Kürekçi, ‘Yapılar derhal denetlenmeli’
Kürekçi, ‘Yapılar derhal denetlenmeli’
Marmara depreminin 20. yıl anma etkinliklerinde konuşan TMMOB İKK Sekreteri Murat Kürekçi, “Geçtiğimiz yıllar içinde ‘İmar Barışı’ adı altında ruhsatlandırılan yapılar derhal denetlenmeli, kaçak yapılar hiçbir biçimde affedilmemelidir” dedi. TMMOB Kocaeli İl Koordinasyon Kurulu'nun "Depremin 20. Yılı Anma Etkinlikleri" kapsamında gerçekleştirilen programa İKK Sekreteri ve Makina Mühendisleri Odası Kocaeli Şube Başkanı Murat Kürekçi, Mimarlar Odası Kocaeli Şube Başkanı Füsun Yılmaz Deniz, İnşaat Mühendisleri Odası Kocaeli Şube Başkanı Kahraman Bulut, Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, Prof.Dr. Cenk Yaltırak, AFAD İl Müdürü Salim Tekoğlu, Yüksek Mimar, Yüksek İnşaat Mühendisi Yoshinori Moriwaki, Prof.Dr. Kemal Beyen katıldı.
‘CİDDİ BİR YOL ALINMADI’
Marmara depreminin çok acı sonuçları olduğuna değinen TMMOB İKK sekreteri Murat Kürekçi, “Bu depremde; resmi rakamlara göre 18 binin üzerinde yurttaşımız hayatını kaybetti, 50 binden fazla kişi yaralandı. 330 bin konut, 50 bin işyeri hasar gördü. Yapıların yüzde 6`sı yerle bir oldu, yüzde 7`si ağır hasar aldı, yüzde 12`si de orta ölçekte hasar gördü. Yani yapılarımızın yüzde 25`i kullanılamaz hale geldi. Kimi referanslara göre 20 milyar dolardan fazla ekonomik kayıp ortaya çıktı. Kocaeli’de depremde ağır hasar alan 29 binanın içerisinde insanların yaşadığı bilinmektedir. Yapı stokumuzun yaklaşık yüzde 50’si hala depreme dayanıksız olduğu ve maalesef Kocaeli’de yapılaşmayla ilgili çok ciddi yol alınamadığı ilgili oda yetkililerimizce ifade edilmektedir” dedi.
‘DEPREMLE BURUN BURUNA’
Depremde yaklaşık 4 bin binanın orta hasar aldığını ancak 2 bin tanesini güçlendirildiğini ifade eden Kürekçi, “Kalan 2 bin adet bina, hala insanlarımız tarafından kullanılmaktadır. 2012 yılında çıkarılan Kentsel Dönüşüm Yasası’ndan sonra yaklaşık 5 bin binanın risk analizi yapılmış olup bunların 4 bin 500 tanesi yıkılmıştır. Geriye kalan 500 binada ise hala yaşamın devam ettiği bilinmektedir. Bu durumda ilimizde en az 529 binada yaşayan hemşehrilerimiz olası bir depremde ölümle burun burunadır ve o evlerde yaşamların devam etmesine belediyelerimiz göz yummaktadır. Kartal’da kendiliğinden yıkılan bina dahi Belediyelerimizi yaşatmak için harekete geçirememiştir” diye konuştu.
‘DÜZENLEMELER ETKİSİZLEŞTİRİLDİ’
Sözlerini sürdüren Kürekçi, “1999 Gölcük ve Düzce Depremlerinin ortaya çıkardığı büyük ölçekli can ve ekonomik kayıplar nedeniyle her kurum ve kuruluş "deprem" konusunda yeni organizasyon ve mevzuat düzenlemelerini yapmış, ancak zaman ilerledikçe adeta deprem gerçeği unutulmaya yüz tutmuş ve oluşturulan organizasyonlar ile yasal düzenlemeler de etkisizleşmiştir.17 Ağustos Depremi’nden almamız gereken en büyük ders, coğrafi riskler göz ardı edilerek kurulan şehirlerin, plansız-çarpık kentleşmenin ve mühendislik hizmeti almayan yapıların insanlar için büyük tehdit oluşturduğuydu. Geride bıraktığımız 20 yıl boyunca ne yazık ki bu acı dersin gereklerini yerine getirme noktasında adımlar atılmadı” dedi.
