arkadaş ve akrabaları tarafından düzenlenen Sessiz Çığlık eylemi, bu hafta da devam etti. Eylemde konuşmayı yapan Emekli Tuğamiral Ali Sadi Ünsal, adalet çağrılarının devam ettiğini belirtti. Ünsal, konuşmasında “Yıl 2008. Erzincan'da bölücü terör örgütünün mayınlı saldırısı sonucu tam 9 şehit verdik. O saldırıda yaralanan Jandarma Yüzbaşı Yılmaz Tankül, 7 yıldır yoğun bakımda tedavi görüyordu. Ülke bölünmesin diye mücadele ettiği, terörist başının mesajının Diyarbakır'da okunduğu, ‘ulus devletten vazgeçin’ dediği, bölücülerin nevruz kutlaması adı altında şehirlerde boy gösterdiği gün 21 Mart’ta Binbaşı rütbesiyle şehit olmuştur! Mekânı cennet olsun. Ailesinin ve milletimizin başı sağ olsun. Malum olduğu üzere her hafta cumartesi günleri bir araya gelerek, ağırlıklı olarak kumpas davalarda nelerin yapıldığını ve nelerin yapılmadığını, bu kumpas davaların asıl hedeflerini, ülkemize olan etkilerini anlatmaya ve toplumu aydınlatmaya çalışıyoruz. Kumpas davalara yönelik olarak son dönemde devletin en yetkili makamlarının yaptıkları açıklamalar, yazılı ve görsel basının çok büyük bir bölümünün izlediği yayın politikaları, adli makamların başlattığı operasyonlar dikkate alındığında; kumpas davalarda rol alan, özellikle ‘TSK içerisindeki piyonlarına ve onların efendilerine’ yönelik olarak neden bir adım atılamadığını ve neden yargı önüne çıkarılamadığını anlayamıyoruz?” dedi.

 “KORKTUKLARI DA BAŞLARINA GELDİ”

Açıklamalarına devam eden Ünsal, “Ama bazıları var ki, onların ne olduğunu da, ne olmadıklarını da ve ne yapmaya çalıştıklarını da çok iyi biliyoruz. Azınlığında azınlığı olan, liderliğini de Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak isimli şahısların çektiği bu grubun, yıllardır en büyük korkusu ‘Toplumun kumpas davalara yönelik gerçekleri’ öğrenmesiydi. Korktukları da başlarına geldi. Bugünlerde de yaşadıkları bu travmanın etkisiyle olsa gerek, ‘Evet evet güneş batıdan doğar, belgesi var, belgesi var’ misali kendi kendilerine konuşmaya başladılar. Gelinen aşamada artık bize düşen görev, bu şahısların yakınlarını uyarmaktır. Ve onları uyarıyoruz. Tıbbın sahip olduğu olanakları gecikmeksizin kullanın. Aksi takdirde sonları vahimdir. Bizden söylemesi. Hatırlanacağı üzere TSK'da çete yapılanmasını soruştururken hakkında yüzlerce yıllık hapis cezası istenen çeşitli davalar açılmış, Kayseri 2. Hava İkmal ve Bakım Merkezi Komutanlığı'nda görevli üç astsubayın ‘hipnoz ve işkenceyle’ ifadelerini almakla suçlanan Askeri Hâkim Albay Ahmet Zeki Üçok’a Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 7,5 yıl hapis cezası verilmişti. Dün Anayasa Mahkemesi bu süreçte adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Böylece bir iftira, bir kumpas daha çökmüş oldu. AYM’yi bu kararı nedeniyle kutluyor, Sayın Zeki Üçok’a da geçmiş olsun diyoruz” dedi.

