“Mücadelemize devam edeceğiz”
18 Ocak 2015 17:53

“Mücadelemize devam edeceğiz”

Değirmendere Çınarlık Meydanı’nda her hafta sonu, Ergenekon ve Balyoz davalarından tutuklanan askerlerin eş, arkadaş ve akrabaları tarafından düzenlenen Sessiz Çığlık eylemi, bu hafta da yüksek katılımla gerçekleşti

Sessiz Çığlık eyleminde bu hafta konuşmayı Emekli Tuğamiral Ali Sadi Ünsal yaptı. Ünsal açıklamasında “Ülkemiz uzunca bir süredir bizi biz yapan değerlerin ayaklar altına alındığı siyasi, sosyal ve ekonomik olarak karanlık bir sürecin içerisinden geçmektedir. Bu karanlık süreçte ne yazık ki en büyük hasarı hukuk sistemimiz almıştır. Bunu sadece bizler söylemiyoruz. Bu konuda Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkan vekili Sayın Metin Yandırmaz, şunları söylüyor: ‘Ülkemiz zor bir dönemden geçiyor maalesef yaşanılan bu süreçte en fazla örselenende yargımız oldu. Yapılan kamuoyu yoklamalarına göre yargıya olan güven endeksi yüzde yirmilere kadar düştü. Memleketini seven hiç bir yargı mensubunun bu durama kayıtsız kalması düşünülemezdi. Biz de bu yola çıkarken milletimizin vicdanındaki adalet duygusunu en doğru biçimde tatmin noktasında yargının tam bağımsız ve tam tarafsız şekilde görev yapması için çalışmayı önceliğimiz kabul ettik.’ Bu ifadelere yürekten katılıyoruz” dedi.

“SORUN HALA DEVAM ETMEKTEDİR”

Açıklamalarına devam eden Emekli Tuğamiral Ali Sadi Ünsal, “Bizler de yıllardır kamuoyunun dikkatini, bu soruna ve bu sorununun neticelerine çekmeye çalıştık. Sorun hala devam etmektedir. Zira kumpas davalarda bütün alçaklıklar, kimlerin ne olduğu ve ne olmadığına ilişkin gerçekler katran gibi, çamur gibi her yanımızdan akarken Zirve Yayınevi kumpası davasında, iki subayımız ve bir ilahiyatçı akademisyenimiz hala tutukludur. Düşünebiliyor musunuz, bu kumpasta; 3 Hıristiyan vatandaşımızın boğazlarını keserek öldürenler evlerinde elektronik kelepçe ile otururlarken 3 masum insan hala cezaevlerinde yatmaya devam etmektedirler. Kumpas davaların hedefi Türkiye’dir. Siyasi, sosyal ve dini görüşlerimiz ne olursa olsun, asıl hedefin Türkiye olduğunu anlamamız gerekir. Kumpas davalara yönelik olarak neredeyse her ay 1 veya 2 kitap yayınlanmakta ve kamuoyu bu sayede kapkara bir dönemin sefil maşalarını ve bu maşaların neler yaptıklarını öğrenmektedir. Son olarak emniyet istihbaratını kilit ismi Sayın Sabri Uzun’un ‘İn’ isimli kitabı yayımlandı. Sayın Sabri Uzun, ‘İn’leri işaret ederek şu tespiti yapıyor: ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir belaya girmişse, biliniz ki bu belanın sorumlusu, devletten 5000 liranın üstünde maaş alan adli, idari, siyasi ve askeri karar verici kişilerdir.’ Buradan, bu meydandan karar vericilere sesleniyorum. Korkmayın, karanlığın üzerine yürüyün. Emperyal güçlerin maşalarını, adaletin huzuruna çıkarın. Zirve Yayınevi kumpası mağdurları masum ve şerefli askerler; Mehmet Ülger ve Haydar Yeşil ile ilahiyatçı akademisyen Ruhi Abat’ın cezaevlerinde daha fazla zulüm çekmelerine izin vermeyin. Bu utanca bu ayıba bir son verin” dedi.

“BEN TÜM VARLIĞIMLA DENEDİM VE ZATEN GEÇTİM”

Konuşmasında Dilek Ergül’ün sözlerine yer veren Emekli Tuğamiral Ünsal, “’Rota Atlantik’ bağış kampanyası ile Darüşşafakalı on kız öğrencinin on yıl boyunca tüm eğitim masraflarını karşılamak için Atlantik Okyanusu’nu bir yelkenli ile tek başına geçmeye çalışan, bu ülkenin cesur kadınlarından Sayın Dilek Ergül kadar cesur olun, cesur! Atlantik Okyanusu’nda dev dalgalar arasında 20 saatlik mücadelede hedefine ulaşma yolunda verdiği ara sonrası Sayın Ergül, şunları söylüyor: ‘Benim için okyanus bir semboldü. Ben tüm varlığımla denedim ve zaten geçtim. Sistemin çarklarına teslim olmadan, ev, araba, kariyer peşinde koşmadan; her şeyden vazgeçerek bu yolculuğa çıktım. Söylemek istediklerimi insanlara aktarmak için ki aktardım da. 12 yaşında kızların gelin edildiği bir coğrafyada halen daha kız çocuklarının okutulmasının okyanusunu geçemediğimizi hatırlayın. İşte şimdi benim yanımda olun. İşte şimdi okyanusu asıl geçmek zamanıdır dostlarım. Beni bu inanç kendi okyanusuma bir kez daha getirecek. Bir kez daha ben çok sevdiğim derin ve sonsuz gözüken mavinin içine dalacağım. Zerre kadar saygımı kaybetmeden. Yaşama dair hiç bitmeden ve duruşumu hiç değiştirmeden.’” dedi.

“YURT DIŞINA ÇIKIŞ YASAĞI ACİLEN KALDIRILMALIDIR”

Emekli Tuğamiral Ünsal, açıklamalarının sonunda ise “Değerli dostlar, Yunan Parlamentosu’nun Türkiye aleyhinde aldığı ‘Soykırımın inkârının cezalandırılması’ kararlarını kınamak üzere Atina’ya giden, aralarında TBMM Eski Başkanvekili Uluç Gürkan’ın da bulunduğu Talat Paşa Komitesi Heyeti kente alınmadı. Yunan devletinin bu utanç verici kararını kınıyoruz. Bu faaliyette yer alan, Yunan polisi tarafından saatlerce sorguya çekilen Sessiz Çığlık’ların asil kahramanlarından bay ve bayan gönüldaşlara en içten sevgi ve saygılarımızı iletiyoruz. Ayrıca; ‘Ermeni soykırımı yoktur’ demeyi suç haline getiren İsviçre devletini, çabalarıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde resmen mahkûm ettiren Sayın Doğu Perinçek’in temyiz edilen davanın 28 Ocak’taki duruşmasına katılabilmesi için yurt dışına çıkış yasağının ivedilikle kaldırılmasını talep ediyoruz. Sayın Yılmaz Özdil’in ifadesiyle ‘Bu dava hepimizin, çocuklarımızın, torunlarımızın alnına sürülmek istenen kara lekenin davasıdır. 100 senelik kumpastır.’ İlgilileri sorumlu davranmaya davet ediyoruz. Bizler, bu masum ve tertemiz insanlar özgürlüklerine kavuşana kadar ve kumpas davaların planlayıcıları, emir verenleri ve ‘kullanılıp bir köşeye atılan piyonları’, ‘maşaları’ adalet önüne çıkarılana kadar mücadelemize devam edeceğiz. Bu alçakların peşini bırakmayacağız” dedi.

BENZER HABERLER
X