Sessiz Çığlık beraat bekliyor
22 Şubat 2015 12:22

Sessiz Çığlık beraat bekliyor

Balyoz ve Ergenekon davaları sebebiyle tutuklanan askerlerin eş, akraba ve arkadaşları tarafından düzenlenen Sessiz Çığlık eylemi, geçtiğimiz gün Değirmendere Çınarlık Meydanı’nda gerçekleştirildi

Her hafta Değirmendere Çınarlık Meydanı’nda gerçekleştirilen eylemde bu hafta konuşmayı Emekli Tuğamiral Ahmet Türkmen yaptı. Türkmen, açıklamasında “Değerli dostlar, bugün 125. kez ‘Sessiz Çığlık’ eylemini gerçekleştiriyoruz. Hukuk ve adalet arayışıyla meydanlara çıkmakla ne kadar haklı olduğumuzu gösteren bir haftayı daha geride bıraktık. Balyoz davasında, dijital delilleri inceleyen bilirkişi heyetinin raporu Pazartesi günü mahkemeye ulaştı. İstanbul Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Öğretim Üyeleri’nden oluşan 3 kişilik bilirkişi heyeti, 132 sayfalık rapor ile bizlerin davanın başından itibaren ısrarla dile getirdiğimiz sahtekârlıkları bir kez daha ortaya koymuş oldu. Peki bilirkişi raporunda neler var? Davanın açılmasında temel delil olarak gösterilen ve bavulcu gazetecinin özel yetkili savcılığa teslim ettiği söylenen 11 ve 17 nolu CD’ler ile ilgili olara bilirkişiler; ‘…CD’ler ve içlerindeki dosyaların oluşturulma ve değiştirilme tarih ve saat üst verilerinin gerçek oluşturulma ve değiştirilme tarih ve saat bilgileri taşımadığı görülmüştür.’ Kısaca ifade etmek gerekirse, bilirkişiler şunu söylüyor: Bu CD’ler sahte. Evet, sahte yani suç atmak için sonradan üretilmişler. Bu noktada tekrar hatırlatmak isterim ki bizleri bu CD’lerin içerinde yer alan, tamamı dijital, diğer bir ifade ile imzasız bilgisayar kaydı şeklindeki, sözde darbe planlarını gerekçe göstererek tutukladılar, yıllarca zindanlarda tuttular. Ama neymiş, bu delil dedikleri CD’ler sahte imiş” dedi.

“İçimizdeki hainlerin rol aldığı açık bir kumpas çalışması”

Emekli Tuğamiral Türkmen, açıklamalarının devamında “Yine davanın temel delillerinden birisi olan ve birkaç kilometre ötedeki Donanma Komutanlığı Karargâhı’nda yapılan aramada ele geçirildiği ifade edile 5 nolu hard disk ile ilgili olarak bilirkişi heyetinin tespiti şu şekilde: ‘5 nolu sabit hard disk üzerindeki incelemelerimizde hard diskin sistem bölümündeki işletim sistemi tarihi güncel olmayan bir veya birden fazla bilgisayara takılıyken, hard diskin DATA bölümünde suça konu bütün dosyaların farklı tarihlerde görünecek biçimde başka bir kaynak ortamdan (disk, CD/DVD, flash bellek) kopyalandığı belirlenmiştir.’ Kopyalanan dosyaların oluşturulma tarih ve saat bilgileri,  gerçek oluşturulma tarih ve saat bilgilerini yansıtmamaktadır. Yine kısaca ifade etmek gerekirse, bilirkişiler 5 nolu hard diskte yer alan suça konu sözde darbe belgesi dijitallerin sonradan yüklendiğini söylüyor. Yani içimizdeki hainlerin rol aldığı açık bir kumpas çalışması. Bu bilirkişi raporundan sonra Balyoz davası resmen çökmüştür. 31 Mart günü yapılacak duruşmada mahkeme heyetinin bunu, vereceği beraat kararı ile ilan etmesini bekliyoruz. Bu dava daha fazla uzatılmamalıdır. Çünkü davanın uzatılması hak kayıplarının da artması sonucunu doğurmaktadır. Kumpas ve sahtecilik resmen belgelendiğine göre sıra artık bu kumpasta rol alanların hesap vermesinde. Bir zamanlar bizlerin oturduğu sanık sandalyelerinde onların oturmalarının zamanı artık geldi. Bundan kaçışları yok.” dedi.

