‘Kardeşimin acısı hala yüreğimde’
1966 Varto depreminde yeni evli Ulfiye Yeşildağ ve 2 aylık yeğenini kaybederek, büyük yara alan Yeşildağ ailesi, Gölcük’e göç etmiş, fakat Gölcük’te de 1999 depremine yakalanmışlardı.
1999 depreminde kardeşini, gelinini ve 2 yeğenini kaybeden Metin Yeşildağ, yılların kardeş acısını hafifletemediğini söyledi. Depremi anlatırken kelimeleri boğazına takılan Metin Yeşildağ, duygusal anlar yaşadı
Asrın felaketi 17 Ağustos Marmara depreminde ilçemizde çok can kaybı yaşandı.
1966 yılında Muş’un Varto ilçesinde yaşanan deprem nedeniyle depremzedeler, başka illere göç etmeye başladı.1966 Varto depreminde yara alan Yeşildağ ailesi, 17 Ağustos Marmara depremine Gölcük’te yakalandı. Varto depremi ve 17 Ağustos Marmara depremi ilgili açıklama yapan Metin Yeşildağ’ın kelimeleri boğazında düğümlendi. Varto depreminde yeni evli ablası Ulfiye’yi kaybeden Metin Yeşildağ, 17 Ağustos Marmara depreminde ise canından çok sevdiği kardeşi Ergül Yeşildağ, gelini Ayşe Yeşildağ, yeğenleri Volkan ve Hasret Yeşildağ’ı kaybetti. Yılların acılarına çare olamadığını belirten Yeşildağ, “Babam Muş’un Varto ilçesinde çiftçi olarak yaşamını sürdürüyordu.
4 kardeş babamıza çiftçilikte destek veriyorduk. Mutlu yaşamımız 19 Ağustos 1966 yılında yaşanan Varto depremine kadar sürdü. Yaşanan Varto depreminde yeni evli ablam, iki aylık yeğenim ile 4 amcamın çocuklarını kaybettim” dedi.
‘BİZİM İÇİN HAYAT BİTMİŞTİ’
Birbirlerine çok bağlı olduklarını söyleyen Metin Yeşildağ, “Yaşanan Varto depreminde bizim için hayat bitmişti. Yeni yaşam için babam çırpınmaya başladı. Tek çıkar yolumuz memleketimizi terk etmekti. Biz de Gölcük’e göç etmek zorunda kaldık. Gölcük’e yerleştikten sonra ben ve kardeşim Ergül Yeşildağ, inşaat ustası olarak çalışmaya başladık. Bu süre içerisinde eşim Zeynep hanımla evlenerek yaşamımızı birleştirdik. Kardeşim ise gelinim Ayşe hanımla mutlu bir evlilik yaptı. Kardeşimin bu mutlu evliliğinden oğlu Volkan ve kızı Hasret dünyaya geldi. Ben 1987 ile 1990 yılları arasında Tekirdağ’da bulunan Çerkez Köyü’ne gittim. Çerkez Köyde kurulan fabrikalardan dolayı iş alanı bir hayli fazlaydı. Kardeşime sormadan Çerkez Köyde bir daire kiraladım ve kararımı kardeşim Ergül’e açıkladım. Kardeşim Ergül bu karara sıcak bakmayarak “Benim çevrem Gölcük’te tekrar başka bir yere yerleşmek istemiyorum” dedi. Kardeşimin istememesi üzerine istemiyorsa Çerkez Köyüne yerleşmekten vazgeçtim. Çünkü biz iki kardeş olarak son derece birbirimize bağlıydık. Memurluk sınavlarına katılarak infaz koruma memuru olarak görev yapmaya başladım. Ben devlet memuru olarak görev yaparken Kardeşim çok sevdiği inşaat ustalığına devam etti. 16 Ağustos sabahı kardeşimle birlikte çarşıda geziyorduk” dedi.
‘KARDEŞ ACISI HİÇBİR ŞEYE BENZEMEZ’
Depremde kardeşini, gelinini ve yeğenlerini kaybettiğini söyleyen Metin Yeşildağ, kardeş acısının hiçbir şeye benzemediğini söyledi. Yeşildağ, “Kardeşim sahile inince oğlum Özgür sahilde amcasını gördü. Amcasıyla birlikte gezdikten sonra eve döndü. Özgür eve gelince annesine “Amcamla birlikteydim. Amcam bana bir şeyler ikram ettikten sonra yanından ayrıldım. Ama dönüp arkadan amcama baktığımda içimde bir şeyler koptu. Sanki amcamı bir daha göremeyecekmişim gibi” dedi.16 Ağustos gecesi yaşanan deprem bütün bu mutluluğumuza gölge düşürdü. 17 Ağustos sabahı her taraf yerle bir oldu. Binaların yıkılması, insanların enkaz altında çaresiz bağırmaları yürekler burkuyordu. Ben ilk olarak kardeşimin ikamet ettiği Gölcük Merkez Mahallesi Fatih Caddesi Güneş Apartmanına yöneldim. Fakat apartman depremden dolayı yıkılmış, enkaz haline gelmişti. İşte o zaman dünyam başıma yıkıldı. Beton yığınlarına insan gücü yetmiyor. Kardeşim Ergül, gelinim Ayşe, yeğenlerim Volkan (9) ve Hasret (7) Yeşildağ enkazın altında kaldı. Binanın etrafından dört döndük, ama hiçbir şey yapamadık. Bir hafta sonra iş makinesinin yardımları ile kardeşimi, gelinimi ve yeğenlerimin cansız bedenlerini enkazdan çıkarmayı başardık. Kardeşimin ocağı tamamen söndü. Ben 33 yıl sonra yine en büyük acı ile sarsıldım” şeklinde ifade etti.