İmam-Hatipten kutlu doğum etkinliği
23 Nisan 2014 16:25

İmam-Hatipten kutlu doğum etkinliği

İmam-Hatip Lisesinin ve Ortaokulunun Gölcük İmam-Hatip Mezunları Derneği(GİMDER)’in katkılarıyla Kongre Sarayında program düzenlendi.

Programa başta protokol üyeleri olmak üzere yoğun katılım sağlandı

 

Gölcük Müftülüğü Peygamber Efendimizin doğun günü olarak kabul edilen 14–20 Nisan Kutlu Doğun haftasında Gölcük genelinde camilerde ve salonlarda çeşitli etkinlikler düzenlenmişti. Bu etkinliklerin bir benzeri de Gölcük İmam-Hatip Lisesi ve İmam-Hatip Ortaokulu tarafından yapıldı. İmam-Hatip Lisesinin ve Ortaokulunun Gölcük İmam-Hatip Mezunları Derneği(GİMDER)’in katkılarıyla Kongre Sarayında düzenlediği program oldukça ilgi gördü. Programa Gölcük Kaymakamı Adem Yazıcı, Gölcük Belediye Başkanı Mehmet Ellibeş, Gölcük Milli Eğitim Müdürü Ahmet Demir, Şube Müdürleri Murat Yavuz ve Fatih Taşdelen, Gölcük Müftüsü Mehmet Yazıcı, Aile ve Sosyal Politikalar İlçe Müdürü Selim Gencer, Büyük Birlik Partisi eski Belediye Başkan Adayı Nihat Yıldız, Büyük Birlik Partisi İlçe Yönetiminden Abdullah Kanpara ve çok sayıda davetli katıldı.

 

‘ZEYD BİN HÂRİSE’

Kutlu Doğum programının ilk başında Gölcük İmam-Hatip Lisesi öğrencilerinden Lokman Çalışkan ve İmam-Hatip Ortaokulu öğrencilerinden Ömer Faruk Özkaya Kura’an-ı Kerim okudu. Kur’an-ı Kerim okunmasının ardından Gölcük İmam-Hatip Lisesi Müdürü Necmettin Çetin konuşma yaptı. Çetin örneklendirmelerle yapmış olduğu konuşmalarında sahabeleri anlatırken “Küçük Zeyd daha sekiz yaşındayken gurbete düşmüştü. Annesiyle birlikte dedelerinin ve ninelerinin türbelerini ziyarete gittikleri bir sırada düşmanlar tarafından esir alınmış ve Ukâz Panayırı'nda satışa çıkarılmıştı. Orada Hakîm ibni Huzâm 400 dirhem karşılığında Hatice validemiz için satın almıştı. İlahî kudret, Zeyd'in maceralarını daha çocukluğunda iken çileli başlatmıştı. Ancak bu çilelerin arkasından büyük saadetler gelecekti.

 

‘HZ. PEYGAMBER KENDİSİNİ SERBEST BIRAKTIĞI HÂLDE, O, GİTMEDİ’

Hz. Peygamberle evlenen Hz. Hatice, Zeyd'i Hz. Peygamber'e köle ve hizmetçi olarak hediye etti. Hz. Muhammed'in şefkat ve himayesiyle büyüyen Zeyd, onun her türlü hizmetine koşmaktan geri kalmıyor, sevgi dolu kalbini incitmemeye gayret ediyordu. Küçük ruhu, sanki Hz. Muhammed'in peygamberliğini hissetmişti. Ona hizmeti büyük bir şeref ve ibadet telakki ediyordu. Nitekim yıllar sonra babası ve amcası çıkıp geldiğinde, Hz. Peygamber kendisini serbest bıraktığı hâlde, O, ‘Ben insanların en hayırlısının yanında ve mukaddes beldede bulunmaktan dolayı memnunum’ diyerek onlarla birlikte gitmeyi reddetmiş ve Resûl-i Ekrem'le birlikte kalmıştı. Peygamberimiz de onu azat etmiş ve kendisine evlatlık edinmişti.

