‘Referandumlar halkımızı ayrışmaya götürüyor’
Haftalık toplantısında açıklama yapan Saadet Partisi İlçe Başkanı Yaşar İsmail Yıldız, “Yeni bir referanduma daha gidiyoruz. Geçmişte ülkemizde pek çok referandum yapıldı. Bu referandumlar halkımızı kamplaşmaya ve ayrışmaya göt
Saadet Partisi İlçe Teşkilatı haftalık toplantısı, parti binasında düzenlendi. Toplantıya, Saadet Partisi İlçe Başkanı Yaşar İsmail Yıldız ve yönetim kurulu katıldı. Toplantıda konuşan Yıldız, “Görüldüğü kadarıyla yeni bir referanduma daha gidiyoruz. Geçmişte ülkemizde pek çok referandum yapıldı. Hemen her referandum ülkenin ciddi anlamda kamplaşmasına, toplumsal ayrışmalara ve gerginliklere neden oldu. Hatırlayacaksınız, 12 Eylül 1980 İhtilali’nden sonra Kenan Evren’in koyduğu siyasi yasakların kaldırılmasıyla ilgili, zamanın muktediri Turgut Özal referandum yaptı. Kıl payı geçen referandum aslında deyim yerindeyse Özal’ın da çöküş sürecinin başlangıcı, ülke için ciddi bir kırılma noktası oldu” dedi.
‘BALAYI BİTTİ, ÇÖZÜM SÜRECİ RAFA KALDIRILDI’
Yıldız, konuşmasının devamında; “Yakın tarihimizde ise 12 Eylül 2010’da Anayasa referandumu yapıldı. Referandumla birlikte toplum sağcılar-solcular ya da muhafazakârlar-laikler şeklinde ayrışma yaşadı. Zannediyorum bu referandum da böyle bir sürecin başlangıcı olacak. Burada üzerinde durulması gereken ve anlamakta zorlandığım husus; çok kısa bir süre öncesine kadar referandumda önümüze konan başkanlık modeli, AK Parti ile HDP’nin ittifak ettiği, CHP ve MHP blokunun karşı çıktığı bir referandumdu. 7 Haziran seçimleri öncesine kadar çözüm süreci ve başkanlık için iş birliği devam ederken, ne olduysa seçim sonuçlarına müteakip oldu. Balayı bitti, çözüm süreci rafa kaldırıldı. Lastiği patlayan otomobil, yedek lastik takarak yoluna devam etti. HDP’nin yerini MHP aldı. AK Parti, HDP ile iş tutmayı bırakarak, yeni ortak MHP’yle yola devam etti. Bu durum gerçekten düşündürücü bir durumdur. Bahçeli’nin yakın zamana kadar başkanlıkla ilgili etmedik laf bırakmadığını cümle alem biliyor. Bu günkü tavrını, parti içi iç hesaplaşmanın bir sonucu olarak görmek kolaycı bir yorum olur. Her darbe döneminin doğurduğu, ortaya çıkardığı belli sonuçlar vardır. 15 Temmuz darbe girişiminde yaşananların bir sonucu olarak da bugün böyle bir Anayasa değişikliği ile karşı karşıyayız. Anayasa’ya en fazla sahip çıkması gereken bir kurum olarak, TBMM üyelerinin gizli oy ilkesini ihlal etmeleri, içinde bulunduğumuz olağanüstü şartların getirdiği bir sonuç olmalı” dedi.
‘TEK PROBLEM BAŞKANLIK MESELESİYMİŞ’
Milletvekillerinin bir bölümünün, olumsuz tavırları neticesinde maruz kalacakları durum nedeniyle korku yaşadıklarını ve böyle bir zorunluluk hissettiklerini belirten Yıldız, “Görüldüğü kadarıyla AK Parti, 15 yıldan beri mütemadiyen yeni Anayasa talebini gündemde tuttu. 15 yılın sonunda anlaşıldı ki tek problem başkanlık meselesiymiş. Başka da problem yokmuş. Referandumda hayır oyu vereceğini ilan eden Saadet Partisi, iyi bir süreç yöneterek önce Sayın Cumhurbaşkanı’na bizzat, sonra da Sayın Başbakan, ana muhalefet ve yavru muhalefet liderlerine, grup başkanvekillerine mektupla çekinceleri izah etti. Hiçbir netice alınamayıp endişeler giderilmeyince başkanlığa karşı değiliz ama bu şartlarda evet dememiz mümkün değildir. Önerilerimiz dikkate alınmazsa oyumuz hayır olacaktır. Saadet Partisi’nin referandum tavrına AK Partili dostlar, önceki seferlerde olduğu kadar tepki gösteremiyorlar. Belli ki onlar da Saadet’in öne sürdüğü gerekçeleri makul görüyorlar. Ne var ki zihinler teslim edildiğinden, yüzlerini ekşiterek olan biteni izliyorlar” dedi.
‘YANILDIK DEMEMEK İÇİN HAYIR’ DİYORUZ’
Yıldız, konuşmasının sonunda; “Bu güne kadar Suriye, Irak, Libya, FETÖ, Ergenekon, ABD, HDP, PKK, PYD gibi onlarca konuda yanlışlar yapılınca, başkanlık konusunda da ‘yanıldık’ denmesinden korkuyoruz. Teknik gerekçeler bir yana, gönülden bir ses diyor ki ‘Kıbrıs feda edildiği sürece hayır, ülke içeride ve dışarıda ateş çemberiyle kavrulduğu sürece hayır, Mavi Marmara gemisinin hakkı alınmadığı için hayır, sadece danışmanların etkin olduğu, siyasiler susturulduğu için hayır, Sezer, Çevik Bir ve Demirel gibi birinin seçilme ihtimali olduğu için hayır, milletvekillerinin özgür iradeleriyle oy kullanamadıkları için hayır, OHAL devam ettiği için hayır, dolar 4 lira olduğu için hayır, her gün şehit haberleri geldiği için hayır, İncirlik kapatılmadığı için hayır, füze kalkanı bulunduğu için hayır, Avrupa Birliği sevdasından vazgeçilmediği için hayır, İsrail ile barış yapıldığı için hayır, ABD ile stratejik ortaklık devam ettiği için hayır, Suriye’de savaş bitmeden hayır, Fırat Kalkanı bitmeden hayır, 15 Temmuz aydınlanmadan hayır, 15 Temmuz’un siyasi ayağı ortaya çıkarılmadan hayır, yeni ‘yanıldık’ dememek için hayır’ diyoruz” dedi. Fahri HANER