Deprem şehitleri dualarla anıldı
17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi’nin 26. yıl anma programı, dün akşam Kavaklı sahilinde bulunan marinada protokol ve vatandaşların katılımı ile gerçekleştirildi
17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi’nin 26. yıl anma programı, Kavaklı sahilindeki marinada yer alan deprem anıtının bulunduğu alanda, dün akşam yapıldı. Programa İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanı Sevilay Tuncer, Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, Vali Yardımcısı Nuri Özder, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın, AK Parti Kocaeli Milletvekili Veysel Tipioğlu, AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan, Gölcük Kaymakamı Müfit Gültekin, Gölcük Deniz Ana Üs ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Yücel Korkut, Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, İl Emniyet Müdürü Faruk Karaduman, İl Jandarma Komutanı Murat Bozkurt, Gölcük Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Sarı, Japon Deprem Uzman Yoshinori Moriwaki, siyasi partilerin il ve ilçe başkan ve yöneticileri, arama kurtarma ekipleri, dernek ve sivil toplum kuruluşlarının başkan ve yöneticileri ile çok sayıda vatandaş katılım gösterdi.
‘KAYBETTİĞİMİZ CANLAR GERİYE GELMİYOR’
Programda ilk olarak bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu ardından İstiklal Marşı’mız okundu. Sonrasında Kur’an-ı Kerim tilaveti gerçekleştirildi, akabinde İlçe Müftüsü Emin Yılmaz tarafından dualar okudu, protokol ve vatandaşlar dualara katıldı. Devamında Gölcük Fotoğraf ve Sinema Sanatı Derneği (GFSD) Başkanı İsmail İkiz, tarafından hazırlanan Deprem 1999 Fotoğraf Sergisinin sinevizyon gösterimi sunuldu. Programdaki ilk konuşmayı yapan Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, “Az önceki gösteriyi izlediğimde 45 saniyelik sürenin bir kenti nasıl değiştirdiğini aynı zamanda hayatımızı da ne şekilde değiştirdiğini düşündüm. 45 saniye çok kısa bir zaman ama bir şehrin bütün birikimini tamamen alt üst ettiği gibi uzun yıllar boyunca da büyük bir yıkıma ve tahribata neden oluyor. Bunu yakın zaman önce 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremde de yaşadık. Yıkılan binalar, sanat eserleri bunlar gayretle düzeltilerek tekrar yapılabiliyor ancak kaybettiğimiz canlar bir daha tekrar geriye gelmiyor” dedi.
‘HALA YENİLENME ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR’
Başkan Sezer, “Malatya Elazığ depremi olduğunda o bölgeye gittiğimizde yıkılan bir binada 99 depreminde duymuş olduğum bir koku vardı. Ben bir daha duymamayı umut etmiştim, Maraş merkezli depremden sonra da Hatay'da uzun süre görev yaptık ama orada duymamıştım o kokuyu. Allah bir daha o günleri sadece ilçemize Kocaeli'ne değil bütün ülkemize yaşatmasın. Ama bu sadece olduktan sonra yıkılan binaların enkazını kaldırmak ya da bunları yeniden inşa etmekle olmuyor. Öncesinden hazırlık yapmak gerekiyor. 26 sene içerisinde çok şey yapıldı, özellikle Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Kocaeli'nde önemli işler yapıldı. Önceki dönem belediye başkanımız İbrahim Karaosmanoğlu'nun gayretleri vardı. Şimdi Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanımız kentin her noktasına dokunarak şehri dönüştürmeye gayret ediyor. Gölcük merkez kentsel dönüşüm de bunlardan biri. Yine inşallah karayolu kenarında ve kentsel dönüşümün ikinci etabıyla devam edecek. Aradan 26 yıl geçti hala yenilenme çalışmaları devam ediyor. Hükümet Konağımız yapılıyor şu an 9 bin 500 metrekarelik bir Hükümet Konağımız. Sayın Bakanımızın çok büyük destekleriyle inşallah sene sonunda tamamlanacak. Geçtiğimiz sene Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle yeni devlet hastanemiz açılmıştı. 26 sene hala bir şeyler yenilenmeye yapılmaya devam ediyor. Tüm emeği geçenlere teşekkürü bir borç biliyor, depremde hayatını kaybeden kıymetli hemşehrilerimize Allah'tan rahmet diliyorum” diye konuştu.