 

‘ZEYD ÜÇÜNCÜ MÜSLÜMAN OLARAK İMAN SAFINDA YER ALMIŞTI’

Zeyd İlahî davet geldiğinde, Hz. Hatice ve Hz. Ali'den sonra İslamiyet'i kabul etmiş, üçüncü Müslüman olarak iman safında yer almıştı. Şimdi artık Peygamberimize daha başka bir şekilde bağlanmış, hizmetlerine bambaşka bir şevk ve heyecanla koşar olmuştu. Onunla yiyor, onunla içiyor, onunla ibadet ediyor, onunla vakit geçiriyordu. Ancak bu şerefin ve manevi rütbenin de muhakkak bir bedeli vardı. İslam'ın ilk devirlerinde, o da Resul-i Ekrem'in maruz kaldığı zulüm ve işkencelerden nasibini alıyordu. Tâif te zalim müşrikler, Hz. Peygamber'i taşa tutarken, mübarek vücuduna zarar erişmesin diye kendi vücudunu taşlara siper etmiş, ama yine de ayaklarından kanlar akmasına, vücudunda birçok yara açılmasına mâni olamamıştı. Kendisinin de yaralan çoktu. Ancak o, efendisini, Yüce Peygamber'ini düşünüyordu

 

‘MUS'AB BİN UMEYR’

Mus'ab, Mekke'de o günün şartlarına göre zenginlik ve ihtişam içinde yasarken, Hz. Peygamber(s.a.s)'in insanları İslâm’a davet ettiğini öğrendi. Fazla vakit kaybetmeden Hz. Peygamber'e giderek iman edip Müslüman oldu. O sırada Mekkeliler, Müslümanlara yoğun bir baskı uyguladığından, Hz. Mus'ab Müslüman olduğunu ailesinden gizlemek zorunda kalmıştı. Ama o, Peygamberimizi gizlice ziyaret etmeyi de ihmal etmezdi. Ne var ki Osman b. Talha, Mus'ab'in namaz kıldığını görüp durumu annesi ile akrabalarına bildirmişti. Bunun üzerine akrabaları yakalayıp hapsettiler. Mekke'nin bu nazlı ve zengin genci için artik çile dolu zor günler başlamıştı. Uhud Gazvesinde İslâm ordusunun sancağını taşıyan Mus'ab b. Umeyr'in önce sağ kolu kesildi. Memen sancağı sol dine alarak savaşa devam etti. Fakat ardından sol eli de kesildi. Bu defa vücuduyla sincap sımsıkı sarıldı Sonunda müşriklerin bir mızrak darbesiyle şehit oldu. Hz. Mus'ab b. Umeyr de şehitler arasındaydı. Hz. Peygamber (s.a.s)'in ne kadar üzgün olduğu yüzünden okunuyordu.

 

‘BU DEĞERLİ İNSANI KEFENLEYECEK BİR ÖRTÜ DAHİ BULUNAMAMIŞTI’

Hz. Mus'ab şehit edildiğinde kırk yaslarında idi. Bir zamanlar zenginlik ve refah içinde yasayan bu değerli insanı kefenleyecek bir örtü dahi bulunamamıştı. Hz. Peygamber, yanına geldiğinde Mus'ab b. Umeyr eski bir hırkanın içinde saçları dağılmış. Vücudu ise kılıç ve mızrak darbeleriyle parçalanmış bir durumda yatıyordu. Hz. Peygamber üzüntülü bir halde şunları söyledi: "Seni Mekke'de gördüğümde. Senden daha güzel giyinen, senden daha yakışıklı kimse yoktu. Şimdi ise; kefen olarak sarılmış hırkadan başın dışarıda kalıyor." Sonra onun için de bir kabir açtılar ve o mübarek sahabeyi de Uhud şehitleri arasına defnettiler” dedi ve Okul Müdürü Necmettin Çetin konuşmasını sonlandırdı.

 

 

PLAKET TAKDİM EDİLDİ

Okul Müdürünün konuşmasının ardından Gölcük İmam-Hatip Ortaokulu Müdürü Mehmet Çakır katkı ve desteklerinden dolayı Gölcük İmam-Hatip Mezunları Derneği Başkanı Fikret Horoz’a plaket takdim etti. Sonrasında ise okulun öğrencileri şiirler, ilahiler okudular ve tiyatro sergilediler.

BENZER HABERLER
X