“Kumpasa neden hala kumpas denilemiyor?”
08 Şubat 2015 15:30

“Kumpasa neden hala kumpas denilemiyor?”

İki seneyi aşkın süredir devam eden, Balyoz ve Ergenekon davaları sebebiyle tutuklanan askerlerin eş ve akrabaları tarafından düzenlenen Sessiz Çığlık eylemi, Cumartesi günü Değirmendere Çınarlık Meydanı’nda gerçekleştirildi

Eylemde bu haftaki konuşmayı Emekli Tuğamiral Ali Sadi Ünsal yaptı ve adalet çağrısında bulundu. Ünsal, yaptığı açıklamada “Değerli dostlar, kumpas davaların planlayıcılarının, tetikçilerinin, aktif ve pasif destekleyenlerin adalet önüne çıkarılmasına yönelik fark edilebilir somut bir adım henüz atılmamıştır. Hal böyleyken sorumlu makamlarda bulunan, kimlerinin ‘haberimiz yoktu’ yaklaşımları ve kimilerinin de ‘kumpas davalar’ için adeta kumpas demekten çekinircesine ‘kumpas olduğu söylenen davalar’ ifadesini kullanmaları, bu acınası duruma niye düştüğümüzü gayet iyi özetlemektedir. 29 Temmuz 2011 tarihinde, dönemin Genelkurmay Başkanı Sayın Işık Koşaner istifa ettiğinde, yayınladığı veda mesajında ‘yapılanların evrensel hukuk kaidelerine, hakka, adalete ve vicdani değerlere uygun olarak yapılmadığını’ vurgulayarak ‘Bu durumun önlenememesi ve yetkili makamlar nezdinde yapılan girişimlerin dikkate alınmaması, Genelkurmay Başkanı olarak personelinin hak ve hukukunu koruma sorumluluğunu yerine getirmeme engel olduğundan işgal ettiğim bu yüce makamda göreve devam etme imkanını ortadan kaldırmıştır’ demiştir. Bu mesajı yayınlayan başka bir ülkenin Genelkurmay Başkanı mıydı ki haberiniz yoktu? Sayın Işık Koşaner, ‘Personelimin hakkını ve hukukunu koruyamadım’ diyor ve istifa ediyor. ABD’de en büyük siber suçlar konferansı düzenleniyor. Konferansta dijital bir sahtecilik olarak Balyoz Davası anlatılıyor. BM keyfi tutuklamalar, çalışma grubu, Balyoz Davası için Türkiye’yi mahkum ediyor. Sözde İzmir Casusluk Davası’nda hali hazırda, yani bugün görevde olan Donanma Komutanı, sanık olarak yargılanıyor, buna rağmen kumpasa neden hala kumpas denilemiyor? Neden?” dedi.

 “SUSKUNLUĞUNUZUN SEBEBİ NE OLABİLİR Kİ?”

Emekli Tuğamiral Ali Sadi Ünsal, açıklamasının devamında “Tarih 18 Kasım 2011. Dönemin Adalet Bakanı Müsteşarı Ahmet Kahraman istifa eder, basına ‘Teşkilattan karşılayamayacağım beklentiler gelmeye başlamıştı. Bu nedenle ayrılıyorum’ açıklamasını yapar. Bu açıklama da mı duyulmadı? Bunca yaşananlardan sonra, dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin, niye konuşmaz acaba? Dönemin Adalet Bakanı olarak yargıda yaşananlara devletin en yetkili kişilerinin açıklamalarına ilişkin olarak söyleyecekleriniz olmalı, suskunluğunuzun sebebi ne olabilir ki?” dedi.

