Sessiz Çığlık’ta Ünsal rüzgarı
İki yılı aşkın bir süredir devam eden, Balyoz ve Ergenekon davalarında tutuklanan asker eşleri, arkadaş ve akrabaları tarafından gerçekleştirilen Sessiz Çığlık eylemi,
geçtiğimiz gün Değirmendere Çınarlık Meydanı’nda yapıldı. Eylemde konuşmayı Emekli Tuğamiral Ali Sadi Ünsal yaptı
Değirmendere Çınarlık Meydanı’nda yapılan eylemde konuşmayı yapan Emekli Tuğamiral Ünsal, “Değerli dostlar, iradelerini ve değerlerini yitiren ülkelerin emperyal güçlerle ilişkisi, uyuşturucu baronlarıyla uyuşturucu kullanıcıları arasındaki ilişkiye benzer. Bu nedenle emperyal güçler, iradelerini ve değerlerini yitiren ülkeleri çok severler. Bilirler ki bu tür siyaset, bölgesel güç masalları gibi daha birçok kavram, o toplumlarda bir uyuşturucu etkisi yaratır. Ve bu etki sayesinde de o ülkede ne yapılacaksa yapılır, ne alınacaksa alınır. Süreç, ucu açık ve her defasında daha acı neticeleri içerecek periyotlarla devam eder. Bu içinde bulunduğumuz durumun ta kendisidir ve her ne yaşadık ve yaşıyorsak da hiçbiri de kesinlikle sürpriz değildir. 10 yıl öncesine kadar eleştirilecek kimi yanlışları olmakla birlikte bölgesindeki düşmanların korkulu rüyası, güçlü, disiplinli, değerlerini her şeyin üstünde tutan ve her geçen gün kendini yenileyen saygın Türk Silahlı Kuvvetlerimiz vardı” dedi.
ÜNSAL, ESKİ SÖZLERE DEĞİNDİ
Ünsal, açıklamasının devamında geçmişte söylemiş oldukları sözlere değindi ve “İşte böyle bir TSK’yı kendi vatanında bir kısmı sapık, bir kısmı para ve güç için her şeyi ama her şeyi yapacak kadar alçak, emperyal güçlerin maşası yaratıkların saldırısı altında yapayalnız bıraktık. Bugün içinizi acıtan olaylara şaşırmayın. Bizler sizlere bugün olanları ve yarın olacakları da çok somut anlattık. Örnek mi istiyorsunuz? Tarih 21 Eylül 2012. ‘Canımız pahasına çok severek yaptığımız askerlik mesleğimize son verilse ve her koşulda onurunu koruduğumuz üniformalarımız alınsa da bir gün bizlere bu pusuyu kuran alçaklar, hainler ve destekçileri, meslek onurunu her şeyin üstünde tutan savcı ve hâkimlere mutlaka hesap verecekler. Masumiyetimize rağmen yaşanan hukuksuzluk ve vicdansızlık karşısında her seviyede sessiz ve kayıtsız kalanlar ile çıkar sağlayanlar ise utanç duyacaklardır. Açıkça ilan ediyoruz ki devletimiz komplocu bir çete ile mücadelede başarılı olamamıştır. Komşu ülkelerdeki insan hakları ihlallerini önlemeye çalışan ve onlar için hak, hukuk ve özgürlük isteyen devletimiz maalesef kendi ordusuna karşı yapılan insan hakları ihlallerini, haksızlıkları ve hukuksuzlukları önleyememiştir. Devletimizin bu düzmece davada Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı emperyalist güçlerle cumhuriyet düşmanlarının kurduğu hain komployu görememiş olması kabul edilemez bir zafiyettir. Diğer taraftan devletimiz bu komployu görmüş ve sessi0 kalmayı tercih etmiş ise durum daha da vahimdir. Milletimiz bu komplo karşısında yaşananlara, yapılanlara ve yapılmayanlara bakıp Türk ordusunun, Türkiye'nin hak ve menfaatlerini korumada ne kadar etkili olabileceğini de Türkiye'nin geleceği için mutlaka sorgulamalıdır’ demişiz” dedi.
