“Hükümet ve muhalefet pisliğe saplandı”
Saadet Partisi Gölcük İlçe Başkanı Sami Aytaç; “Müslümanlık şuurunuz mu buharlaştı? Meclis, AB’nin kabul ettiği ahlâk anlayışının esiri olamaz. Bakın günümüzde Pisliğe saplanmış bir hükümet ve muhalefeti gördük”
Saadet Partisi İlçe Başkanı Sami Aytaç haftalık toplantısını parti binasında gerçekleştirdi. Toplantıya katılım yoğun oldu. Başkan Aytaç toplantıda yaptığı açıklamada şunları söyledi. Başkan Sami Aytaç; “Hükümeti ve muhalefeti temsilen 2 milletvekilinin Lez ve Gay toplantısına katılmasına değindi. Dinimizde böyle bir şeye kesinlikle müsaade yokken, bu milletin vekillerinin bu toplantıda ne işleri vardı? 20-21 Kasım günleri Arnavutluk’un başkenti Tiran’da bizim hayat tarzımıza yabancı sapkın bir seminer düzenlendi. Temel Haklar, Ayrımcılık Yasağı ve LGBTİ başlığını taşıyan seminer Batı hayat tarzının ürünü sapkın grupların haklarını korumayı esas alıyordu. Programa AK Parti Grubu’ndan Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner ve Batman Milletvekili Ziver Özdemir, CHP Grubu’ndan İstanbul Milletvekili Binnaz Toprak, MHP Grubu’ndan Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in katılacakları basına yansıdı.
“İSLÂM’DAN UZAK BİR YAŞANTININ SONUCUDUR”
Konuya duyarlı basının Ahlâksız Davet, Ters İstikamet, Milletin Meclisi’ne Yakışmaz benzeri yayınları karşısında Sayın Metiner, Özdemir ve Demirel toplantıya katılmaktan vazgeçtiler. Toplantıya CHP’den Binnaz Toprak, AKP’den Sivas Milletvekili Nursu’na Memecan birlikte katıldılar. Basında Sayın Memecan’ın şahsı adına katıldığı yolunda haberler çıktı. Fakat Memecan dönüşünde katılımın AK Partiyi temsilen ve kurumsal olduğunu açıkladı. Dahası, bir gazeteye yaptığı açıklamada, Eşcinsel imamlar da olabilir şeklinde haddini aşan ifadeler kullandı. Demek ki, AK Partili bayan milletvekili toplumu hangi noktaya getirdiklerini çok iyi bildiği için kendince Tiran’da çözüm arayışı içine girmiştir. Şüphesiz ki seminerde konuşulanlar Batı’nın çarpık ve hastalıklı hayat tarzının ürünüdür. Bizim inanç değerlerimiz bu tür arızalara izin veremez. Var olan rahatsızlıklar da İslâm’dan uzak bir yaşantının sonucudur. İnsanımızı inanç değerlerini yaşamaya davet ettikçe toplum söz konusu hastalıklardan korunmuş olacaktır. Müslümanlık şuurunuz mu buharlaştı. Meclis, AB’nin kabul ettiği ahlâk anlayışının esiri olamaz. AB müktesebatı, AB normları diyerek yapılan kanun ve düzenlemeler manevî tahribata yol açmaktadır. Bu durum millî yapımızı hızla bozmakta, toplum tanınmaz bir hale gelmektedir. Milletvekilleri ve Meclis’imize sesleniyorum: Milletimizin emaneti üzerinizde. Bugünün ve geleceğin sorumluluğunu taşıyorsunuz. Millî bünyeye aykırı olarak çıkarılan kanunların vebali sizi boğar. Dünya ve ahretinizi berbat eder. Gelecek nesiler tarafından hayırla anılmazsınız. Başta zina yasası ve aile yapımızı AB normlarına göre düzenleyen kanunlar olmak üzere, millî bünyemize aykırı ne kadar kanun varsa vakit geçirmeden değiştirilmelidir ‘’ dedi.
“SEÇİM BARAJI DÜŞECEK DİYE NE YAPACAKLARINI ŞAŞIRDILAR”
Yüzde 10 seçim barajı darbe döneminin ürünü bir yasaya dayanıyor. Darbenin tüm izlerinin temizlenmekte olduğu iddiasının sahipleri yüzde 10 barajının iptali ihtimaline karşı mücadele veriyor olmaları anlaşılır gibi değildir. Yüzde 10 seçim barajının devamını isteyenler yönetimde istikrar için gerekli görüyorlar. İddiaları bu. Ama yönetimde istikrar sağlamak adına temsilde adaletin bir kenara itilmesinin sağlıklı bir yaklaşım olmadığı ortaya çıktı. Bu bakımdan daha Anayasa Mahkemesi kararını vermeden başlayan tartışmalar yanlış zeminde sürdürülüyor. İki bakımdan yanlış zeminde tartışma yapılıyor. Birincisi Anayasa Mahkemesi bir karar vermiş değil, ikincisi istikrara sahip çıkılarak adaletin görmezden gelinmesi. Böyle olunca da tartışmalardan sağlıklı bir sonuç çıkmasını beklemek doğru olmaz. Hem temsilde adaleti sağlayacak hem de yönetimde istikrarsızlığa yol açmayacak yeni düzenlemenin nasıl olması gerektiği üzerinde tartışma sürdürülse sanıyorum ülkenin hayrına olacak bir netice elde edilebilir. İktidar sahipleri çoğu zaman getirdikleri yeni bir düzenlemeye muhalefetten tepki geldiğinde dünya üzerinde çeşitli ülkelerdeki benzer uygulamalardan söz ederler. Niçin yüzde 10 barajı tartışılırken hem temsilde adaleti hem de yönetimde istikrarı sağlayan seçim düzenlemeleri gündeme getirilmez” dedi.