‘Gerçeği haykırmanız gerekiyor’
04 Aralık 2023 15:21

‘Gerçeği haykırmanız gerekiyor’

Türkiye’nin en büyük çevre temizliği projesi olan dip çamuru temizliğine devam eden Kocaeli Büyükşehir, ‘Hedef Sağlıklı Bir Deniz Ekosistemi’ paneline ev sahipliği yaptı. Çeşitli üniversitelerden akademisyenlerin katılımı ile düzenlenen panelde konuşan Başkan Büyükakın, “Gerçeği haykırmanız gerekiyor” dedi

Türkiye’nin en büyük çevre temizliği projesine devam eden Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Kocaeli Kongre Merkezi’nde ‘Hedef Sağlıklı Bir Deniz Ekosistemi’ paneline ev sahipliği yaptı. Başkan Büyükakın, “İzmit Körfezini kurtarmak istiyorsak bölgesel bir çalışma yapmalıyız” ifadesini kullandı. KOÜ Mühendislik Fakültesi, dip çamurunun geri dönüşümde hammadde olarak kullanılabileceği örnek çalışmalar yaptı.

HEDEF SAĞLIKLI BİR DENİZ EKOSİSTEMİ

Türkiye’nin en büyük çevre temizliği projesi olan İzmit Körfezi Doğu Baseni Dip çamurunda çalışmalar devam ediyor. Bu kapsamda ‘Hedef Sağlıklı Bir Deniz Ekosistemi’ paneli Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde Kocaeli Kongre Merkezinde gerçekleştirildi.

AKADEMİSYENLER KATILDI

Bandırma On Yedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı’nın başkanlığını yaptığı panele Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Kağan Özdemir, İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Melek İşinibilir Okyar, Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tamer Sınmazçelik, TÜBİTAK-MAM Deniz Araştırmaları ve Teknik Araştırmalar Grup Lideri Dr. İbrahim Tan ise konuşmacı olarak katıldı. Paneli ayrıca Çayırova Belediye Başkanı Bünyamin Çiftçi, Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz, Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, Büyükşehir Genel Sekreteri Balamir Gündoğdu, KOÜ Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, AK Parti İzmit İlçe Başkanı Halil Güngör Dokuzlar, BBP İl Koordinatörü Metehan Küpçü ile çevre illerden akademisyenler ve öğrenciler takip etti.

NASIL BAŞLADI VE KAPSAMI

Yeniden dipten diriliş için 5 Kasım 2021’de Cumhurbaşkanlığı kararı ile Marmara Denizi ve Adalar özel çevre koruma bölgesi ilan edilmişti. Akabinde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, TÜBİTAK-MAM ve İstanbul Üniversitesi’nin bilimsel çalışmaları dikkate alınarak bu bölgelerin susuzlaştırma ve dip çamuru temizleme projesi 2 Mayıs 2023 yılında başladı. Bu kapsamda 720 hektarlık alandaki 3,8 milyon metreküplük çamur, vakumlu sistemle denizden çekilip borular aracılığıyla karaya getiriliyor. Yüzde 60 oranında çamur kurulaştırılması yapılarak kalan su tekrar denize bırakılıyor. Böylece denizin dip yapısı iyileştirilerek çevre kirliliği engellenmiş olacak. Yapılan çalışmaların sonucunu takip etmek amacıyla biyo-çeşitlilik de ara ara inceleniyor.

‘DENİZ BİZİM İÇİN SİHİRBAZDI’

Bandırma On Yedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı, yaptığı açılış konuşmasında “Marmara Yeniden parolası ön plana çıkıyor. Çünkü Marmara ile ilişkimiz 2021 yılına kadar çok çok iyi değildi 2021 Nisan ayına kadar her şey güllük gülistanlıktı, deniz bizden memnun değildi ama biz denizden memnunduk. Endüstriyel, evsel atıkları denize göndermeye devam ediyorduk, deniz bizim için sihirbazdı, ne gönderdiysek yuttu. Sonra denizin yüzeyini sarımtırak köpükler kapladı, birden telaşlandık ne oldu dedik?” diye konuştu.

