‘Emekçiler bütçeden en az payı alıyor’
Tüm Emekliler Sendikası Gölcük Şubesi, dün İŞKUR Gölcük Hizmet Merkezi önünde 2017 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi hakkında bir basın açıklaması yaptı.
Açıklamayı yapan Başkan Ahmet Kasımoğlu, “Emekçiler bütçeden en az payı alıyor” dedi
Tüm Emekliler Sendikası Gölcük Şubesi, dün İŞKUR Gölcük Hizmet Merkezi önünde 2017 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi hakkında bir basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Tüm Emekli Sen Gölcük Şubesi Başkanı Ahmet Kasımoğlu ve yönetimi, CHP İlçe Başkanı İsmet İşeri ve yönetimi ile sendika üyeleri katılım gösterdi. Başkan Kasımoğlu, yapmış olduğu açıklamasında “Türkiye Cumhuriyeti, 2017 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulunda görüşülmeye devam ediyor. Bütçeler, bir ülke ekonomisinin yönetimini ve denetimini elinde bulunduran siyasi iktidarın belirli bir bütçe dönemi içinde bütçe gelirlerinin kimlerden nasıl toplanacağını, kimlerin ya da hangi toplum kesimlerinin toplanan gelirlerden ne kadar pay alacağının önceden belirlendiği, iktidarın sınıfsal tercihlerini en somut şekilde yansıtan ekonomik ve siyasal metinlerdir” dedi.
‘EMEKÇİ HALKIN TALEP VE İHTİYAÇLARI DİKKATE ALINMAMIŞTIR’
Başkan Kasımoğlu, açıklamasının devamında “1980 sonrasında Türkiye Cumhuriyeti merkezi yönetim bütçelerinin tamamı, rekabetçi ekonomi anlayışıyla hazırlanmış ve serbest piyasa mekanizması ile bütünleşmeyi esas almıştır. Halktan toplanan bütçe kaynaklarının büyük bölümü, halkın ihtiyacından çok yerli ve yabancı sermayenin çıkarları doğrultusunda kullanılmıştır. Bütçe kaynakları içinde önemli bir yer tutan doğrudan ve dolaylı vergilerin asıl ödeyeni olan emekçiler, bütçeden en az payı almaktadır. Sırf bu durum bile bütçe kaynakları üzerinde başından sonuna kadar tek söz sahibi olan siyasi iktidarın hangi sınıfın çıkarlarına hizmet ettiğini göstermektedir. Bütçeden hangi alana ne kadar harcama yapılacağı ve finansmanın nasıl sağlanacağının belirlendiği bütçe hazırlık sürecinde, gelir ve harcamaların asıl muhatabı olan emekçilerin temsilcisi emek örgütleri sendikalar ile meslek örgütlerinin dışarıda tutulmaları da bunun göstergesidir. Her yıl olduğu gibi 2017 bütçesinde de emekçi halkın talep ve ihtiyaçları dikkate alınmamıştır” dedi.
‘BÜTÇE, SAVUNMA VE GÜVENLİK GİBİ ALANLARA HARCANMAKTADIR’
Açıklamasına devam eden Kasımoğlu, “2017 Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı, işsizliğin, yoksulluğun ve sefaletin pençesinde yaşam mücadelesi veren emekliler ile emekçilere yüklenen dolaysız ve dolaylı vergilerle, özel sektöre yönelik kaynak transferleriyle, sağlık ve sosyal güvenlik sisteminin adım adım tasfiye edilmesi ve adına mali disiplin denilen fiili kemer sıkma politikaları ile AKP’nin 2002 yılından bu yana sürdürdüğü sermayeye dost emekçiye düşman çizgisini daha da belirgin hale getirmiştir. 645 milyar 124 milyon TL olarak belirlenmiş ve 2017 bütçe tasarısında yer alan bütçe ödeneklerini burada kalem kalem sayamayacağız. Ancak dikkat çeken harcamaları karşılaştırdığımızda görüyoruz ki bütçe, toplumun yoksul kesimlerini yakından ilgilendiren ve onlara gelir desteği sağlayan, eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik gibi alanlar yerine savunma ve güvenlik gibi alanlara harcanmaktadır. Savunma ve güvenlik harcamalarının 2017 merkezi bütçesinin yüzde 11’ini oluşturmasının temel nedeni, AKP’nin içeride ve dışarıda izlediği güvenlik, şiddet ve çatışma politikalarıdır” dedi.
