‘Elektrik kamusal bir hizmet olmalı’
TÜKODER Gölcük Şube Başkanı Rıdvan Salman, elektrik dağıtım şirketlerinin özelleşmesinin ardından yaşanan sorunlar hakkında açıklamalarda bulundu. Salman, “Elektrik yeniden kamusal bir hizmet olarak ele alınmalıdır” dedi
Tüketici Koruma Derneği (TÜKODER) Gölcük Şube Başkanı Rıdvan Salman, elektrik dağıtım şirketlerinin özelleşmesinin ardından vatandaşın yaşadığı sorunlar hakkında açıklamalarda bulundu. Başkan Salman, açıklamasında “Elektrik dağıtımı ve perakende satışının özel şirketlerin kontrolüne bırakılması ciddi toplumsal sonuçlar doğuruyor. Türkiye’de elektrik alanında yaşanan son gelişmeler özelleştirmenin kaçınılmaz bir sonucu. Bu yapıda tüketicinin temel ihtiyacı değil, şirketlerin kârlılığı esas alınmaktadır ve kamu yararı geri plana itilmektedir” dedi.
‘SORUNLAR GÖRMEZDEN GELİNMİŞTİR’
Salman, “Yıllık elektrik tüketim sınırının 5 bin kilowatt’tan 4 bin kilowatt’a düşürülmesi hayati bir karar. Bu düzenleme toplumsal bir tartışma yürütülmeden hayata geçirilmiştir. Meslek odaları ve tüketici örgütleri bu sürece dahil edilmemiştir. Özelleştirmenin yarattığı yapısal sorunlar bilinçli şekilde görmezden gelinmiştir. Bu yaklaşım, kamu yararı yerine özel sektör çıkarlarını önceleyen bir anlayışın ürünüdür. Tüketim sınırı hanelerin gerçek ihtiyaçlarını değil, şirketlerin gelir artışını esas almaktadır. Sınırın düşürülmesiyle birlikte milyonlarca hane özel şirketlerle sözleşme yapmaya zorlanmakta, kamu sübvansiyonunun dışına itilerek piyasanın insafına bırakılmaktadır. Dolayısıyla uygulama tüketicinin aleyhine, şirketlerin lehinedir” diye konuştu.
‘KALABALIK AİLELER ETİKETLENİYOR’
Açıklamalarını sürdüren Salman, “Aynı evde yaşayan kişi sayısının fazla olmasının tüketimi kaçınılmaz biçimde artırmaktadır. Bu artış lüks değil zorunlu ve insani bir tüketim. Buna rağmen kalabalık aileler “yüksek tüketici” olarak etiketlenmektedir ve özelleştirilmiş sistemin finansman yükü bu hanelerin sırtına yüklenmektedir. Alım gücünün düşmesi ve yüksek kiralar nedeniyle birçok aile aynı konutta yaşamak zorunda kaldı. Bu uygulama, zaten zor koşullarda yaşam mücadelesi veren aileleri cezalandırmaktadır. Elektrikli ısınmanın zorunlu olduğu bölgeler, düşük gelirli haneler ve dezavantajlı gruplar için tek tip tüketim sınırı belirlenmesi eşitsizliği derinleştirecektir. Bu bir sosyal devlet uygulaması değil, açıkça piyasa devleti anlayışıdır. Özelleştirme mantığında insan hayatı bir maliyet kalemi olarak görülmektedir. Evde yaşam destek cihazı kullanan yurttaşlar için herhangi bir istisna tanınmaması da dikkat çekici. Bu enerji hizmetinin artık kamusal bir sorumluluk olarak görülmediğinin açık göstergesidir” ifadelerini kullandı.
‘KIŞ AYLARINDA MAĞDURİYET YAŞANACAK’
Başkan Salman, “Destek dışına çıkarılan tüketiciler özel tedarikçilerle sözleşme yapmak zorunda bırakılıyor. Bu sözleşmelerde cezai şartlar, uzun vadeli bağlayıcı hükümler ve tek taraflı fiyat artışı maddeleri yer alabiliyor. Tüketicilerin bu sözleşmeleri dikkatle incelemesi hayati önemde ancak asıl sorun, tüketicinin bu risklere mecbur bırakılması. Tüketici için gerçek bir seçim özgürlüğü yoktur. Risk ve sorumluluk tüketiciye devredilmiş, kazanç özel şirketlere bırakılmıştır. Bu düzenleme ile enerji yoksulluğu artacak, kesinti riski yaygınlaşacak ve özellikle kış aylarında haneler ciddi mağduriyet yaşayacak. Kamu tarafından tüketiciye yönelik açık, bağlayıcı ve kalıcı bir güvence mekanizması bulunmamaktadır” dedi.
‘ELEKTRİK BİR AYRICALIK DEĞİLDİR’
Salman, son olarak “Bu tablo sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Enerji maliyetlerinin hanelere devredilmesi, kamusal hizmetten vazgeçilmesi anlamına gelir. Sosyal devlet, temel ihtiyaçları piyasaya terk etmez. Bu uygulama derhal kaldırılmalıdır. Elektrik yeniden kamusal bir hizmet olarak ele alınmalıdır. Enerji herkes için ulaşılabilir, adil ve sürdürülebilir olmalıdır. Çünkü elektrik bir ayrıcalık değil, insanca yaşamın ön koşuludur. TÜKODER olarak bu hakkın piyasa kurallarına teslim edilmesine karşı mücadelemizi sürdüreceğiz” diyerek açıklamalarını sonlandırdı. Meltem ALKAN