“Son derece önemlidir”

Aldıkları bir başka haber ile tekrar üzüldüklerini belirten Türkmen, “Bu hafta yaşanan bir diğer gelişme, bir arkadaşımızın tekrar tutuklandığını öğrenmemiz oldu. Bu olay, kumpas davalar sürecinin hala devam ettiğini, henüz hiçbir şeyin bitmediğini göstermesi açısında da son derece önemlidir, anlamlıdır. Olayı, Gazeteci Müyesser Yıldız’ın anlatımı ile hatırlatmak istiyorum: Yıl 2006. Dönemin Başbakanı Erdoğan’a ‘Suikast Yapılacaktı’ iddiasıyla başlatılan Atabeyler Davası.(ki kumpas davaların ilki olduğunu hatırlatmak isterim) Olaya adı karışan subay ve astsubaylar tutuklanır ve yargı kararı yetkili mahkemede dava açılır. Askeri Yargıtay’daki davada şüpheli bir CD yüzünden ‘gizli belge bulundurmak’ suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırılır. Cezanın onanmasının ardından 2011 yılında Maltepe Cezaevi’ne girer, 3 yıl hapis yattıktan sonra geçen 15 Ekim’de denetimli serbestlikten yararlanıp, tahliye olur.  Bu arada aynı dava kapsamında Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde de yargılanır. Mahkeme, ‘Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs suçu için anlaşmak suretiyle TCK’nin 316. Maddesi’ne muhalefet etme’ suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezası verir. Dosya Yargıtay’a gider. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, ‘Sanıklar hakkındaki silahlı terör örgütü iddiaları netleşmeden ve sanıkların amaç ve saikleri konusunda herhangi bir gerekçe ortaya konulmadan basit nitelikle izinsiz patlayıcı madde bulundurma ve nakletmeden’ verilen bu cezanın bozulmasını ister.  Ancak Balyoz Kararını da onayan Yargıtay 9. Ceza Dairesi yaklaşık 2 yıldır bekleyen bu kararı giderayak 21 Ocak günü onaylar. Bu hafta öğreniyoruz ki Murat Yüzbaşı, yakalanmayı beklemeden 13 Şubat günü teslim olmuş ve Paşa kapısı Cezaevi’ne kapatılmış. Aynı davadan ikinci kez cezaevine giren kahraman kardeşimiz Yüzbaşı Murat Eren’e geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın dosya ile ilgili görüşlerine sahip çıkarak bu karara itiraz etmesini ve Yargıtay’daki yeni yapılanma ile 9. Ceza Dairesi’nin görevlerinin verildiği 16. Ceza Dairesi’nin davayı yeniden görmesini bekliyoruz” dedi.  

“Sönmez’i kaybettik”

Türkmen, açıklamalarının sonlarında ise “Değerli dostlar bu hafta üzücü bir haber daha aldık. Balyoz Davası’nda dijital deliller ile ilgili olarak sahteciliği ortaya koyan bir rapor hazırlayan ve bu rapor doğrultusunda Silivri’de mahkemede uzman olarak ifade veren Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Coşkun Sönmez’in geçirmiş olduğu kalp krizi neticesinde önceki gün vefat ettiğini öğrendik. Dijital delillerin adli soruşturma ve kovuşturmalarda kullanılmasına ilişkin olarak 9 Nisan 2013 tarihinde kamuoyuna açıklanan, Bilgisayar Mühendisliği Öğretim Üyeleri bildirisini de ilk imzalayanlardan biri olan gerçek bir bilim adamı olarak tanıdığımız Sayın Ahmet Coşkun Sönmez’e Allah’tan rahmet, ailesine ve bilim dünyasına başsağlığı diliyoruz. Işıklar içinde uyusun. Son söz olarak Değirmendere Çınarlık Meydanı’ndan Paşakapısı Cezaevi’nde bulunan Murat Eren kardeşimize ve Foça Cezaevi’nde bulunan Rennan Pekünlü hocamıza selamlarımızı, saygı ve sevgilerimizi gönderiyoruz” dedi.

BENZER HABERLER
X