KESK üyeleri maaş bordrolarını yaktı
16 Aralık 2022 17:47

KESK üyeleri maaş bordrolarını yaktı

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Kocaeli Şubeler Platformu tarafından gerçekleştirilen basın açıklamasında, “Artan hayat pahalılığında maaşlarımız, ücretlerimiz mum gibi eriyor” denilerek maaş bordroları yakıldı

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Kocaeli Şubesi, ‘Grev, miting yasaklamalarına ve siyasi yasaklara hayır’ sloganıyla basın açıklaması gerçekleştirdi. İzmit Kent Meydanı’nda gerçekleştirilen açıklamaya; Tüm Bel Sen Şube Başkanı Erdal Karakuş Eğitim Sen Şube Başkanı Suphi Yıldırım, BES Şube Başkanı Yeliz Yılmaz Karstarlı, SES Şube Başkanı Murat Harata, TMMOB İKK Sekreteri Mehmet Ali Elma, TMMOB İKK eski Sekreteri Murat Kürekci, HDP İl Eşbaşkanı Şehabettin Işık, HDP İzmit İlçe Eşbaşkanı Metin Fırat, EMEP İl Başkanı Arzu Erkan ile siyasi parti temsilcileri katılım sağladı. KESK tarafından Ankara Tandoğan’da gerçekleştirilmek istenen miting alanının değiştirilmesini protesto eden sendika üyeleri, enflasyon karşısında gittikçe derinleşen ekonomik krizin emekçileri her geçen gün yoksulluğa sürüklediğini ifade etti.

‘ÇOKLU KRİZİN ORTASINDAYIZ’

KESK Dönem Sözcüsü ve Haber Sen İl Temsilcisi Emre Toptaş tarafından yapılan açıklama şu şekilde: Ülke olarak gittikçe derinleşen çoklu krizin ortasındayız. Hayat pahalılığından, işsizliğe, hukuk ve adaletten iç ve dış politikaya kadar her alanda adeta çıkmaz bir sokağa sürüklenmiş bulunuyoruz. Karşımızda iki ülke tablosu var. Birinci tabloda faizden, ranttan, emek sömürüsünden beslenen mutlu azınlık servetine servet katıyor, semirdikçe semiriyor. İkincisinde emeği ile geçim mücadelesi verenlerden yoksullaştırılan halktan oluşan; işçiler, emekçiler, asgari ücretliler, emekliler, çiftçiler, küçük esnaflar, işsizler, dar gelirliler olarak,  her güne yeni zamlarla uyanıyoruz.

‘İŞÇİLER HAKLI DİRENİŞLERİNİ SÜRDÜRMEKTE’

Artan hayat pahalılığında maaşlarımız, ücretlerimiz mum gibi eriyor. Bin bir çeşit Ali Cengiz oyununa başvuran resmi rakamlar bile artık bu ülkede yaşanan işsizliği, hayat pahalılığını gizlemeye yetmiyor. Son haftada yaşadığımız üç yasaklama girişimi de gizleme çabalarının diğer göstergesi olmuştur. Emeklerinin hakkını isteyen Bekaert işçilerinin kentimizdeki grevi, Cumhurbaşkanı tarafından milli güvenliği bozduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir. Ama bugün görüyoruz ki bıçak kemiğe dayandığı için işçiler karara rağmen haklı direnişlerini sürdürmekte ve grev devam etmektedir. Buradan haklı mücadelelerini selamlıyoruz.

‘SEÇMEN İRADESİNİN YANINDAYIZ’

İstanbul halkının iradesine adeta gasp girişimi olan dava sonucudur. Kamuoyunda ‘Ahmak Davası’ olarak adlandırılan ve neticesinde İstanbulluların oylarıyla seçilen Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu 2 yıl 7 ay 15 gün hapis ve siyaset yasağı cezasına çarptırılmıştır. Daha önce HDP ve CHP belediyelerine kayyım atayan,  Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala gibi isimleri gereğinden çok uzun süren tutukluluk süreçleriyle cezaevlerinde tutan, atılan tweetler sebebiyle Canan Kaftancıoğlu’na siyasi yasak getiren iktidar, durmayacağını devam edeceğini göstermiştir. Biz de buradan diyoruz ki Ekrem İmamoğlu’nun ve İstanbul’daki seçmen iradesinin yanındayız. Halk iradesi gasp edilemez.

‘FİİLİ MİTİNG YASAĞI’

17 Aralık’ta Ankara’da gerçekleştireceğimiz ‘Artık yeter. Emekten halktan yana, seçim bütçesi değil geçim bütçesi istiyoruz’ şiarlı mitingimize ilişkin Ankara Valiliği tarafından verilen cevap bunun son örneğidir. Ankara Valiliği haftalar önce Tandoğan Meydanı için yaptığımız başvuruya uzun süre cevap vermemiştir. Dün saat 10.00’da yani mitinge 48 saat kala verilen cevapta ise miting yerinin Anıtpark olarak belirlendiği bildirilmiştir. Üstelik miting kısa bir saat dilimi ile sınırlandırılmak istenmiştir. Başta üyelerimiz olmak üzere bütün illerden Ankara’ya gelecek on binlerce işçi ve emekçiyi Anıtpark’a sıkıştırmayı hedeflemenin tek bir anlamı vardır. O da fiili miting yasağıdır.

‘KÖLELİĞE VE YOKSULLUĞA UYUM PROGRAMI’

Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış toplantı ve gösteri yürüyüş hakkı ile örgütlenme, ifade ve düşünce özgürlüğüne darbedir. Bu engelleri koyan ülkeyi yönetenlerin görüyoruz ki tek programı var. Emeği ile geçinenlere ve halka dayatılan bu program köleliğe ve yoksulluğa uyum programıdır. Sistemin çarkları yıllardır bu programı hayata geçirmek için dönüyor. Üstelik diyorlar ki ‘Hiç kimse bu kölelik ve yoksulluk programımıza itiraz etmesin, hakkını aramasın, sorgusuz sualsiz biat etsin’ Bunun için grevlerimizi, toplantılarımızı, basın açıklamalarını, mitinglerimizi yasaklamakta sınır tanımıyorlar.

‘MÜCADELEMİZİ KARARLILIKLA SÜRDÜRECEĞİZ’

Bu yasaklama ve engellenmeler bize geri adım attıramayacaktır. Bu hukuksuzluklar silsilesi son buluncaya kadar mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Hepimiz biliyoruz ki TBMM’de görüşmeleri tamamlanacak olan bütçe de yıllardır bizlere, halka dayatılan kölelik ve yoksulluk programının bir parçasıdır. Nitekim daha önceki bütçeler gibi bu bütçede de işçiler yine yok. Kamu emekçileri yine yok. Açlık sınırı altına itilen on milyon asgari ücretli, 3 bin 500 TL ile açlık sınırının yarısına bile denk gelmeyen bir maaş reva görülen milyonlarca emekli yok. Kadınlar, gençler yok. Kamu hizmetlerine, eğitime, sağlığa, ulaşıma yatırım yok.” Açıklamanın ardından sendika üyeleri maaş bordrolarını yakarak durumu protesto etti.

BENZER HABERLER
X