12 Mart 2013 17:49
Merve Dinçay’la “Bire Bir”
Her hafta Gölcük’ün değerleri ile yapacağım röportajın ilk haftasında, AK Parti’nin kurucu üyelerinden Mevlüt Demir’i konuk aldım.
Merve Dinçay’la “Bire Bir”
Her hafta Gölcük’ün değerleri ile yapacağım röportajın ilk haftasında, AK Parti’nin kurucu
üyelerinden Mevlüt Demir’i konuk aldım. Mevlüt Demir bir dava adamı. Gerek yaptığı
çalışmalarla gerek yaşadığı hayatıyla yediden yetmişe herkesin beğenisini kazanmış özel bir
insan. Siyasi kimliğinin yanı sıra yardımsever ve ailesine bağlı bir isim. Gerçekleştirdiğim ilk
röportajımda gazetemize yaptığı özel açıklamalar için kendisine teşekkür ederim.
MİLLETİMİZİN VE PARTİMİZİN GÖRMEK İSTEDİĞİ HER YERDE OLURUM
Siyasete kaç yılında başladınız ve ne kadar süre siyaset hayatı içinde oldunuz?
M.D: Öğrencilik yıllarımda siyasete karşı özel bir ilgim vardı. Ancak aktif siyasete 1996
yılında Fazilet Partisi ile başladım. Fazilet Partisi’nde Başkan yardımcılığı görevini yürüttüm.
Ardından meclis üyesi oldum. 1999 yılından 2004 yılına kadar Gölcük Belediye başkan
yardımcılığı görevini yürüttüm. 2. Aktif dönemim AK Parti ile başladı. 14 Ağustos 2000
yılında kurulan bu parti beni de heyecanlandırdı. Partimiz kurulmadan önce Kıbrıs’ta özel
eğitimler aldık. AK Parti’nin kurulması arifesinden bu yana içindeyim. İl Başkanlığının
kurulmasının ardından şimdi ki bakanımız Nihat Bey bana Gölcük teşkilatını kurma görevini
verdi. O günden bu yana 2011 yılına kadar ilçe başkanlığı görevini yürüttüm. Milletvekili
aday adaylığım sebebi ile de ilçe başkanlığından istifa ettim. Yapılan yoklamalarla 3. olma
fırsatını buldum. Ancak nasip değilmiş ki aday olamadık. O günden bu yana partimizin bir
üyesi olarak hayatıma devam ediyorum.
Bundan sonra siyasete dönmeyi düşünüyor musunuz?
M.D: Tabi ki bir yola çıkmışsınız, çıktığınız yol çok zorlu ve meşakkatli. Ama zorlu olduğu
kadar da zorunlu. Kendime, aileme ve topluma karşı kendimi sorumlu hissediyorum.
Bu sorumluluk nedeni ile topluma hizmet etmekten kendinizi alıkoyamazsınız. Fakat
gençliğimden bu yana asla makam ve şöhret peşinde olmadım. Çünkü uğruna canımızı bile
verebileceğimiz ideallerimiz var. Bir davamız var. Bu dava bilinci her zaman mücadele
aşkımızı artırmakta. AK Parti uyguladığı politikalarla insanlığa ve geleceğe ilişkin önemli
çalışmalar yapıyor. Böyle bir partiye yardımcı olmak gerekir. Bu mücadelenin dışında
kalamayız. Milletimizin ve partimizin görmek istediği her yerde olmayı isterim.
AK Parti’ye bir kırgınlığınız var mı?
M.D: Hiçbir kırgınlığım yok. Çünkü parti bizim benim partim. Başında ve ortasında olduğum
partinin sonunda da olurum. Kaldı ki parti büyüklerimi hemşerilerim ve teşkilat mensupları
bana fazlasıyla sevgi ve ilgi gösteriyor. Dolayısıyla küsmek gibi bir sebep görmedim.
Siyasette unutamadığınız bir anınızı anlatır mısınız?.
M.D: Siyaset yaptığım sürece çok farklı unutulmayacak anılar yaşadım. Her biri benim için
çok özel. Ancak bugün hala hatırladığımda gözlerimi dolduran bir an var. 2004 Yılında yerel
seçim çalışmaları yaparken Değirmendere’de seçimi alacağımıza yürekten inanmıştık. Ama
seçim ya yine de heyecanlıydık. Sandıklar açıldı ve sandıktan Hasan Özer çıktığında çok
mutlu olmuştuk. Ben ve tüm ekip arkadaşlarım ağlamaya başlamıştı. Ben bunu çok anlamlı
buluyorum.
AK PARTİ’Yİ KİRLİ GÖSTERME GAYRETLERİ VAR
Yerel seçimler yaklaşıyor neler düşünüyorsunuz? AK Parti sizce bu dönem nasıl bir
politika izleyecek?
M.D: Son zamanlarda AK Parti’yi kirli gösterme gayretleri var. AK Parti ortaya koymuş
olduğu tüm vaatleri gerçekleştirdi ve bu yüzden de oylarını arttırdı. Dolayısıyla muhalefet
AK Parti’yi sandıkta yenemeyeceğini anladı ve oyunlar oynamaya başladı. Halkın gözünde
kirliymiş gibi gösterilmeye başlandı. Bunu daha önce 2009 yerel seçimlerinde denemişlerdi.