 EREN’İN MEKTUBUNA DEĞİNİLDİ

Ünsal, açıklamalarının devamında “Bildiğiniz gibi Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın Yiğit Pilotu, Yzb. Murat Eren bir kumpas nedeniyle vatan görevine Paşakapısı cezaevinde devam etmektedir. Eşi Sayın Hande Eren, bizlere bir mektup gönderdi. Sayın Eren gönderdiği mektupta şunları söylüyor: ‘Nisan 2013‘de ayrıldığımız ilk günden itibaren mektup yazdım eşime. Biliyordum ki, orada mektup okumak dışında zamanını geçirebileceği başka bir şey yok. Hayatının neredeyse yarısından fazlasını, ölümü göze alıp görevden göreve koşarak geçiren bir subay için cezaevi şartları elbette ki çok zordu. Ona sorduğumda iyi olduğunu söylüyordu, hep dimdik duruyordu fakat arada camlar, parmaklıklar olmasına rağmen içini görüyordum ve bu beni kahrediyordu. Ona hep ‘Ne olur sen de bana bir şeyler yaz’ diyordum, çünkü ben her dakika onunla konuşuyordum içimden ve biliyordum ki o da benimle konuşuyor her saniye, her salise  Bir yıl sonra ilk mektubu geldi ve ilk cümleleriydi bunlar… ‘Yaz diyorsun, içimdeki isyanı mı yazayım? İsyanım gibi haykırmalarım da sessiz ama bilsinler ki terbiyemizdendir sessizliğimiz’. Defalarca okudum yazdıklarını, okudum ağladım, okudum ağladım. Tarifi yok bu yüzden yaşananların. Bunları yaşayan kimse de tarif edemez sanırım. Bilen bilir ki eminim kimse dilemez bir başkasının bunları yaşamasını. Eşim Yüzbaşı Murat Eren, bir hiç uğruna hayatının iki yıla yakın bir kısmını cezaevinde geçirdi. Halen Paşakapısı Ceza Evi’nde bulunmaktadır. Suçu nedir? Suçu her Türk subayı gibi vatanına, milletine sahip çıkmaktır” dedi.

 “9. DAİRE’NİN KARARINA İTİRAZ EDİN”

Ünsal, açıklamasının sonunda “Şimdide Sayın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına bir kez daha çağrıda bulunmak istiyorum: Sayın Başsavcı, askerlik hayatı Güneydoğu ve Kuzey Irak’ta geçmiş, ölüme meydan okumuş,  yaralı ve şehitlerimizi canı pahasına ateş hattında çekip almış kahraman pilotumuz Yzb. Murat Eren’in dosyasını lütfen inceleyiniz. Lütfen bu utanca, bu günaha bir son verilmesinin önünü açın ve lav edilmiş 9. Daire’nin kararına itiraz edin. Türkiye’yi, kahramanları cezaevlerinde olan bir ülke olmaktan çıkarılmasının önünü açın. Şimdi buradan, Değirmendere’den, değişmez Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yiğit 2 askerine; Amiral Cem Aziz Çakmak’a ve Yzb. Murat Eren’e sesleniyoruz: Yiğit ve kahraman askerler. Sizler meslek hayatınız boyunca ölüme meydan okudunuz. Sakın bırakmayın. Sakın. Mücadele azim ve kararlığı ile geçen her dakikanızın akrebi de yelkovanı da bu sapık ve şerefsiz çetenin göğsüne saplanan birer kılıçtır. O kılıcı bırakmayın yiğitler. Bırakmayın! Son olarak 9 Kasım 2005 tarihinde Şemdinli’de Umut Kitapevi olayı davasında yaklaşık 40 yıl hapis cezası alan Astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz hakkında konuşmak istiyorum. Bu olay aydınlatılmalıdır. Bunun tek yolu yeniden yargılama yapılmasıdır. Olayın bu 2 astsubayımızın üzerine yıkılmasının neresi adalet, neresi vicdandır? Bu dava yeniden görülür ve adil bir yargılama yapılırsa yeni bir kumpasın ortaya çıkması şaşırtıcı olmayacaktır” dedi. 

BENZER HABERLER
X