 “ÇÖZÜM BULMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

Çözüm istediklerini belirten Ünsal, “Değerli dostlar, gelinen aşamada kumpas davaların TSK’daki sorumlularının, tetikçilerinin, işbirlikçilerinin ortaya çıkarılması için ne yazık ki somut, hukuki bir adım atılamadı. Askeri planlarımızın bir kısmı alçaklar tarafından pazarlandı. Kumpas davaların dosyaları, bu hainliğin belgeleri ile doludur ve o hainlere hala dokunulamıyor. Donanma Komutanlığı’nın EMASYA planı çalınıyor. Askeri Savcı KYO kararı veriyor. Dönemin Donanma Komutanı, adeta ‘Karargahımın güvenliği kalmadı. Sorumlularını bulun’ diye üç defa soruşturma emri veriyor. Askeri savcı KYO kararı veriyor. Askeri savcı hakkında defalarca yetkili makam olan MSB Adalet İşleri Bakanlığı’na şikayette bulunuyor. Hiçbir işlem yapılamıyor. O savcı aklanıyor. Duyduğumuza göre o savcı emekli ve bir üniversitede hukuk dersleri veriyor. Donanma Komutanlığı’nda bulunan ve yüzlerce seçkin denizcinin kumpas davalarla tasfiye edilmesine neden olan 5 numaralı hard diskin üzerindeki parmak izinin sahibi dört yıldır tespit edilemiyor. Balyoz Davası’nda ‘Gerçeğe aykırı bilirkişilik’ yapan dönemin Binbaşı rütbesindeki bir şahıs bir türlü yargılanamadığı gibi yurt dışı daimi görevine gönderiliyor. 1. Ordu Komutanlığı’nın şimdi emekli olan askeri savcısının görevde iken kumpas davaların bavulcusu ile soruşturma dosyasını paylaşarak ‘Soruşturmanın gizliliğini ihlal etmesi’ davasında Askeri Yargıtay, askeri savcının cezalandırılma talebine rağmen oy birliği ile beraat kararı veriyor. Sanki bu olanlar başka bir ülkede yaşanmış gibi tuhaf tuhaf beyanlar verileceğine daha önce de vurguladığımız gibi başta TBMM olmak üzere tüm sorumluları ve ilgilileri, bu olanları artık anlamaya ve çözüm bulmaya çağırıyoruz” dedi.

 “DOĞRUDAN TSK HEDEF ALINMIŞTIR”

Ünsal, TSK’nın hedef alındığını belirterek “Değerli dostlar, 9 Kasım 2005’teki Şemdinli’de bir teröriste ait Umut Kitapevi’ni bombaladıkları gerekçesiyle ‘Astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz’ 40 yıl ceza aldılar. Bizler, hiçbir suçu ve suçluyu savunmayız. Ancak bu davanın iddianamesi kumpas davalardan Ergenekon iddianamesinin bir prototipidir ve doğrudan TSK hedef alınmıştır. Bu nedenle bu dava yeniden görülmelidir. Bu davanın yeniden görülmesi kumpas davaların ayak izlerinin nerelere kadar uzandığının tespiti açısından da önemlidir. Önümüzdeki haftalarda bu davanın hukuki boyutunu daha etkili bir şekilde gündeme getireceğiz ve konunun takipçisi olacağız. Değerli dostlar; bildiğiniz üzere kumpas davalar sürecinde onur intiharları ile yaşamlarına son verenler oldu. Cezaevlerinde ailelerinin gözleri önünde yaşamlarını yitirenler oldu ve ağır hastalıklara yakalananlar oldu. Onlardan biri de Dz. Kur. Alb. Berk Erden’dir. Yarın 8 Şubat 2015. Yarın onun aramızdan ayrılışının yıldönümüdür. Ve hala bu arkadaşımızın hayatına son vermesine sebep olanlar yargı önüne çıkarılamamıştır. Yaşama veda etmeden önce Cumhurbaşkanlığı makamı dahil tüm ilgililere bıraktığı 20 sayfalık mektup bir anlamda devlete son çağrıydı ve bu çağrı algılanmalıydı. Bu yiğit askeri rahmetle anıyoruz. Dz. Kur. Alb. Berk Erden; seni unutmadık unutmayacağız” dedi.

