Kalp damar hastalıklarına dikkat
Prof.Dr. Hamza Duygu, sigaranın bırakılması ile kalp damar hastalıkları riskinin azaldığının kanıtlandığını ve kalp damar hastalıklarına yakalanma yaşının düştüğünü ifade etti
Günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde başta gelen ölüm ve iş görmezlik nedenleri arasında yer alan kalp ve damar hastalıkları hakkında açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Hamza Duygu, sigaranın bırakılması ile kalp damar hastalıkları riskinin azaldığının kanıtlandığını ve kalp damar hastalıklarına yakalanma yaşının düştüğünü ifade etti. Avrupa’da tüm ölümlerin yüzde 49’u, 65 yaş altındaki ölümlerin ise yüzde 30’unun kalp damar hastalıkları nedeniyle olduğunu ifade eden Prof. Dr. Hamza Duygu, kalp damar hastalıklarının birçok Avrupa ülkesinde orta ve ileri yaş grubunda en önemli ölüm nedeni olduğunu söyledi.
KALP DAMAR HASTALIKLARI
Prof. Dr. Duygu, sürekli artış gösteren kalp damar hastalıklarına bağlı ölümler hakkında yaptığı açıklamalara şöyle devam etti: “20. yüzyıl başlarında kalp ve damar hastalıkları dünya genelinde ölümlerin yüzde 10’undan daha azından sorumluyken, 21. yüzyıl başında gelişmiş ülkelerde ölümlerin neredeyse yarısından, gelişmekte olan ülkelerde ise yüzde 25’inden sorumludur. 21. yüzyılda da kalp ve damar hastalıklarının tüm dünya genelinde sakatlık ve ölümlerin en önemli nedeni olduğu kabul edilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 2001 yılında yaklaşık 16,6 milyon insan kalp ve damar hastalıklarından yaşamını yitirmiştir” dedi.
‘HASTALIKLARIN GÖRÜLME SIKLIĞI KONTROL EDİLEBİLİR’
Dünya Sağlık Örgütü’nün, kan basıncı, obezite, kolesterol ve sigara içiminin kontrolü ile kalp ve damar hastalıklarının görülme sıklığının yarıya indirilebileceğini bildirdiğini ifade eden Prof. Dr. Duygu, bu anlamda koruyucu hekimliğin, kalp ve damar hastalıklarından kaynaklı ölümlerin azaltılmasında çok önemli bir role sahip olduğunu, amacın kalp damar tıkanıklığı için yüksek risk taşıyan bireylerin saptanması ve bu kişilerdeki ilk veya tekrarlayan kalp damar tıkanıklıklarının önlenmesi olduğunu belirtti.
KALP VE DAMAR HASTALIKLARI İLE İLGİLİ RİSK FAKTÖRLERİ
Prof. Dr. Hamza Duygu, “Kalp ve damar hastalıkları birden fazla faktöre bağlı hastalıklardır. Günümüzde kalp ve damar hastalıklarının her toplumda etkin olduğu kabul edilen risk faktörleri vardır. Sigara içmemenin, kilo almamanın, sağlıklı beslenmenin, en az günde yarım saat, haftada beş gün olmak üzere düzenli egzersiz yapmanın, normal şeker metabolizmasının ve aşırı stresten uzak durmanın kalp ve damar sağlığını korumak açısından önemi bilinmektedir” diyerek, kalp ve damar hastalıkları ile ilgili risk faktörleri arasında yaş, cinsiyet, genetik ve etnik etkenler “değiştirilemez etkenler” grubuna girerken, sigara, sağlıksız beslenme alışkanlıkları, aşırı alkol tüketimi, oturgan (sedanter) yaşam, şişmanlık, kan yağları, kan basıncı ve kan şekeri yüksekliğinin ise “düzeltilebilir risk faktörleri” olarak ayrılabildiğini söyledi.
‘BESLENMEYE DİKKAT EDİLMELİ’
Günümüzde teknolojinin hızla ilerlemesinin getirdiği değişimler nedeniyle toplumun gün geçtikçe farklılaşan bir yaşam tarzı sürdürmeye başladığını hatırlatan Duygu, modern yaşamın getirdiği olanaklar nedeniyle insanların daha az hareket eder hale geldiğini, yaşam tarzı değişikliğinin beslenme alışkanlıklarını da kötü yönde etkilediğini ifade ederek şöyle devam etti, “Beslenmenin daha çok hayvansal kaynaklı gıdalara dayanması, sebze ve meyvenin yeterince tüketilmemesi, aşırı yağlı, soslu, yüksek enerjili gıdalar tüketilmesi, fiziksel aktivite eksikliği ile birleştiğinde kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini arttırmaktadır. Son yıllarda yirmili otuzlu yaşlarda da kalp damar tıkanıklıklarına günlük pratiğimizde daha sık rastlamaktayız. Bunun en önemli nedeni sigara alışkanlığıdır. Buna ek olarak fiziksel aktivitedeki azalma, kilo artışı, beslenmeye yeterince dikkat edilmemesi ve stres de katkıda bulunan faktörler olabilir” dedi.
‘ŞİŞMANLIK VE HAREKET AZLIĞI ŞEKER HASTALIĞI NEDENİ’
Öncelik verilmesi gereken bir diğer konunun da şeker hastalığı sıklığındaki korkutucu artıştan sorumlu şişmanlık ve hareket azlığı ile mücadele olması gerektiğini hatırlatan Duygu, bu konuda toplum düzeyinde verilmesi gereken mücadelenin, topluma eğitim yoluyla bilinç kazandırmak suretiyle gerçekleşebileceğini ifade etti. Okullarda fiziksel aktivite derslerinin yanında beslenme ile ilgili eğitimler de verilmesi gerektiğini ifade eden Duygu, “İlk ve orta dereceli okullarda fiziksel aktivite ve beslenmeyle ilgili eğitimlere daha çok önem verilmelidir. Okullarda öğrencilere günde bir saat beden eğitimi yapma olanağı sağlanmalıdır” şeklinde konuştu. İHA