‘Halkımızla ortak dili konuşacağız’
Cumhuriyet Halk Partisi Gölcük İlçe yönetimi, parti binasında İl Referandum Koordinasyon Merkezi yönetimini ağırladı.
Cumhuriyet Halk Partisi Gölcük İlçe yönetimi, geçtiğimiz akşam parti binasında İl Referandum Koordinasyon Merkezi yöneticilerini ağırladı. Toplantıya İl Referandum Koordinasyon Merkezi Başkanı Bozkurt Uslu ve yönetiminden Hüseyin Erol, Sefa Sözer ve Hamiyet Göksu, CHP İlçe Başkanı İsmet İşeri ve yönetimi, CHP İlçe Kadın Kolları Başkanı Türkan Çimen ve yönetimi, CHP Belediye Meclis üyeleri ve partililer katılım gösterdi. Toplantıda bir konuşma yapan Başkan İşeri, “İl Referandum Koordinasyon Merkezi yöneticilerimiz, 16 Nisan’da yapılacak referandumla ilgili olarak görüş alışverişi yapmak üzere parti binamıza gelerek bizlerle buluştu. Çalışmalarımızı hep beraber sürdüreceğiz. Yaklaşık iki aydan bu yana biz sokaktayız. Saha çalışmalarına başladık. Fakat seçim zamanına girdiğimiz günden itibaren bizlere birçok soru soruluyor. Bizlere, ‘Hayır dediğimiz için bize terörist gözüyle bakılıyor’ diyorlar. İş öyle bir safhaya geliyor ki ülkemizi yönetenler, ‘Haindir, teröristtir’ demeye başladılar” dedi.
‘3 BİNDEN FAZLA VATANDAŞIMIZLA BİREBİR TEMAS SAĞLADIK’
Başkan İşeri, kendilerine söylenen konular hakkında bir basın açıklaması da yaptı ve “Referandum öncesi üyelerimizle buluşarak kendi tabanımızın motivasyonunu yükseltirken bir yandan da vatandaşlarla buluşup meselenin sadece anayasa ve partili Cumhurbaşkanı olmadığını, sorunun parlamenter demokrasinin yok edilmesi, fiili olarak var olan dikta rejiminin hukuka uygun hale getirilme çabası olduğunu anlatıyoruz. Yirmiye yakın mahallede mahalle temsilcileri ve üyelerimizle buluştuk. 3 binden fazla vatandaşımızla birebir temas sağladık. Vatandaş anayasa değişikliği teklifinin açıkça bir rejim değişikliği, meclisi ve demokrasiyi fiilen yok etme, Türkiye’yi otoriterliğe, tek bir adama teslim etme, kimsenin can ve mal güvenliğinin olmadığı bir ülkeye dönüştürme teklifi olduğunun bilincinde” dedi.
‘TÜRKİYE, HIZLA EKONOMİK BİR FELAKETİN EŞİĞİNE DOĞRU GİDİYOR’
Açıklamasına devam eden Başkan İşeri, ekonomiye değinerek “Bütün bu dayatmalar yaşanırken Türkiye, hızla ekonomik bir felaketin eşiğine doğru gidiyor. Devletin en değerli kurumları Varlık Fonu’na devredilip devlet denetiminin dışına çıkarıldı. Hiçbir şey şeffaf değil. En yetkili kişiler tarafından dile getirilen ‘Bunların hepsi karşı tarafa bir tür teminat’ sözleri, bu varlıkların bir tür borçlanma teminatı yapılacağını akıllara getiriyor. Sanki Varlık Fonu, yapbozun en büyük parçası gibi. Diğer yandan toplumun tüm dikkati başka taraflara yönlendiriliyor. Tüm uluslararası kredi değerlendirme kuruluşları Türkiye’yi yatırım yapılabilir seviyesinden düşürdü, riskli ülke grubuna aldı. Bu değerlendirmelerin yeni yatırımları engelleyeceği, mevcut yabancı yatırımcıyı kaçırabileceği; bunlara bağlı olarak zaten rekor seviyelerdeki işsizliği arttıracağı riskini beraberinde getirdiğini gizleyerek üstelik bu raporları hazırlamaları için yüksek paralar ödediğimiz kuruluşlara ‘Ey’ ile başlayan sözde hamasi azarlamalarla ekonomik gerçekler toplumdan gizleniyor. Yatırımların durma noktasına geldiği, yabancı sermayenin ülkeyi terk ettiği bir durumda Milli İstihdam Seferberliği başlatmakla istihdam artmıyor. Başlatılan istihdamı teşvik uygulamalarının 31 Aralık 2017’ye kadar olması makro düzeyde işsizliği azaltacak mıdır? 6 milyon asgari ücretli, 11 milyon emekli geçim derdini de aşan bir şekilde açlıkla mücadele etmektedir. 4 kişilik bir ailenin açlık sınırının bin 500 TL, yoksulluk sınırının ise 4 bin 300 TL olduğu dikkate alındığında, ücretli ve emeklinin çilesi ortaya çıkmaktadır. Esnafın durumu tam bir felaket. Borcu borçla kapatarak günü kurtarmaya çalışmakta, bir gün sonrasını dahi görememektedir. Esnafa kullandırılan veya planlanan kredi desteklerinin nefes-cansuyu gibi isimlendirilmesi bile esnafın sıkıntısını anlatıyor” dedi.