‘EMEKÇİ VE YOKSUL KESİMLER ALEYHİNE BİR DURUM VAR’
Yoksul kesim aleyhine bir durumun oluştuğunu dile getiren Başkan Kasımoğlu, “Harcamalara baktığımızda durumun emekçi ve yoksul kesimler aleyhine olduğu gayet açıktır. Bütçeyi oluşturan gelirler kimden nasıl toplanacak? Kuşkusuz her yıl olduğu gibi 2017 yılında da bütçenin en önemli gelir kaynağı vergilerdir. 2017 Merkezi Yönetim Bütçe Tasarısı’nda vergi gelirleri içinde ilk üç sırayı 141 milyar TL ile KDV, 136 milyar TL ile Özel Tüketim Vergisi ve 109 milyar TL ile Gelir Vergisi almaktadır. Yani 2017 yılında toplam vergi gelirlerinin yüzde 60'tan fazlası ÖTV ve KDV gibi gelirine bakılmaksızın herkesten aynı oranda alınan dolaylı vergilerden gelecektir. Bu rakamlara Banka ve Sigorta Muameleleri ile Özel İletişim Vergisi de eklenince, emekçi halkın 2017 yılında vergi yükü altında ezilmeye devam edeceği açıktır. Maliye Bakanlığı’nın resmi rakamları, Türkiye'de vergi gelirlerinin çok önemli bir miktarının maaşından vergi kesilen, ayrıca tüketimde KDV ve ÖTV gibi vergiler ödeyen ücretlilerden toplandığını göstermektedir. Türkiye vergi sisteminde yüksek gelirli kesimler kapsam dışında tutulurken faiz, repo, kâr elde edenler vergi ödememektedir. Son yıllarda vergi yükünün daha çok düşük gelirli kesimler üzerinde yoğunlaşması sonucu ücretli emekçiler aleyhine dengesiz ve adaletsiz bir durum ortaya çıkmasına yol açmış bulunuyor” dedi.
‘BÜTÇEDEN EMEKÇİLERİN PAYINA İŞSİZLİK VE YOKSULLUK DÜŞÜYOR’
Açıklamalarına devam eden Kasımoğlu, “OECD ülkelerinde, dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payı yüzde 40, doğrudan vergilerin payı yüzde 60 civarındayken Türkiye’de toplam vergi gelirlerinin yüzde 70’ini gelir durumuna bakmaksızın herkesten eşit yüzdeyle alınan KDV, ÖTV gibi tüketim vergileri, damga ve harç vergileri, yüzde 30’unu ise Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi gibi kazanç üzerinden alınan vergiler oluşturmaktadır. Bu korkunç bir adaletsizliktir. Dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki ağırlığının son on yılda yüzde 60’tan yüzde 70’lere çıkması ise adaletsizliğin giderilmesinin değil giderek derinleştirilmesinin hedeflendiğinin somut göstergesidir. Türkiye'de enflasyon ve işsizliğin artmaya devam etmesi, satın alım gücünde yaşanan gerileme, emekçi ailelerin borçlanarak yaşamlarını sürdürmeye çalışmaları, 2017 yılında da bütçeden emekçilerin payına işsizlik ve yoksulluk düştüğünü göstermektedir. Kısacası iktidarın benimsediği vergi politikaları ile harcama tercihleri, 2017 yılında sınıfsal eşitsizlikleri daha da derinleştirecektir” dedi.
‘ACİL OLARAK YAPILMASI GEREKENLER VAR’
Başkan Kasımoğlu, açıklamalarının sonunda “İçinde milyonlarca emeklinin de bulunduğu, emekçi halka yönelik kamu hizmetleri hızla özelleştirilip kamu harcamaları belirgin bir şekilde kısılırken kamu kaynakları, çeşitli yasal düzenlemeler ve teşvik paketleriyle yerli ve yabancı sermayeye kaynak olarak aktarılmaktadır. Kamu hizmetlerinin adım adım tasfiye edilmek istenmesi, özelleştirmelerin tüm hızıyla sürmesi ve devletin yeni istihdam alanları yaratmak yerine güvencesiz istihdam, taşeronlaştırma ve esnek çalışmayı yaygınlaştırmak yönündeki tedbirleri, Türkiye'nin 2017 yılında ciddi yapısal sorunlar, yüksek işsizlik ve ekonomik durgunluk tehdidi ile karşı karşıya olduğunu göstermektedir. 2017 yılında emeklilerin ekonomik olarak büyük risklerle karşı karşıya kalmamaları için acil olarak yapılması gerekenler ise şunlardır: 2017 bütçesi sermayenin, yerli ve yabancı tekellerin ve savaş lobisinin çıkarları doğrultusunda değil, bütçenin asıl kaynağı olan emekliler ile ücretli çalışanların ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarını gözetecek şekilde düzenlenmelidir. Kamu kaynakları yerli ve yabancı sermaye çevreleri için değil, halkın, emeklilerin ve emekçilerin ihtiyaçları doğrultusunda kullanılmalıdır. Kamu harcamaları arttırılmalı, özellikle eğitim, sağlık ve Çalışma Bakanlığı bütçeleri en az iki kat arttırılarak emeklilerin maaşları, insanca yaşayacakları seviyeye çıkarılmalı, temel insan haklarından olan eğitim ve sağlık hizmetleri herkese eşit ve parasız verilmelidir. Emekli aylık artışlarında, son dönemde TL'de yaşanan değer kaybı ve vergi artışları nedeniyle temel tüketim mallarının fiyatlarına yapılan zamlar dikkate alınmalıdır. Gerçek bir intibak yasası çıkarılmalı ve asgari emekli aylığı 2 bin TL olmalıdır. Asgari ücret 2 bin TL olarak belirlenmeli ve tamamen vergi dışı bırakılmalıdır. Ağır borç yükü altındaki emeklilerin borç faizleri tamamen silinmeli, borç ödeme kolaylığı getirecek düzenlemeler hayata geçirilmelidir. Kayıt dışı ekonomi kayıt altına alınmalı, sigortasız işçi çalıştırmaya asla izin verilmemelidir. Temel tüketim mallarından hiç vergi alınmamalı, dolaylı vergiler azaltılarak yüksek gelir elde edenlerden ‘Servet vergisi’ alınmalıdır” dedi. n Erdem ŞENGÜL