Eğitim İş’ten emekli üyelerine plaket
22 Kasım 2019 17:28

Eğitim İş’ten emekli üyelerine plaket

Eğitim İş Kocaeli Şubesi 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısı ile sendika binasında düzenlediği programla emekli olan öğretmenlere plaket takdiminde bulundu

Eğitim İş Kocaeli Şubesi 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısı ile sendika binasında yaptığı programla emekli olan öğretmenlerine plaket takdiminde bulundu. Programda konuşan Eğitim İş Şube Başkanı Emine Çalık, “Eğitim İş şimdiye kadar eğitimin kronikleşmiş sorunlarına eğilmeyip çoğunlukla makyaj niteliğinde düzenlemeler yapan Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenlerin ana sorunlarına ve onların çözümlerine odaklanmak yerine, bu sorunların etrafından dolanmaya devam etmektedir. Neredeyse her geçen gün yurdun bir köşesinde öğretmene şiddet vakası baş gösterirken, MEB bu konuya dair hekime şiddet konusunda uyguladığı gibi polisiye bir yöntem üzerinde yoğunlaşmaktadır. Hekime şiddet olaylarını tek başına engelleyemeyen bu yöntemin, öğretmene şiddet olgusunu nasıl ortadan kaldıracağı ise meçhuldür” ifadelerini kullandı.

‘FAİLLERİN CEZA ALMAMASI DOLAYLI TEŞVİK NİTELİĞİNDE’

Sözlerini sürdüren Çalık, “Bakanlık, öğretmene şiddet utancına son vermek için önce bu sorunun azmettiricisinin bizzat kendisi olduğunu görmelidir. Öğretmeni itibarsızlaştıran; toplumdaki yerini okuldaki işlevini her fırsatta küçültmeye çalışan politikalar, öğretmene şiddet vakalarının temelidir. Bugüne dek öğretmene şiddet olaylarının faillerinin ceza almaması da dolaylı teşvik niteliğinde olmuştur. Polisiye önlemler bu konuda kısmi caydırıcılık sağlayacak olsa da, çözüm daha derinlerdedir. MEB, bu sorunu gerçekten çözmek istiyorsa önce bize kulak vermeli, bu konuda kendi yanlış politikalarını masaya yatırmalıdır” dedi.

‘FAİLLERİ PARMAĞIYLA GÖSTERMİŞTİR’

Çalık, “Öte yandan öğretmenin yüz yüze kaldığı tek şiddet kaynağı da, veli ve öğrencilerin uyguladığı şiddet değildir. Ücretli, sözleşmeli, kadrolu diye ayrı ayrı kategorilere ayrılarak sömürülen öğretmenler, çoğunluğu hiçbir liyakat kriterini karşılamadığı halde "okul yöneticisi" yapılan insanların sözlü ve psikolojik şiddetine maruz kalmaktadır. Öyle ki AKP iktidarının eğitimciyi yok sayan, köleleştiren, güvencesizliğe mahkum eden bu politikaları, henüz çok yakın bir zamanda gencecik bir meslektaşımızı canından etmiştir. Gaziantep'te bir okulda daha iki ay önce göreve başlayan Türkçe öğretmeni Saadet Harmancı, henüz 25 yaşında hayata veda etmiştir. Meslektaşımız, intihar etmeden önce sosyal medya hesabından yazdığı "Ben yapamadım mobbinge uğramaktan. Her gün pamuk ipliğine bağlısınız sözünden bıktım usandım" notuyla, failleri parmağıyla göstermiştir” şeklinde konuşmasını sürdürdü. 

‘DİLE GETİRDİĞİMİZ İTİRAZLARA KULAK VERMELİDİR’

Çalık, “Öğretmenimizin acı kaybı tekrar ortaya koymuştur ki; eğitimciye reva görülen bu statüsüzlük, art niyetli okul yöneticilerinin eline de koz vermekte ve binlerce öğretmenin hayatını zindana çevirmektedir. MEB, eğitimin dinamosu, geleceğin mimarı olan öğretmenlerin maruz kaldığı şiddetin her türlüsüne gerçekten engel olmak istiyorsa, yıllardır yüksek sesle dile getirdiğimiz itirazlara kulak vermelidir. Öğretmenin ücretlisi, sözleşmelisi olmaz; öğretmen öğretmendir! Öğretmenlerin maruz kaldığı esnek ve güvencesiz çalışma dayatması ile ne eğitimdeki kalite artırılabilir ne de öğretmene şiddet engellenebilir. Öğretmene sözlü ve psikolojik şiddeti, hiçbir hakkı olmadan ve keyfi şekilde uygulayan okul yöneticileri de bu sorunun diğer bir önemli ayağıdır” dedi.

‘ÖĞRETMENİ AÇLIK SINIRINA MAHKUM ETTİLER’

Çalık, “Yüzde 80'inden fazlası AKP'nin eksenindeki bir sendikanın üyeleri arasından seçilen okul yöneticileri sözlü şiddet, keyfi disiplin cezaları, haksız fişlemeler gibi insanlık dışı metotları hiç çekinmeden uygulamakta ve buna rağmen o koltuklarında oturmaya devam edebilmektedir. Bu konudaki her haksız uygulama cezalandırılmadıkça ve yönetici atamalarında liyakat uygulanmadıkça, öğretmenin maruz kaldığı psikolojik şiddet de engellenmiş olmayacaktır. Üstelik öğretmenlere yaşatılan cehennem bunlarla da sınırlı kalmamaktadır. Kendi yarattıkları ekonomik krize rağmen "itibardan tasarruf olmaz" diyerek her türlü şatafatı sürdürenler, öğretmeni açlık sınırında yaşamaya mahkum etmiştir.” dedi. n Gökhan ADALI

BENZER HABERLER
X