‘KENDİLİĞİNDEN GEÇER SANDIK’

Prof. Dr. Sarı, konuşmasının devamında, “Hiç birimizde suç yoktu uzaylıları filan düşündük. Kendiliğinden geçer deyince bekledik, sonra anladık ki geçmeyecek ve harekete geçtik. Sonra denizle ilişkimizi değiştirmeye başladık. 25 milyonun atığını; endüstriyel, tarımsal denizlik atıklarını yıllardır arıtmadan Marmara Denizi’ne göndermiştik. İklim değişikliği, denizin yüzey sıcaklıklarını da artırdı. Marmara Eylem Planını yapmak için ilk harekete geçen Tahir Başkanımız oldu” ifadelerini kullandı.

HER GÜN 4,5 MİLYON METREKÜP EVSEL ATIK SU

Müsilaj konusunda yapılması gerekenleri anlatan Büyükakın, “Bir akademisyen olarak müsilaja dikkat çekmek çok daha kolay, ama politikacı olarak müsilajla ilgili kullandığınız kelimelere dikkat etmeniz gerekir aksi halde sizin de sorumluluğunuz olduğu söylenir. Marmara Denizi’ni yıllardır fosseptik gibi kullandık derseniz dikkat çeker. Her gün 4,5 milyon metreküp evsel atık su, Marmara Denizi’ne gidiyor. Yüzde 53’üne ön arıtma yapılıyor. Yıllarca evsel atık sular böyle idare edilir diye düşünülmüş ama öyle olmadığını gördük. Bilimsel çalışmalar faydalıdır ama hayata geçirilmesi çok daha önemlidir” dedi.

‘YILLIK 500 MİLYON TL FATURA ÖDÜYORUZ’

Sözlerini sürdüren Başkan Büyükakın, “40 milyon doları denize harcamak bir politikacının görünürlüğü açısından iyi değil. Daha görünür şeylere harcayabiliriz. Burada bir gerilim yaşıyoruz. Bir tanesi akademiler. Akademiler hiç kimsenin hatırını, gönlünü dinlemeden konuşmalı. Birilerinin kendini feda etmesi gerekiyor. Bu riskleri ağzımdan kaçırmıyorum, riskleri göze alarak söylüyorum. Bu topluma karşı sorumluluğumuz var. Denize arıtılmamış bir damla su bırakmayan tek belediyeyiz. 500 milyon TL yıllık elektrik faturası ödüyoruz” ifadelerini kullandı.

‘GERÇEĞİ DUYURMANIZ GEREKİYOR’

Çamur temizleme konusunda ortak hareket etmenin önemine değinen Büyükakın, “Tarımsal sulama, evsel atıklar konusunda sağlıklı adımlar atılmadan kalıcı neticeler elde etme şansımız yok. Körfez’in çamurunun temizlenmesi uzun vadede deniz ekosistemine büyük faydalar sağlayacak. Ortak hareket etmediğimiz durumlarda burayı temizlesek bile yan taraftan bu pislenme devam ettiği sürece bu iş olmayacak. Kocaeli’nin evsel atığı denize yüzde 8 oranında aktarılıyor. Sizin gerçeği haykırmanız gerekiyor, aksi halde biz bu durumu toparlayamayız. Susma sustukça sıra sana gelecek, bu çok güzel bir söylem. Asıl üniversiteler susarsa problem olur. Sizin bunu anlatmanız gerekiyor. Üniversitelerimizin bu işe daha sağlam sahip çıkması gerekiyor. Siz susup biz konuşunca bu kez biz, problem yaşıyoruz. Yeni başlıyoruz. Kocaeli’de çok güzel şeyler oluyor. Türkiye’ye örnek oluyor” dedi.

‘UYGUN BOŞALTIM ALANLARI BELİRLEDİK’

TÜBİTAK-MAM Deniz Araştırmaları ve Teknik Araştırmalar Grup Lideri Dr. İbrahim Tan ise “2013 yılından beri deniz temizleme projesi ile uğraşıyoruz. Denizden çıkarılacak çamurun tüm yönlerini araştırmaya çalıştık. Toksik etki olup olmadığı çalışmalarını yürüttük. Taranan çamur en uygun denize dökülmek istense nereye dökülür diye uygun boşaltım alanları belirledik. Döktüğümüz çamurun ne kadar yayılım alanına sahip olduğunu gösterdik. Çıkarılacak çamurun faydalı kullanımı olup olmadığını araştırdık. Denizdeki çamurun en büyük problemi tuz problemi. Depolanması mı gerekiyor yoksa tehlikeli atık olarak mı değerlendirilecek bunun araştırmasını yaptık. Öncelikle çamur miktarını belirledik. Daha sonra ne kadar çamur miktarı olduğu değişik yöntemlerle nasıl yönetileceği ortaya kondu” dedi.