 “TİTRİYORSUNUZ, KORKUYORSUNUZ”

Onurlu mücadelelerine devam edeceklerini belirten Ünsal, “Bir diğer silah arkadaşımız da şuanda akciğer kanseri ile savaşıyor. Bu yiğit asker ömrünü vatanına ve milletine adamış, üniformasını, denizlerde şanlı bayrağımızı gururla taşımış olan değişmez komutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün cesur Amirali Cem Aziz Çakmak’tır. Silah arkadaşımız kardeşimiz Cem Çakmak, sana Değirmendere’den sesleniyoruz, sen bugüne kadar girdiğin bütün mücadelelerden zaferle çıktın. Ödülün Hasdal ve Silivri cezaevleri de olsa şerefli ve onurlu bir yaşamı her şeyin üstünde tuttun. Bu herkese nasip olmaz. Bizler cezaevlerinde katledilmeye çalışılırken ‘Bir böcek gibi yaşamanın’ sözde erdemini savunanları ve hala bu yolda devam edenleri, bu kumpasta rol alan üniformalı aktif ve pasif maşaları mutlaka adaletin vicdanına teslim edeceğiz. Daha işin başındayız cesur yürek, sakın bırakma. Alçaklığın ve namussuzluğun kalbine çakılmış bir kılıç gibi, dimdik bekliyoruz seni. Şimdi de TSK içine sızmış emperyal güçlerin maşası sapık ve alçaklara sesleniyoruz: Titriyorsunuz, korkuyorsunuz. Paçayı nasıl kurtarırız diye kara kara düşünüyorsunuz. Eşlerinizi kullanıyor, onlardan akıl almaya çalışıyorsunuz. İşinizle uğraşıyorsunuz görüntüsü vermek için şapşalca roller yapıyorsunuz. Örgütünüzün inlerinden haber ve talimat almada sorunlar yaşıyorsunuz. Vakit yaklaşıyor. O şerefsiz ve onursuz yaşam biçiminiz mutlaka adaletin vicdanında son bulacaktır, mutlaka” dedi.

 “KİMLERİN NE OLDUĞUNU VE NE OLMADIĞINI DAHA KESİN VURGULAYACAĞIZ”

Emekli Tuğamiral Ali Sadi Ünsal, açıklamasının sonunda ise “Değerli dostlar, hafta içi acı bir kaybımız oldu. Kumpas davalara yönelik gerçeklerin kamuoyuna yansıtılması için büyük çaba gösteren basın dünyamızın cesur yüreklerinden Cumhuriyet Gazetesi savunma muhabiri Barkın Şık’ı sonsuzluğa uğurladık. Kendisine Allah’tan rahmet diliyoruz. Yakınlarının, sevenlerinin ve hepimizin başı sağ olsun. Ayrıca belirtmek isteriz ki değerli gazeteci Işık Kansu ile genç bir basın emekçisi olan Makbule Cengiz’in işine son verilmesi bizleri üzmüştür. Bu kararların gözden geçirilmesi ve bu cesur yüreklerin görevlerine geri dönmesi gerektiğine inanıyoruz. Bizler kumpas davaların planlayıcılarını, aktif ve pasif rol alan maşalarını, bir nedenle iş birliği yapanlarını ve görevlerini ihmal ederek, kötüye kullanarak kumpasa başarıya ulaşmasına neden olanların adalet önüne çıkarılması için daha etkin çalışacağız. Bu süreçte kimlerin ne olduğunu ve ne olmadığını daha kesin vurgulayacağız. Kumpas davaların planlayıcıları, emir verenleri ve ‘Kullanılıp bir köşeye atılan piyonları’ adalet önüne çıkarılana kadar mücadelemize devam edeceğiz. Bu alçakların peşini bırakmayacağız” dedi.

BENZER HABERLER
X