‘15 YILDIR GÜÇ KİMDEYDİ?’
Açıklamasına devam eden Başkan İşeri, “AKP Gölcük İlçe Teşkilatı’nın geçtiğimiz günlerde basında yer alan demecinde net olarak anlaşılmayan bazı hususların aydınlatılması gerekiyor. Şöyle ki; yeni sistemin eski sistemi çöpe atacağını söylemişler. Çöpe atmak istedikleri eski sistemden kastettikleri, batmakta olan bir imparatorluğun küllerinden doğan genç Cumhuriyetimiz olmasın? 16 Nisan'da gücü millete emanet edeceklerini söylüyorlar. 15 yıldır güç kimdeydi? 90 yıllık parlamenter demokrasi sisteminin son kullanma tarihinin dolduğunu ama bunun bir rejim değişikliği olarak anlaşılmamasını istiyorlar. Nasıl anlamamız gerekiyor? CHP’nin referandumu Anayasa Mahkemesi’ne götürmemesine şaşırmışlar. Konuyu AYM’ye taşımanın millet iradesine saygısızlık olduğunu söylüyorlar. Kendi cephelerinden değerlendirelim. 2015 Kasım seçimlerinde Ahmet Davutoğlu'nun genel başkanı olduğu AKP %49 oy alarak iktidar ve doğal olarak Ahmet Davutoğlu başbakan oldu. Seçilmiş başbakan bir saray darbesi ile görevden alındığında milletin iradesi ayaklar altına alındığında, millet iradesini ağızlarına sakız edenler, niye hiç tepki vermediler? Halkımızın demokratik tercihine her zaman saygılı olduk ve böyle devam edeceğiz. Ancak kirli çıkarlarını kollamak, kendilerini gizlemek için CHP’yi terör örgütleriyle ilişkilendirmeye çalışanları deşifre etmek için toplumun hafızasını tazelemek isteriz. Bu aynı zamanda ilk defa oy kullanacak genç seçmenlerimize yakın tarihimizin kısa özetini sunacaktır” dedi.
‘HALKIMIZA NEDEN HAYIR DEDİĞİMİZİ ANLATACAĞIZ’
Başkan İşeri, açıklamasına devam ederek “Önce Sevr'ciler, Çanakkale'de püskürtülenler şer niyetleri uğruna tepe tepe kullanacakları AKP'ye nüfuz etmişlerdir’ diyen, sonrasında AKP ile kol kola yürüyenlere; ‘On binlerce vatan evladının kanını döken canibaşı hükümete ev ödevi vermiştir. Türk milleti çözüm kılıfına gizlenmiş çözülme zehrini servis eden köksüzlere kanamaz’ diyen, ancak çözüm sürecinin mimarı AKP ile birlikte meydanlarda boy gösterenlere; 7 Haziran seçimleri öncesi ‘AKP-HDP sandığa gömülmezse, Türkiye gömülecektir. AKP ve terör örgütü seçim öncesi sanal bahar havasıyla 400 milletvekili çıkarıp despotu başkan yapmak için acımasız bir oyun ortaya koyacaktır’ diyen, fakat aynı AKP ile ortak evet mitingleri düzenleyenlere, ‘Ne terör örgütünün ne devletin çözümden başka şansı yok. Öcalan Türkiye için bir şanstır’ diyenlere; ‘MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Fethullah hocaefendiye saldırısı bana göre ihanet. Çok çirkin. Yani hocaefendi işi gücü bırakmış Bahçeli'yle mi uğraşıyor? Bir defa onun bulunduğu makam böyle bir şeye müsaade etmez. Ben bunu ihanet derecesinde kınıyorum’ şeklinde beyan verip, aynı Devlet Bahçeli ile kol kola yürüyenlere; üstüne onlarca şehidimizin kanı bulaşmış terör örgütü mensuplarını tanık, TSK'nın şerefli subaylarını sanık yapanlara, terör örgütüne ev sahipliği yapan Barzani’ye ‘Türkiye seninle gurur duyuyor’ diye tezahürat yapanlara, ‘PKK terör örgütü değildir, kendi topraklarında politik harekettir’ diyenlere, ‘Öcalan'ın düşünceleri bizim de düşüncelerimizdir’ diyenlere; ‘Abdullah Öcalan kadar ilkeli olun’ diyenlere; Habur’da seyyar mahkeme kurup ellerinde silahlarla halay eşliğinde ülkemize giren teröristlerin ayağına Türkiye Cumhuriyeti hakimlerini, Türkiye Cumhuriyeti savcılarını gönderenlere, aziz şehitlerimize kelle diyenlere, tümünü yazmaya kalkarsak bu sayfalara sığmayacak kadar vatana ihanetin söylemini dillendirenlere, ‘Öcalan bölgenin reel politiğini sağlıklı değerlendiriyor’ diyen dönemin Adalet Bakanı’na; yakınlarını Soma faciasında kaybetmiş insanlarımızı acımasızca tekmeleyenlere en güçlü sesimizle hayır diyoruz ve tüm örgütümüzle birebir halkımıza neden hayır dediğimizi anlatmaya devam edeceğiz” dedi.