‘KAÇAK YAPILAR RUHSATLANDIRILDI’
Deprem sonrası afet riski olan yerleşim yerlerinin taşınmadığına da dikkat çeken Kürekçi, “Binalarımız depreme dayanıklı hale getirilmedi. Kent merkezlerinde deprem toplanma alanları oluşturulmadı, afet sonrası kriz yönetim senaryoları hazırlanmadı. Bütün bunlar yapılmazken kamusal bir anlayışla yürütülmesi gereken “yapı denetim” sistemi tümüyle ticarileştirildi. Odalarımızın mesleki yeterlilik, eğitim, belgelendirme ve denetleme gereklilikleri, yapı denetim süreçlerinden dışlandı.“İmar Barışı” adı altında projesi olmayan hiçbir mühendislik hizmeti almamış kaçak yapılar ruhsatlandırıldı. 10 milyonun üzerinde kaçak yapının ruhsatlandırıldığı bu imar affıyla birlikte yapı stokumuzun proje uygunluğu ve deprem dayanıklılığı konusunda denetlenme ihtimali ortadan kaldırıldı” dedi.
‘GÜVENLİ ALANLAR ORTADAN KALDIRILDI’
Kürekçi, “Kentlerin yeniden yapılandırılması ve depreme dayanıksız binaların yenilenmesi için gerekli olan “Kentsel Dönüşüm” uygulamaları amacından saptırılarak inşaat firmalarına kaynak aktarılmasının, kentsel rantların iktidar yandaşlarında toplanmasının bir aracı haline getirildi. Kent merkezlerinde bulunan afet toplanma alanı statüsünde park, bahçe ve meydanlar yapılaşmaya açılarak afet sonrasında yaşamı sürdürmeye olanak verecek güvenli alanlar ortadan kaldırıldı. Son 20 yıldır ülkemizin farklı yerlerinde yaşanan farklı büyüklüklerdeki her deprem, 17 Ağustos 1999’da yaşadığımız büyük felaketi çağrıştırmakta depremin ülkemiz için ne kadar yakın bir tehlike olduğunu hatırlatmaktadır. Bilinmelidir ki depreme hazırlık konusunda 20 yıl öncesinden daha iyi durumda değiliz” şeklinde konuştu.
‘YAPILAR DENETLENMELİ’
Yapı denetimi sisteminin TMMOB ve bağlı odalar, üniversiteler ve ilgili kesimlerin katılımıyla kamusal bir anlayışla yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirten Kürekçi, “Ülke genelindeki yapılar incelenerek riskli yapılar tespit edilip güvenli hale getirilmelidir. Uygun olmayan zemin ve arazilerdeki yapılar derhal boşaltılmalıdır. Tüm yaşam alanlarımız bilimin ve teknolojinin rehberliğinde, insanların ihtiyaçları doğrultusunda ve doğayla barışık biçimde yapılandırılmalıdır. Geçtiğimiz yıllar içinde “İmar Barışı” adı altında ruhsatlandırılan yapılar derhal denetlenmeli, kaçak yapılar hiçbir biçimde affedilmemelidir. Çıkarılan deprem yönetmelikleri geliştirilmeli ve harfiyen uygulamaya konmalı, yönetmeliklere aykırı tüm işlemlerin tesis edilmesi engellenmeli; Odalarımızın kamusal görevi olan mesleki denetim yetkilerini sınırlandırmaya yönelik düzenlemeler kaldırılmalıdır” dedi.