Maneviyat ve bilim aynı kürsüde buluştu
01 Şubat 2026 15:46

Maneviyat ve bilim aynı kürsüde buluştu

Gölcük’te düzenlenen “Kur’an-ı Kerim ile Dünya ve Ahiret Mutluluğunu Yaşamak” konulu panelde konuşan akademisyenler, gerçek huzurun zenginlik ve şöhrette değil, Kur’an-ı Kerim rehberliğinde yaşanan bir hayatta olduğunu vurguladı

Sevgi Mutluluğun Anahtarıdır Federasyonu tarafından düzenlenen “Mübarek Üç Aylara Özel: Kur’an-ı Kerim ile Dünya ve Ahiret Mutluluğunu Yaşamak” konulu panel vatandaşların yoğun katılımıyla Gölcük Belediyesi Kongre Sarayı’nda gerçekleştirildi. Akademisyen ve yazarların katıldığı programda, Kur’an-ı Kerim rehberliğinde huzurlu bir yaşamın şifreleri anlatıldı. Program, Kur’an-ı Kerim tilaveti ve ilahi dinletisiyle başladı. Vatandaşların ilgi gösterdiği panelde; İstanbul Medeniyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Kaya ile Fizik Yüksek Mühendisi, Mutasavvıf ve Yazar Dr. Abdulcabbar Boran konuşmacı olarak yer aldı. Katılımcılar, konuşmalarının ardından soru cevap etkinliği gerçekleştirdi.

‘HİDAYET ÇAĞININ REÇETESİ KUR’AN’DIR’

Panelde söz alan Dr. Abdulcabbar Boran, fizik bilimiyle tasavvufi gerçekleri harmanlayarak yaptığı sunumda, insanın yaratılış gayesinin mutluluk olduğunu belirtti. Boran, dünya saadetinin yarısının ve ahiret saadetinin anahtarının tek bir dileğe bağlı olduğunu ifade ederek, “Allah’ın tüm insanlar için tayin ettiği hedef mutluluktur. Bu mutluluğun yolu ise Kur’an-ı Kerim’deki 7 safha ve 4 teslimden geçer. Bu panelin gayesi de Kur’an âyetleriyle insanoğlunun ahiret ve dünya saadetine ulaşmasıdır. İnsanlık bugün büyük bir yanılgı içinde; mutluluğu zenginlikte, makamda veya şöhrette arıyor. Oysaki adres bellidir: Adres Kur’an-ı Kerim’dir. Kur’an sadece mezarlarda okunan bir kitap değil, hidayete erdiren bir hayat nizamıdır” dedi.

‘ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEK MUTLULUĞUN KAPISIDIR’

Dr. Abdulcabbar Boran, konuşmasında hidayet sürecinin ancak kalpten yapılan bir taleple başlayabileceğine dikkat çekerek, “Kişi Allah’a ulaşmayı dilediği an, Allah onun üzerindeki engelleri kaldırır. Bu dilek sahibi için Allah, dünya saadetinin yüzde 51’ini ve ilk üç cenneti adeta müjdeler. Ancak gerçek bir dönüşüm için kişinin mutlaka Allah’ın tayin ettiği hidayetçisine (mürşidine) tabi olması şarttır. Mürşidine tabi olmayan bir kişinin nefsiyle mücadelesi sonuçsuz kalır. Bugün ne yazık ki Kur’an’ın ruhu unutulmuş, sadece şekle dayalı bir ibadet anlayışı kalmıştır. Oruç tutan ama nefsini tezkiye etmeyen biri için o ibadet sadece açlık ve susuzluktan ibarettir. İçinde bulunduğumuz hidayet çağı, Kur’an hükümlerinin bizzat yaşandığı ve insanların ruhlarını ölmeden evvel Allah’a ulaştırdığı bir dönem olacaktır” dedi.

‘CENNET DEMEK SONSUZ BİR HAYATTIR’

Programda konuşan İstanbul Medeniyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Kaya, “Kur’an-ı Kerim, Cenab-ı Hakk’ın bize gönderdiği en büyük nimet. İnsanoğlu, cennetten yeryüzüne gönderildiği zaman Cenab-ı Hak, bir hidayet ve yol gösterici göndereceğini söylüyor ve ona tabi olan tekrar cennete döner. Tabi olmayan ise yolunu şaşırır. Kur’an-ı Kerim Cenabı Hakk’ın bize gönderdiği, yol gösterici hidayetidir. Kur’an-ı Kerim’i yaşamanın dışında bir mutluluk asla yok. Bazı insanlar başka yerlerde mutluluk arıyorlar ama bunun imkanı yok ve olmadığını denedikten sonra görüyorlar. Hem ayetler hem Peygamber Efendimizin (S.A.V.) pek çok hadis-i şerifleri var. Allah’ın emrettiği farzları yapmak, yasakladığı haramlardan kaçmak, bunları yaptığımızda özet olarak biz Cenab-ı Hakk’ın rızasını kazanıp onun cennetine gideceğiz. Cennet dediğimizde basit bir piknik alanı değil; cennet demek sonsuz bir hayattır. Bu sonsuz hayat ikiye ayrılıyor; cennet dediğimiz güzel hayat, tarifi imkansız güzel bir hayat, diğeri ise imansızların yaşayacağı sıkıntılı bir hayat, onun için baştan tedbir almak lazım" dedi. İHA

Habere ait diğer görseller

BENZER HABERLER
X