Depreme karşı  ‘Ulusal bir seferberlik olmalı’
17 Eylül 2017 17:49

Depreme karşı ‘Ulusal bir seferberlik olmalı’

Depreme karşı ‘Ulusal bir seferberlik olmalı’

Sosyal medyada ‘Deprem Tahmin ve Araştırma Merkezi’ isimli sayfası ile 55 bini aşkın beğeni alan Deprem Araştırmacısı Ahmet Yakut, Ege’de meydana gelen depremler hakkında bilgiler verdi. Olası İstanbul depremine dair görüşlerini gazetemize aktaran Yakut, “Depreme karşı ulusal bir seferberlik olmalı” dedi

 Sosyal medyada ‘Deprem Tahmin ve Araştırma Merkezi’ isimli sayfası ile 55 binden fazla beğeni alan, 17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi’ni Değirmendere’de yaşayan Deprem Araştırmacısı Ahmet Yakut, Ege’de meydana gelen depremler ile ilgili açıklamalarda bulundu. Yakut, konu ile ilgili verdiği bilgilerde, “2017 yılı Şubat ayında meydana gelen Ayvacık depremleri sonrası yaptığım incelemede,sismik boşluğa sahip farklı üç bölge çıkarmıştım. Bunlardan biri Midilli güneyi, diğeri İzmir Körfezi açıkları, diğeri de Bodrum açıklarıydı. Meydana gelen Bodrum depreminden sonra da gördük ki Ege Denizi üzerinde büyük bir stres dağılımı meydana geldi. Beraberinde de birçok kısa ve uzun fay segmentini harekete geçirdi. Ege Denizi hakkında ileriye dönük araştırmalarıma dair düşüncelerimi ifade etmek gerekirse Kuşadası Körfezi ve Girit açıklarında, tıpkı Midilli Depremi’nde olduğu gibi 6,5 büyüklüğünü geçmeyecek depremleri ileriki safhada yaşayabiliriz. Ancak bir gerçek var ki açıklarda meydana gelen depremlerin karasal olarak da diğer fay segmentlerini etkilediği için tıpkı Milas depremlerinde meydana gelen büyüklük değerlerini iç kesimlerde de görebiliriz. O bölgede karasal olarak en çok dikkat çeken hat da Aydın – Nazilli – Germencik uzantısıdır. Bu yüzden her depremi dikkatli bir şekilde inceleyerek tüm olasılıklarıen ince hesaplarıyla düşünmeliyiz” dedi.

‘BU DEPREM, ADETA KİLİT BİR NOKTA’

Çanakkale depremleri ile ilgili olarak düşüncelerini ifade eden Yakut, “Babakaleaçıklarından İskiri Adası’na kadar uzanan ve Midilli’nin kuzeyinde bulunan hat, bölge için en aktif alandır. Şu an için yaptığım hesaplamalarda, bu bölgede yaşanacak bir depremin maksimum 6,6 büyüklüğünü geçmeyeceğini düşünüyorum. 16 Eylül’de Edremit Körfezi açıklarında meydana gelen 4,1 büyüklüğündeki deprem, önem arz etmektedir. Bundan sonraki olası bir depremin karasal boyutta mı yoksa açıklarda mı olacağına dair önem arz eden bu deprem, adeta bir kilit noktadır. Karasal boyutu değerlendirirsek zaten gergin olan Marmara güneyinin, özellikle Biga, Çan ve Yenice segmentindehissedilir depremleri tetikleyeceğini söyleyebiliriz” dedi.

‘DOĞU, ÖNEM ARZ EDİYOR’

Doğu’daki olası depremlere de değinen Yakut, “Olası Marmara Depremi öncesi, her zaman dediğim tek söz, ‘Doğu kırılmadan batı kırılmayacak’ sözüdür. Kuzey Anadolu Fayı veyaklaşık 400 yıldır sessiz olan Doğu Anadolu Fayı, doğu için önem arz eden yerleri,araştırmalarımız sonucunda bizlere göstermektedir. Özellikle Maraş Türkoğlu fayı ve Doğu Anadolu Bindirme Zonu diye adlandırdığımız segment üzerinde bulunan Bingöl’ün güneyi, önem arz eden başlıca bölgelerdir. Bu iki segment arasında kalan bölgelerde olabilecek büyük bir deprem, bence olası bir Marmara Depremi’nin önsözü olacaktır. Çünkü Kuzey Anadolu Fayı üzerinde de kırılmayan iki bölge kalmıştır. Bunlardan biri Bingöl – Yedisu – Karlıova ve Muş – Varto aralığı, diğeri de Marmara Denizi ve Kuzey Anadolu Fayı’nın güney koludur. Bu yüzden ülkemizde depremlere her zaman hazırlıklı olmalıyız” dedi.

‘MARMARA’YI BİLİNÇ KURTARACAK’

Son olarak herkesin büyük bir merakla beklediği olası Marmara depremi hakkında düşüncelerini aktaran Yakut, “Bu gerçekle mutlaka yüzleşeceğiz ve böylesine açık bir gerçeği bildiğimiz halde spekülatif bilgiler ya da deprem büyüklüğünü hesaplamak yerine her geçen gün daha da yaklaşan olası bir Marmara depremine karşı ciddi ve somut adımlar atmalıyız. Araştırmalarıma dayalı şahsi kanaatim ise olası Marmara Denizi içerisindeki deprem öncesinde Marmara güneyinin, yani Kuzey Anadolu Fayı Güney Kolu’nunbüyük bir depremi meydana getirebileceği düşüncesidir. Sakarya Mekece’den başlayıp İznik Gölü’nün güneyinden Gemlik Körfezi’ne uzanan ve buradan da deniz içindenMudanya – Bandırma önüne kadar devam eden bu hat, çok önemli bir segmenttir. Burada oluşabilecek bir kırılmada şu anda yaşadığımız depremlere nazaran daha ağır sonuçlarla karşılaşabiliriz. Son olarak depremi bilmek ya da başta da ifade ettiğim gibi depremin büyüklüğünü veya depremde vefat edecek insanların sayısını hesaplamak yerine bir deprem ülkesinde yaşadığımızı unutmadan deprem bilincine göre şehirlerimizi planlayıp yaşantımızı da bu bilince göre idame ettirmemiz gerekir. Çünkü rahmetli Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara hocamızın da dediği gibi deprem öldürmez, bina öldürür” şeklinde konuştu. Erdem ŞENGÜL

BENZER HABERLER
X