“Halkın oyu AK Parti’nin, acı ise milletin oldu!”
03 Kasım 2014 17:19

“Halkın oyu AK Parti’nin, acı ise milletin oldu!”

Saadet Patisi İlçe Kadın Kolları Başkanı Fatma Bay; “Maden ocağının sahibi devlet, işleticisi şirket, çıksan ürünlerin tam alıcısı hükümet, tüketicisi seçmen, oy AK Parti’nin, ölüm işçinin, acı ise milletin oldu” dedi

Saadet Patisi ilçe kadın kolları başkanı Fatma Bay pati binasında düzenlediği haftalık toplantısındaki gündeminin hedefinde hükümet vardı. Başkan Bay, toplantıda yaptığı açıklamada şunları söyledi. Başkan Bay; “İstatistiklere göre Türkiye’de 18 yaşının altında çalışan çocuklar araştırmaya göre çocuk işçi sayısının toplamda 653 bin olduğuna işaret ediyor. Bu çocukların yüzde 71’i erkek, yüzde 29’ u ise kız olarak görünüyor. Yine istatistiklere göre 18 yaş altındaki çalışan çocukların yalnızca yüzde 17’sinin sosyal güvencesi var. Yani sosyal güvenlik sistemine kayıtlı olarak çalışıyor. Geri kalanlar ise kayıt dışı istihdam ediliyor. Araştırma maden sektöründe çalışan çocuk işçi sayısını da gün yüzüne çıkarıyor. Elde edilen verilere göre araştırma, sadece kömür veya linyit çıkaran madenlerdeki işçilerin 164’ünün 15 yaşında, 334’ünün 16 yaşında, 274’ünün 17 yaşında, 916’sının 18 yaşında ve 388’inin ise 19 yaşında olduğunu gösteriyor.

“ÖLÜME RAĞMEN BURALARDA ÇALIŞMAK İSTİYORLAR”

Diğer maden ocakları ile birlikte bu rakam 5308 yapıyor. Kömür ve linyit çıkarılmasında çalışan 18 yaşın altındakilerin yalnızca yüzde 14,5’inin kayıtlı istihdam edildiği ortaya çıkıyor. Rakamlara göre tüm madencilik sektöründe istihdam edilenlerin sayısı 113 bin. Sektörün genel olarak yaş dağılımına baktığımız zaman ise 15-19 yaş arasında olanların sayısı 5308 olarak görülüyor.18 yaşın altındaki çalışanların kayıt dışı oranı yüzde 47. Aylık gelir ayrımına baktığımızda ise 18 yaş altındaki çalışanların aylık net geliri 467 TL, çocuk işçiler bir haftada toplam 43 saat çalıştırılıyor.Maden kazalarının ardından toplumun büyük çoğunluğunun aklına bu ocakların kapatılması geliyor. Maalesef gerçek şu binlerce insanımız evlerini geçindirebilmek için ocaklar kapatılmaktansa her türlü tehlikeye rağmen açık kalmasını ve kısaca ölüme rağmen buralarda çalışmak istiyorlar.

“İŞÇİLER ÖLÜMÜ GÖZE ALARAK OCAKLARA İNİYOR”

Bu gerçek ile ilk defa Soma’da kaybettiğimiz 301 canın definlerinin arkasından bölge insanının ocaklarının açılmasını, tekrar çalışmaya başlamak istediklerini gördük. Ocakların açılmasını, işlerinin başına dönmeyi istemeye başladılar. İşçiler ölümü göze alarak ocaklara iniyorlar diye suçlanmaları doğru olur mu? Yani işçiler çalışmak istiyorlar diye kazaların sorumluluğunu onların üzerine yıkmak düşünülebilir mi? Kaldı ki her iş yerinde olduğu gibi kömür ocaklarında da işveren ve işçiler olmak üzere iki taraf vardır. Eğer işverenler daha çok kazanmak adına işçilerin güvenliğini bir kenara itebiliyorsa, işverenler işçilerin yapacak başka işleri olmamasını istismar ediyorlar demektir. Bölge insanının maden ocaklarından başka istihdam alanı olmadığı için çalışmak zorunda kalıyorlar.

“YAŞANAN FACİA, ÜLKEMİZDEKİ İŞSİZLİK SORUNUNU ORTAYA SERMEKTEDİR”

Çalışma Bakanı Faruk Çelik, sorumluluk makamındaki bir Bakan’dan ziyade, meseleye dışarıdan bakan biri gibi sözler sarf etmektedir. Bakan Çelik, Bu madene ruhsat verilmemeliydi. Çünküişçi 350-400 metre aşağıya iniyor. Raylı sistem yok, asansör yok. Yaya olarak bu işçi nasıl çalışacak?” sözleriyle madendeki ihmalleri göz önüne sermekte ve hükümetin de ihmalinin olduğunu, denetim eksikliğini ortaya koymuştur. Facia da ülkemizde işsizlik olduğunu da ortaya sermektedir. İş kazalarının olma sebebi işinin uzmanı olmayan insanların görevlendirilmesidir. Maden ocağının sahibi devlet, işleticisi şirket, çıkan ürünlerin tam alıcısı hükümet, tüketicisi seçmen, oy AKParti’nin, ölüm işçinin, acı ise milletin oldu.

“PATRONLA BERABER OLUP İŞÇİNİN HAYATINI KARARTIYORLAR”

Seçmene bedava dağıtılan kömürler Soma ocağından çıkan kömürlerdi. Ne oldu? 301 vatandaşın hayatı, çöken aileler, yetim kalan çocuklar, perişan oldular. Patronla beraber olup işçinin hayatını karartıyorlar. Sonra milletle beraber olup ağlıyorlar. Böyle bir şey olamaz. Ağlamak, sızlanmak kimseye fayda vermez. Eğer ağlamak sızlanmakla dertler hallolacak olsa nice yiğitler yere serilirken, anneler, bacılar, kardeşler gözyaşı döküyor, bağırlarını dövüp, saçlarını döküyor ama çare olmuyor. Hep ifade ediyoruz. Milli Görüş bu ülke için bir pusula, mazlum milletler için bir rehber, tüm insanlık için ise bir reçetedir. Biz biliyoruz ki bu dünyada herkese yetecek kadar yerde vardır, nimette vardır ama adil bir düzen yoktur. Adil düzeni kuracak olan Milli Görüş ve Saadet Partisi’dir” dedi.

BENZER HABERLER
X