“Halep diye bir şehir yok artık”
Başkan Sami Aytaç; “Halep diye bir şehir yok artık. Kobani adı da nereden çıktı, adı değiştirilmiş bir Müslüman şehri. Şimdi o da yerle bir. Sağlı sollu bombalar altında sanki bir sinema sahnesindeki gösterimler var ekranlarda”
Saadet Partisi haftalık toplantısını parti binasında düzenledi. Toplantıya İlçe Başkanı Sami Aytaç ve parti yönetim kurulu üyeleri katıldı. Toplantıda Açıklama yapan Başkan Aytaç şunları söyledi. Başkan Aytaç; “Şehirlerimiz ortadan kaldırılıyor. Halep diye bir şehir yok artık. Kobani adı da nereden çıktı, adı değiştirilmiş bir Müslüman şehri. Şimdi o da yerle bir. Sağlı sollu bombalar altında sanki bir sinema sahnesindeki gösterimler var ekranlarda. Türkiye kimin adına nasıl hareket ediyor. Başkan Obama arıyor, istekleri anında yerine getiriliyor. Koridorlar açılıyor Türkiye üzerinden Suriye topraklarına bombalar yağdırılıyor. (ÖSO) Özgür Suriye Ordusu kim, nereden çıktı bu örgüt, destekleyenleri ve örgütleyenleri kim? Görünürde Suriyeli muhalifler ama savaşan bir örgüt. IŞİD kim, nereden türedi, bu kadar güçlü silâh ve destek kimden geldi. Hadi diyelim ki Irak ve Suriye bölgesinde emperyalizmin zulmünden bunalmışların bir sığınağı oldu. Öyle de orada bulunan kültür tarihine ait eserleri niçin havaya uçururlar. Suçlu olan türbeler mi, peygamber makamları ve camiler mi? Masum insanların kurşuna dizilmeleri, kellelerin uçurulmasını hangi vicdan kaldırır? Yapılanlar kabul edilemez elbette. On yıllardır Irak’ta, Pakistan’da ve Afganistan’da Müslüman kanını akıtan, kadınların ırzına geçilenler bu kadar gözlerin içine sokulmadı?
“YAŞANAN BU ACILAR HEPİMİZİN ACISI”
Tabii gerçek şu ki dünyayı bu konularda bilgilendiren de egemenler. Her şey onların elinde neyin doğru olduğunu ya da olmadığından emin olunamıyor. Türkiye, emir üzerine koridor açıyor Abede Kobani’ye silah indiriyor havadan arada bir de IŞİD’de atıyor. Sayın Cumhurbaşkanımız feveran ediyor ama düşük bir ses tonuyla. Nasıl olur diye. Ardından yeni bir koridor daha açılıyor Peşmerge askerleri Türkiye üzerinden gösteri yapa yapa Suriye’ye giriyor. Askerlerin omuz başlarında Amerikan ve İngiliz armaları görüntüleniyor. Urfa sokaklarında ise Kürtler, “Yaşasın Başkan Obama” sloganlı gösteriler. Kurtuluşumuz Başkan Obama’nın elinde. Herkes emperyalizmin birer, kuklacının elindeki oyuncak. IŞİD’in yaptıklarını kınadığımız ve yapılanlardan çektiğimiz acıların benzerini, Diyarbakır’da kurban eti dağıtan masumların işkenceyle öldürülmeleri, cesetlerinin sokaklarda süründürülmesi, kadınların sevinç zılgıtları çekmesine ne diyeceğiz. Masum birinin eşinin yanında ensesinden öldürülmesine neden ses çıkarmıyoruz. Bir korucu elektrik direğine bağlanıyor ve kurşuna diziliyor. Bütün bu acılar hepimizin, insanlığımızın.
“BİRİNİ DİĞERİNDEN AYIRMIYORUZ”
Biz Müslümanların içine düştüğü bu vahim durumu bir bütün olarak görüyoruz. Birini diğerinden ayırmıyoruz ki. Halepçe’den Hama’ ya kadar geçmişte yaşanan bütün acıları acımız bildik. Bugün de Müslümanların yaşadıklarının tamamını acımız biliyoruz. Birini diğerinden ayırmıyoruz. Türkiye’nin yetkili makamları çok sayıda İŞİD’çi öldürdüğünü açıklıyor, böbürlenilerek. A be aziz yetkililerimiz ölenler Müslüman çocukları değil mi? Onlara kapı aralayıp Suriye’de meydana sürenler kim? Türkiye, Süleyman Şah türbesi için şahin kesiliyor, tatbikatlar yapılıyor. Peki, Yunus Peygamber makamı ve diğer türbeler havaya uçurulurken neden sesiniz çıkmıyor? Yoksa oralar size ait değil mi? Soruna ille de kavmi olarak mı bakılmalı? IŞİD’liler Şiileri, Sünni ehlisünnet mensuplarını, âlimlerini, Kürtleri ve Yezidileri öldürüyor. El-Nusra İŞİD’e karşı savaşıyor onları öldürmek için. El-Nusra Kürtlere yardıma koşuyor, Kürtler ellerinde silah savaşıyor. Anlaşılacağı gibi Müslümanlar Müslümanları öldürüyor. Emperyalistler keyif çatıyor. Olan gene Müslüman’a oluyor.