Kısmen başarılı olmuşlardı. Ancak bu gün Türkiye çok değişti. Muhalefetin 2009 yılında
aldığı lojistik destekler azaldı. Dolayısıyla muhalefetin AK Parti’yi kirletmeye gücü
yetmeyecek. Ancak bir söz vardır. Düşüncelerin zihni bulandıranlara karşı korunması
ülke sınırlarını barbarlara karşı korunması kadar önemlidir. Bu sözle yola çıkarak ben
dikkatli olunması gerektiğini düşünüyorum.
Hükümetin İmralı görüşmelerinde uyguladığı politikayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
M.D: AK Parti yola çıktığında Türkiye komalık bir hastaydı. Kısa zamanda ayağa kalktı.
Ancak bu bizim için yeterli değildi. Koşması gerekirdi. Koşması için de üstündeki ağırlıkları
atması gerekirdi. Bu ağırlıklar askeri, bürokratik, yargı vesayetiydi. Şu an da koşmasının
önünde 2 engel var. Birincisi sivil anayasa ikincisi 30 yıldır bu ülkenin başının belası terör.
Bunun uluslararası boyutunu bildiğimiz için hem vatandaşın hem hükümetin hatta tüm
partilerin bizi fakirleştirme, 3. dünya ülkesi yapma gayretlerine dur demeliyiz. Bunun içinde
zehirli aş yemek gerekiyorsa böyle bir zehirli aşı yemeye hazırız. Hastalıkların tedavisinde
ilacın acılığı önemli değildir. Önemli olan hastalığa iyi gelmesidir. Ben bu görüşmelerin bu
anlama geldiğini düşünüyorum.
Hükümetin uyguladığı bu politika AK Parti’ye oy kaybettirir mi?.
M.D: Partimizin zararına olacak diye çözüm metodundan vazgeçmek doğru olmaz. Zira
partiler geçicidir. Ama millet bakidir. Milletin refahı için her an canımızı vermeye hazırız.
Sizce ilçemizin en büyük problemi ve çözümü nedir?
M.D: İlçemizin en büyük problemi trafik. Caddeler araçlar tarafından işgal ediliyor. Bu da
kentimizin sosyal hayatını etkiliyor. Burada yapılacak tek şey ciddi bir trafik çalışması. Geçici
olarak boş alanların otopark olarak kullanılması gerekir. Daha sonra da yapılan çalışmalarla
otopark sayısı arttırılmalı. İnsanlar toplu taşıma araçlarını kullanmaya yönlendirilmeli. Ayrıca
kentimizi ikiye bölen D-130 karayolunda yay geçidini kolaylaştıracak geçiş güzergahları
yapılmalı. Kentin kuzeyinde ve güneyinde irtibatın arttırılarak kent ticaretini canlandırılması
gerekir.
GİTMEKTENSE, ÇAĞRILMAYI TERCİH EDERİM
Peki, size Belediye Başkan adaylığı teklifi gelse kabul eder misiniz?
M.D: Mehmet Ellibeş 2 defa benim onayımı alarak aday oldu ve kazandı. Çok başarılı da
oldu. Kendisi devam etmeyi düşünüyorsa, zaten adayımız o olur. Ama aday olmazsa beni
aday olarak görmek isteyenler olacaktır. Ancak hak nezdinde bir görev üstlenmek Süreyya
yıldızından inmek gibidir. Dolayısıyla bu tür görevlere isteyerek gitmektense çağrılmak daha
iyidir. Çünkü eğer sizi başkaları ısrarla getirmişse yardımcınız sadece büyük Allah’tır. Yüce
Allahın rızasının olmadığı hiçbir yerde olmam.
Bugünlerde neler yapıyorsunuz?
M.D: Sosyal bir insan olmayı seviyorum. Dolayısıyla şimdi TÜMSİAD’da yönetim
kurulu üyeliği yapıyorum. Derneğin siyasi işleriyle ilgileniyorum. Semerkand ve Hacegan
vakıflarının çalışmalarına katkı sağlıyorum. Beşir derneğinde ki arkadaşlarımla birlikteyim
ve onlara yardımcı oluyorum. Fırsat buldukça danışmanlığını yaptığım Donanma Sürücü
kursuyla ilgileniyorum. 4 Çocuğum ve 4 torunum var. Ailemle vakit geçiriyorum. Dede
olmaktan dolayı mutluyum. Onlarla oyunlar oynuyorum.
Sizin için halk adamı diyorlar. Bunun nedeni ne olabilir?
M.D: Teveccüh etmişler. Bizim öyle bir iddiamız yok. Olması gereken hayatı yaşıyorum.
Yine bir söz vardır ki; Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücü ile çalışan bir
dünyada, kendin olarak kalabilmek dünyanın en zor savaşını vermek gibidir. Ben
kendim olarak kalmayı her zaman düşünmüşümdür.