‘100 YILLIK SORUN’

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Kağan Özdemir, “Şehirleşme ve endüstriyel gelişmeyle beraber göl ve denizlerde azot ve fosforun aşırı miktarda birikmesi. Son zamanlarda iklim değişikliğiyle beraber sel ve erozyonu artırıyor. Bu da göl ve baraj alanlarında farklı sorunlara sebep oluyor. Körfez Denizi’nde 100 yıllık yoğun ve düzensizlik sorunları da beraberinde getirdi. 2000’li yıllara kadar özellikle evsel atık tamamıyla işlenmeden verildiği zaman denizdeki denge bozuluyor. Çamuru alırken olabildiğince su ile temasını önlemeniz lazım. Vakumlu bir sistemle hedeflenen çamuru dağıtmadan çekerek yüzdürücülü boru sitemiyle karaya kadar götürülüyor” dedi.

‘ÇAMUR YÜZDE 56 KATI ORANDA’

Projenin aşamalarından da bahseden Özdemir, “Deniz tabanında çamur yüzde 56 katı orana sahip. Bunu bir yere taşımanız imkansız. Seçtiğiniz sistemle akışkan hale getirip karaya getirmeniz lazım. Kapasite, süre ve maliyet bunların hepsinin değerlendirilmesi lazım bu projelerde. 100 yıllık birikimin karada nasıl proses edilme aşamasında ise tüplerle susuzlaştırma yapılmasına karar verildi. Dünyada ilk uygulanan bir sistem bu. Amerika’da ve Avrupa’da da bu tür projeler var ama özellikle altyapı sorunlarını sonradan çözen atıklarını göl ya da deniz gibi noktalara deşarj eden ülkeler daha erken bu sorunla karşılaşıyor. Bizim avantajımız ise bu sorunla karşılaşınca AR-GE çalışması yapmak oldu” diye konuştu.

‘BİYO-ÇEŞİTLİK ÇALIŞMALARINI TAKİP EDİYORUZ’

İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Melek İşiniblir Okyar, “Eğer çevresel politika ortaya koyuyorsak ve sürdürülebilir olmasını istiyorsak biyo-çeşitlik çalışmalarını takip etmek zorundayız. Biyo-çeşitlilik çalışmaları; ağır sanayi yoğun popülasyon dediğimiz nüfus, insanların etkileri, yerel girdiler, denizlik taşımacılığıyla olan kirlik, istilacı türlerin girdileri, mikro-plastik kirlilik gibi… Doğu havzasında çalışıyoruz. Doğu Bölgesi çok daha sıkıntılı bir bölge. Su sirkülasyonunun olmadığı Akdeniz’den gelen suyun yenilenmediği bir bölge. Çalışmalarımızda bol miktarda plastik çıkıyor. Balık, bunu tüketince bu da insana geçiyor doğal olarak” şeklinde konuştu.

‘ÖRNEKLEMELERİMİZİ YAPIYORUZ’

Okyar, “Şubat ayından beri her ay İzmit Körfezi’ne gelip örneklemelerimizi yapıyoruz, bakteriyel analizlerimiz yapıyoruz, insan kökenli kirleticilerin olduğunu görüyoruz. Tabi TÜBİTAK’ın da çalışmaları bizim için yol gösterici. Ne yazık ki ilk veriler hiç iç açıcı değil. Balıkla ilgili sadece iki tür bulabildik. Balık sayısında doğal olarak azalma var. Tamamen çamur çıkardık buradan. Canlı tespit ettik. 17 tür canlı var ama 2 tür canlı grubu bulduk. Ama onlar da kirlilikte yaşayan canlılar. Yani bu canlılar ortamda barda burası kirli, bunu biliyoruz. Hassas türler maalesef bu ortamda yok, fırsatı türler mevcut. Ayrıca pek çok denizanası türü tespit ediyoruz. İstilacı türler bunlar. Ne yazık ki artık bu bölgelerde var” dedi.