“EN KRİTİK VE EN RİSKLİ GÖREVLERİN GÖNÜLLÜSÜYDÜ”
Emekli Tuğamiral Ali Sadi Ünsal, açıklamasının devamında “Daha ne söyleseydik? Ne yazık ki, korkulan olmuştur. Bugün içimizi acıtan, tarihimizi, değerlerimizi adeta ayaklar altına alan gelişmeler ve bu gelişmelere ilişkin olarak ülkemizin ve dünya kamuoyunun zekâsıyla alay edermişçesine yapılan açıklama ve medyaya servis edilen görüntüler hakkında söyleyecek çok sözümüz vardır. Ancak inandığımız değerler gereği bu konuda şimdilik susmanın daha doğru olacağını değerlendiriyoruz. Değerli dostlar, şimdi size bir silah arkadaşımızdan söz etmek istiyorum. Bu arkadaşımız Kara Pilot Yzb. Murat Eren'dir. O, Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın kahraman bir pilotudur. Meslek hayatı Kuzey Irak’ta ve Güneydoğu'da geçti. En kritik ve en riskli görevlerin gönüllüsüydü. O, dağlarda ateş hattında kalan şehit ve yaralılarımızın tahliyesini canı pahasına gece-gündüz demeden her koşulda yapan fedakâr bir askerdi. İşte bu yiğit asker, 2006 yılında Atabeyler kumpasına maruz kaldı ve yapayalnız bırakıldı. YAŞ kararlarıyla TSK'dan ilişiği kesildi. Davalar sürerken hayatını sürdürmek için pazarcılık yaptı, su, çay, simit sattı. 3 yıl hapis yattı. Ekim 2014'de de denetimli serbestlikten yararlanıp tahliye oldu. Sonra... Aynı dava kapsamında; Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dava Yargıtay'a geldi. Balyoz kararını da onayan Yargıtay 9. Ceza Dairesi, yaklaşık 2 yıldır bekleyen bu kararı, giderayak 21 Ocak günü onadı. Peki Yzb. Murat Eren ne yaptı? Kaçmadı. Yakalanmayı beklemedi. Paşakapısı Cezaevi'ne gitti. O, vatan görevine şimdi Paşakapısı Cezaevi’nde devam ediyor. Bu kahraman asker, 3 yıl önce, yani ‘kumpaslar’ dillendirilip itiraf edilmeden önce Saygı Öztürk'e verdiği röportajda şunları söylüyor: Birileri önceden bir senaryo yazmış, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bir subayı olarak da figüran olarak bizi oynattılar. Subay olarak en ağrıma giden de bu oyunda bir figüran olarak kalmam. Vatan-millet uğruna bir şeyler düşünmek, terör örgütüne karşı mücadele vermek eğer çeteyse, ben çeteyim. Böyle bir çeteliği kabul ediyorum” dedi.
“BUNDAN KURTULAMAZSINIZ”
Açıklamalarına devam eden Emekli Tuğamiral Ali Sadi Ünsal, “Değerli dostlar, bilindiği üzere ‘bavulcu’ Mehmet Baransu tutuklandı. Bavulcu Baransu'nun tutuklanması üzerine esas elebaşları da atıp tutmaya başladılar. Sahtekârlık bütün yönleri ile ortaya dökülmüşken, saldırganlıkla suçlarını örtebileceğini sanan bavulcu yönetmeni Ahmet Altan isimli şahıs, laf ebeliği ile üste çıkabileceğini ve kamuoyunu bir kez daha darbe söylemi ile manipüle edebileceğini düşünüyor. Bavulcu yönetmeni Ahmet Altan isimli şahıs! Gazetecilikten dem vurmayı, kabadayılığı bırak! Bu süreçten, yaşanan acılardan, kayıplardan, başka suçlularla birlikte siz de sorumlusunuz. Berk Erdem’in, Murat Özenalp’in ve Ali Tatar'ın kanı sizin de elinize bulaşmıştır. Bundan kurtulamazsınız. Asla sıyrılıp kurtulamazsınız bu günahtan. Buna izin vermeyeceğiz ve asla sizi, yaptıklarınızı unutmayacağız. Bu laneti hep üstünüzde taşıyacaksınız. Çocuklarınız, torunlarınız sizinle onur duymayacaklar. Okuru olarak da Cumhuriyet Gazetesi’ne söyleyeceklerimiz var. Ergenekon kumpası mağduru olan rahmetli İlhan Selçuk'un miras bıraktığı değerleri, Ahmet Altan denen şahsın yalanları ile kirlettiğiniz için mutlu musunuz? Bu gazete eline kan bulaşmış şahısların kendilerini aklama zemini olmamalı. Bunu anlamalısınız” dedi.
“MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ”
Ünsal, konuşmasının sonunda “Değerli dostlar, Malatya'da 24 Şubat günü düşen iki uçaktaki 4 pilotun şehit olmasının ardından, ne yazık ki geçen gün 1 uçağımız daha düşmüş ve 2 pilotumuz daha şehit düşmüştür. 9 gün içinde düşen 3 uçağımızda toplam 6 pilotumuzu kaybettik. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, yakınlarına sabırlar diliyoruz. Milletimizin başı sağ olsun. Hafta içi Vardiya Bizde Platformu'nun üyesi, Sessiz Çığlık ve adalet nöbeti eylemlerinin katılımcısı vatansever arkadaşımız Emekli Albay Yıldırım Türkmen'i kaybettik. Bu arkadaşımıza da Allah’tan rahmet diliyoruz. Hepimizin başı sağ olsun. Gazeteci yazar Uğur Mumcu'nun avukatı, Milli Savunma Bakanlığı Eski Hukuk Müşaviri Emin Değer’in sağlık sorunları nedeniyle rahatsızlandığını öğrendik. Kendisine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor ve şifalar diliyoruz. Bizler, kumpas davaların planlayıcıları, emir verenleri ve ‘kullanılıp bir köşeye atılan piyonları’ adalet önüne çıkarılana kadar mücadelemize devam edeceğiz. Bu alçakların peşini bırakmayacağız” dedi.