“SUÇLU MADEN OCAĞI SAHİPLERİDİR PEKİ AÇILMASINA İZİN VEREN KİM”
Bilindiği gibi Karaman’ın Ermenek ilçesinde maden ocağını su bastı 18 maden işçisi mahsur kaldı. Daha Mayıs ayında 301 maden işçisi Soma faciası sonucu katledildi. Bu olanlara kaza denilemez o yüzden katledildi diyorum. Katiller bir türlü bulunamıyor. Yani hesap vermesi gereken patronlar hesap vermiyor. Ermenek’e giden bakanlar faciayı bir şova dönüştürdüler. Suçluyu da hemen buldular, suçlu maden ocağı sahipleridir. Oysa o maden ocağının açılması ve işletilmesine sanki ben izin verdim. Kendi suçlarını bastırmak için hemen maden ocağı sahiplerini suçluyorlar. Çünkü kısa yoldan acının rantını devşirmek istiyorlar ve maalesef devşiriyorlar. Bakanın birisi işyeri sahiplerinin açıklamasına hadi oradan diye cevap verirken bir diğeri işyerinin açılmasında aracıları kıramadıklarını itiraf etti. Bu açıklamalar hâlihazırda çalışmakta olan diğer maden ocaklarındaki insanlık dışı uygulamaları sona erdirmeye yönelik olmadığı gibi diğer iş kollarındaki patronların acımasız uygulamalarına da son vermiyor, vermez de! Maden ocaklarında ihmal ya da kanunsuzluk var da diğer işyerlerinde yok mu? İnsanlık dışı olan asgari ücret miktarını patronlar ve hükümet belirlemiyor mu? İşyerlerinde personele ödenen maaşın tamamının bankaya yatırılması gerekirken, bu yasal olarak düzenlenmişken, hangi işyeri sahipleri çalıştırdığı personelin maaşının hepsini bankaya yatırıyor? Bu durumu maliye bilmiyor mu? Bal gibi biliyor! Hükümet üyeleri bir facia olduğunda laga, luga yapıyorlar ama çıkardıkları kanunları zenginlere yani patronlara uygulamıyorlar.
“ASANSÖR FACİASINDAN SONRA ASANSÖRLER KONTROL EDİLMEYE BAŞLANDI”
Kanunlar yoksullar için var, patronlara kanun işlemiyor. İnsanlık desen zaten yok. Bir patronun çocuğunun günlük cep harçlığı bir işçinin aylık maşının beş katıdır. Bunun neresi insani Herhangi bir işyerinde facia olduğu zaman hükümet mensupları ihmalden, önlemden, yasadan, yönetmelikten bahsediyorlar. Bir işyerinde insanca düzenleme yapılması için illa başka işyerlerinde işçilerin ölmesi mi gerekiyor. Asansör faciasından sonra asansörler kontrol edilmeye başlandı. Normalde niye kontrol edilmiyor? Niye yasa, yönetmelik çıkarılmıyor? Asgari ücret kaynaklı yani asgari ücretin insanca yaşam için yetersizliğinden kaynaklanan binlerce ölüm oldu. Neden halen asgari ücret açlık sınırının altındadır. Neden? Hükümet üyeleriyle patronlar aynı insanlar da ondan Her yıl maden ocağında iftar açtılar diye iğrenç haberler yer alır gazete ve televizyonlarda, yerin bilmem kaç metre altında iftar yaptılar iğrenç klasiği. Hiçbir patron o insanların orada iftarını yapmamaları gerektiğini düşünmez.
TÜRKİYE İĞRENÇ BİR KLASİK HALİNE GETİRİLDİ”
Her ölümlü faciadan sonra Cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar, milletvekilleri ve bürokratlar hemen oraya koşarlar ve hayattayken insan yerine koymadıkları insanları yani ölenlerin yakınlarını ve yaralananları kucaklayıp öperler, bu Türkiye’nin artık iğrenç bir klasiği haline geldi. Madem o insanlar insan da niye yakınları ölmeden önce yanlarında yoktunuz? Yanlarında olmak sadece fiziki olarak yanlarında olmak değildir. O işçiler ve Türkiye’deki bütün işçilere insan gibi yaşayacak maaş verilmesini niye sağlamıyorsunuz? Eğer sağlasaydınız yanlarında olmuş olurdunuz. Hatta yanlarında değil ta gönüllerinde olurdunuz! Sayın cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar, milletvekilleri, bürokratlar insan olmak bir gün değil her gündür. Ermenek’teki facianın suçluları kimler? Başta ocağın sahipleri yani patronlardır. Patronlarla birlikte cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar ve bürokratlardır. Kimse kimseyi kandırmasın! Bakanlar utanmadan, sıkılmadan şov yapıyorlar. Yetim kalan çocuklar elbette bunun hesabını ahrette soracaklardır” dedi.