‘BAŞKANIMIZI TEBRİK EDİYORUM’

Okyar, sözlerinin sonunda, “Projenin sonunda da takip etmemiz gerekiyor. Umudumuz ve isteğimiz güzel şehrimiz İzmit’in ortasında inci gibi parlayan İzmit Körfezi’nin eskisi gibi verimli olması. Marmara Denizi, eskiden Karadeniz’den gelen balıkların yumurtlama yaptığı yerdi. Kılıç ve orkinoslar şimdi de görülüyor ama çok nadir çünkü bu canlılar oksijen seviyor. İnşallah bunları tekrar görebiliriz. Marmara Denizi eski günlerine dönerse bunlar neden olmasın? Neden eski İzmit Körfezi’ne dönmeyelim? Bu anlamda Sayın Başkanımızı riskli bir çalışmada elini taşın altına koyduğu için tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.

‘DÖNGÜSEL EKONOMİYLE İLGİLİ BÜYÜK BİR FIRSAT’

Son olarak söz alan Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tamer Sınmazçelik, “Yararlanacak ürünler elde ettik. Dünyamız artık yaşlandı. Bu kötü imajlı çamura neden iyi gözle bakıyoruz onu anlatmak istiyorum. Doğrusal ekonomi kaçmaya çalıştığımız bir taraf. Zincir ekonomisinde üretip tüketiyoruz ve atık oluşuyor; dönüştürebildiğimizi dönüştürüyoruz. Hedefimiz döngüsel ekonomi. Üretip tükettikten sonra atık olmaksızın üretime dahil edersek bu hedefe varmış oluruz. Dip çamurunu ham madde olarak kullanabilirsek bu bizim için ileri geri dönüşüm oluyor. Döngüsel ekonomiyle ilgili büyük bir fırsat yakalanmış oluyor 3,5 milyon metreküplük bir malzemeden bahsediyoruz” dedi.

‘MALZEMEYİ KULLANMAYA KARAR VERDİK’

Plastik üretimine de dikkat çeken Sınmazçelik, “Maalesef dünyada çok hızlı nüfus artışıyla beraber plastik üretimi son 50 yılda 50 kat artmış. Yılda 78 milyon ton plastik üretiliyor. Canlıların içinden plastik çıkmaya başlamış. Bu plastiklerin sadece yüze 2’si döngüsel ekonomiye kazandırılıyor. Geri kalanı bertaraf edilmeyince o kısma da para harcamak zorundayız. Nasıl kullanırız diye baktığımızda şöyle bir yol izlemeye karar verdik: Karma malzemeler, ana 3 gruptaki malzemelerin birbirine karıştırarak bulunan malzeme. Dip çamurundan faydalanmaya başladık. Kurutma ve erime işlemlerinden sonra herhangi bir matris malzemenin içine takviye malzemesi olarak kullanabilir miyiz onu çalıştık” diye konuştu.

‘TUĞLA ÜRETTİK’

Sınmazçelik, “Elinde tuttuğu tuğlayı göstererek “Bir tanesi elimde gördüğünüz tuğla. Uluslararası standartlara göre olması gereken değerlere sahip yapı endüstrisinde kullanılabilecek bir tuğla yönetimini gerçekleştirdik. Çalışmalara devam ediyoruz. Bu malzemelerin otomotiv sanayisinde fren balatalarında kullanılabileceği tespit edildi. İlk sonuçlar ümit verici. Peyzaj uygulamalarında kullanılabileceği de anlaşıldı. Bazı hocalarımız, artistik seramik çamur üretiminde kullanılabileceğine bakıyor. Mühendis gözüyle çıkarılan çamura bir nimet olarak bakıyoruz katma değer sağlayabileceğimiz ileri dönüşümde ham madde olabilecek bir malzeme. Sınırlı olan diğer kaynakları artık kullanmak zorunda kalmayacağız” dedi.

Habere ait diğer görseller

BENZER HABERLER
X