‘MEDYA ÜZERİNDE ÇOK ÇALIŞIYOR ALGISI PEŞİNDE DEĞİLİZ’
Başkan İşeri, açıklamasının sonunda ise “Medya üzerinde çok çalışıyor algısı peşinde değiliz. Hiçbir şey yapmıyorsak yapıyor gözükmemizi istemeyin. AKP ilçe başkanının çalışma azmini bazı köşe yazılarında okuyoruz. Biz emeğe saygılı bir partiyiz ve bu bağlamda sayın başkanın bu azmini takdir ediyoruz. Sevimli olmamızı isteyenlere karşı ne diyebiliriz ki? Sevimlilik göreceli bir kavram. Çok insan bizleri sempatik bulsa da sevimsiz bulanlar da olacaktır. Partimizin böylesine absürt bir değerlendirmeye konu edilmesini yadırgıyor ve kınıyoruz” dedi.
‘16 NİSAN’DA ÖNCE MEMLEKETİMİZİ KURTARACAĞIZ’
Başkan İşeri’nin konuşmasının ardından sözü İl Referandum Koordinasyon Merkezi Başkanı Bozkurt Uslu aldı. Uslu, yapmış olduğu konuşmasında, “Burada referandum için çalışan sizlerin gayretini görmekteyiz. İnanın ki diğer ilçelerimizde gördüğümüz tablo, daha az değil. İnsanlar çok çalışıyor. Partimizin geçmişten gelen kırgınlıklarını geride bırakmış. Bu süreçte kendimizi bulacağız. Bu bizi mutlu ediyor. 16 Nisan’da önce memleketimizi kurtaracağız, sonrasında da partimizi layık olduğu yere getireceğiz. Çünkü partimizi layık olduğu yere getiremediğimiz için bu sıkıntıyı yaşıyoruz. 1938’den sonra bir eksik var. Aynı halk, 1923 ile 1938 arasında da aynı halktı. Daha az okumuş bir halktı. Bir eksik var ve bu eksiği kendimizde de bulmak zorundayız. Ben bu anlamda çok ümitliyim. Bunu da 16 Nisan’da referandumdan sonra sizlerle paylaşmak istiyorum. Gezdiğimiz ilçelerde 5-6 ana başlık üzerinde birleştik. Referandum sürecinde algı operasyonu çok önemli. Arkadaşlar, gerçekten çok ciddi bir hayır oyu var. Tayyip Bey, eskisi gibi alanlarda insanlarla iletişim kuramıyor. Örgütleri yorgun. Ne için savaşacaklarını bilmiyorlar. İçlerindeki vatanını seven, muhafazakar yapısını korumaya çalışan insanlar tedirgin. Onların olmazsa olmazları da bu ülkenin bütünlüğü ve varlığıdır. Dolayısıyla rahat değiller. Ama bir şeye güvendikleri belli. O da doğru bir şey değil ve mutlaka başaramayacaklar” dedi.
‘CUMHURİYETİMİZİ SIKINTIYA SOKTULAR’
Uslu, konuşmasının devamında, “Bu ülke hayır diyecek olarak bu görüşü benimsetmek lazım. Rahatlamak yerine heyecanla çalışmak lazım. Bu çalışmayı yaparken ortak dili bulmak lazım. Bu ülkede yaşadığımız insanların dili bizim için önemli. Onların da bizi anlaması gerekiyor. Bu anlamda bizlerin yaptığı istişarede halkın anlayacağı ortak dili bulmakta, mümkün olduğunca az maddeye dökerek, genel merkezin bizlere gönderdiği bilgi ve bildirilere ek bir takviye talebi var. Biz bunu yerine getirmek için çalışıyoruz. Broşür desteğini sizlerle de paylaşacağız. Ortak dil, algı, broşür desteği, diğer partilerle olan diyaloglarda nasıl davranmamız gerektiği konusunda çok ortak düşüncelerimiz var. En büyük gücümüz, eskisi kadar birbirimizi seviyor ve destekliyoruz. Bütün mesele, bunu halka anlatmaktır. Sandıklar namusumuzdur. Bu konuda daha dikkatli olacağız. Birçok ayıp, hata yaptılar. Cumhuriyetimizi sıkıntıya soktular. Bu sistemle Başbakan, Cumhurbaşkanı oldular. Ama artık bu sistemle çıkamayacaklarını biliyorlar. Bizi yok ettiler. Varlık Fonu’na devredilen Cumhuriyet değerleri var. Cumhuriyeti yine biz kurtarabiliriz. Bu sistemde bir günde savaş çıkarılabilir, seçimleri iptal edebilirler. Savaş ekonomisi ile bu ekonomiyi düzeltebilirler. Yapmak istediklerini kolaylıkla anlatmamız lazım” dedi. Erdem ŞENGÜL