Saadet Kadın Kolları haftalık toplantısını düzenledi
Saadet Partisi İlçe Kadın Kolları Başkanı Fatma Bay; “Türk İslam dünyasını içinde bulunduğu durumdan çıkartmak için devamlı projeler üretirdi
Saadet Partisi İlçe Kadın Kolları Başkanı Fatma Bay parti binasında haftalık toplantısını düzenledi. Toplantıya yönetim kurulu üyeleri eksiksiz katılım sağladı. Toplantıda konuşma yapan Başkan Fatma Bay; “Milli, bağımsız ve güçlü bir Türkiye öncülüğünde İslam Birliğini savunan rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamız iç siyasette olduğu kadar dış politikada da cesur, kararlı ve vizyon er duruşuyla ön plana çıkan bir dava adamıydı. Bir misyon ve vizyon adamı olarak sadece ülke çapında değil, tüm dünyada mazlumların liderlerinden biriydi. Türk İslam dünyasını içinde bulunduğu durumdan çıkartmak için devamlı projeler üretirdi. Hocamızın bu konudaki birçok projesi ve attığı adımlar, dünya çapın da dikkat çekiciydi. Fakat hocamızın birçok projelerinde taklit edilmiştir. Adil Düzen ve Milli Görüş çerçevesinde ortaya konulabilecek görüşleri bu açıdan oldukça önemlidir. Bu görüşler, aynı zamanda Türkiye açısından öze dönüşü hedefleyen, tarihiyle barışık milli bir dış politika anlayışını ve perspektifini de göstermekteydi.
“KIBRIS BARIŞ HAREKATI VE D8 BUNUN EN SOMUT GÖSTERGESİDİR”
Kıbrıs Barış Harekatı ve D8 bunun en somut göstergesidir. İslam Birliği İslam BM’si ve İslam NATO’su gibi oldukça radikal sayılabilecek fikir ve projeleri ise günümüzde Büyük Türkiye arayışında gerçekleştirmeyi bekleyen birer vasiyeti olarak önümüzde durmaktadır. Hocamız, milli mevzularda en ufak bir tavize yanaşmayacağını, kırmızıçizgisi olarak en başta ortaya koymuştur. Milli güvenlik, savunma ve dış siyasette nasıl bir politika izleyeceğiyle ilgili hususlar oldukça nettir. Örneğin, MSP’nin Parti Programı’na bakıldığında şu hususların ön plana çıktığı görülüyor. Milletlerarası münasebetlerde tarihi karakter ve hassasiyetimizin ifadesi olan hak ve adalete ve ahirete bağlılık ve karşılıklı eşit muamele temel prensiplerimizdir. Aramızda tarihi ve kültürel bağlar bulunan komşularımızla daha sıkı siyasi münasebetler kurulması zaruridir. Dış Türklerin haklarının korunması için milletlerarası kurul ve çevrelerde aktif bir politika tatbik etmek gerekmektedir.
“TÜRKİYE’NİN BATILILAŞMA HEDEFİNİ ŞİDDETLE ELEŞTİRMİŞ”
Şahsiyetli dış politika anlayışına vurgu yapan MSP’nin 1973 seçim bildirgesinde de bu hususların altı kararlı bir şekilde çizilmektedir. Bir diğer ifadesiyle, Milletimizin BM Anayasası’nın prensipleri vazedilmeden önce, bu prensipleri daha mükemmel şekilde yaşadığı ve yaşattığı bir gerçektir. Bu görüşünden hareket eden bildirge, dış politikada BM ilkelerinin değil, Türk halkının değerlerinin yol gösterici olması münasebetler, kurulacağını teyit ediyordu. Kıbrıs’ta izlenen duruşla ile dış politikada yeni ve onurlu bir sayfanın açılmasına öncülük eden rahmetli Hocamız Türk Batı ve Türk İslam dünyası ilişkilerine de yeni bir denge ve anlayış getirmiştir. Bu çerçevede, Türkiye’nin Batılı bir zihniyetin esiri haline geldiğini ve dolayısıyla dış politikanın da Batı’ya bağımlı hale geldiğini savunan Erbakan Hocamız, Türkiye’nin Batılılaşma hedefini şiddetle eleştirmiş, bunun yerine geleneksel bir modernleşme önermiştir.
“TÜRKİYE’NİN SAHİP OLDUĞU LİDERLİK POTANSİYELİ AKTİFE GEÇİRİLMELİ”
Bu kapsamda döneminin önce gelen siyasilerini çay içerken başkan burada başkan, bırakın hokus pokus’u diye eleştiren Hocamız Batı ile hesaplaşma ve İslam ülkelerine yönelme olarak ön plana çıkan dış politika anlayışında şu hususlar etkili olmuştur. Dış politika konuları bir bütün olarak alınmamalı, Akılcı bir politika izlenmeli, Realist, gerçekleşebilir bir politika olmalıdır. Milli menfaatlerimizi gözeten, koruyan bir politika olmalıdır. Kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerini bilen, şuurlu ve şahsiyetli bir politika olmalıdır. Hepsinden önemlisi olarak, yeryüzünün ifsadına şerre, haksızlıklara değil, barışa, hayra, bütün insanlığın saadetine hizmet eden bir dış politika olmalı. Uydu bir ülke değil, lider bir ülkenin dış politikası olmalı. Bu kapsamda Türkiye’nin sahip olduğu liderlik potansiyeli aktife geçirilmeli. Bunun için de önce Türkiye’de milli iradeyi iktidara taşımalı, devlet ve hükümet imkanlarının, hakkın ve halkın hizmetinde kullanılmasını sağlamalıdır.