‘DEPREMDEN SONRAKİ KISMI YÖNETMEKTE İLERİ SAFHADAYIZ’
Akabinde söz alan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın, “26 yıl sonra yine aynı hüznü yüreklerimizde canlı bir şekilde yeniden hatırlıyoruz. Aradan 26 yıl geçmesine rağmen yüreklerimiz hala aynı acının tazeliği ile yanmaya devam ediyor. O zamandan bu zamana çok iş yapıldı birçok şey iyileşti; ama bazen siyasetçinin söylemesine çok alışık olmadığımız cümleleri söylemek gerekiyor. Bütün siyasi riskleri almak ve o doğrultuda yürümek gerekiyor. Çünkü son tahlilde bütün hesapların üstünde bir hesap var. Deprem olduğunda canlar yandığında hiçbir hesabın anlamı kalmıyor. O insanlar artık hiçbir şekilde geri gelmeyecekler. Ama buradaki kime sorsam gerek teknik adamı olsun, gerek bu tür mesleklerle hiç ilgisi olmayan insanlar olsun şunu çok rahatlıkla herkes söyler herkes bilir derler ki: “deprem öldürmez binalar öldürür,” bunu bilmeyen, duymayan yok. Peki ne oluyor?Haklı gerekçelerle, bazen duygusal sebeplerle, bazen maddi yetersizliklerle bir şeyler bir yerde eksik kalıyor ve yol alınamıyor maalesef. Deprem anını yönetmek, depremden sonraki kısmı yönetmek bu konularda hayli ileri safhada yol aldığımızı çok rahatlıkla ifade edebilirim. Ama depremin öncesi kısmı var bir de orayla ilgili maalesef iç açıcı şeyler söyleyemeyeceğim” ifadelerini kullandı.
‘15 AYRI NOKTADA KENTSEL DÖNÜŞÜM ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR’
Büyükakın, “Ben böyle konuştuğumda bazen muhalif siyasi partilerden olan arkadaşlarımız Başkan bunları niye söyledi, aciziyet ifadesidir vesaire gibi başka bir siyasi polemiğin içine tartışmayı çekmeyi tercih ediyorlar. Kim ne derse desin biz bu gerçekleri anlatmadan, bunları söylemeden sadece deprem olduğunda depremi hatırlayan ya da anma tarihlerinde hatırlayan bir yaklaşım içinde kaldığımız müddetçe sorumlu makamlarda olanlar söylemesi gerekenleri söylemeyi sustuğu müddetçe bizim yol alma şansımız kalmayacak. Bakın Kocaeli Büyükşehir Belediyesi olarak bizden önce ve bizim dönemimizde bu kentte toplamda TOKİ ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi eliyle 30 bin konut yapıldı. Kentsel yenilenme anlamında bu hiç de küçümsenecek bir rakam değil. Şu anda kentimizde 15 ayrı noktada kentsel dönüşümle ilgili çalışmalar devam ediyor ki bir tanesi Gölcük’ün tam da merkezinde hayata geçiyor. Oralarda gerçekten çok büyük bütçeler gerekiyor. Kocaeli'ndeki bütün binaların taraması tamamlandı ve bunu gururla söylüyorum: Türkiye'de bu taramaları tamamlayan ilk Büyükşehir Belediyesi Kocaeli Büyükşehir Belediyesi. Kocaeli’nde 315 bin tane bina var ve bu binaların maalesef 161 bin tanesi 1999 depreminin öncesinde yapıldı. Daha detaylı çalışmalarla, zemin verileriyle birlikte örtüştürüldüğünde Kocaeli'nde acil olarak 150 bin tane bağımsız birimin dönüştürülmesi gerektiğini biliyoruz. Konu ile ilgili çalışmaya devam ediyoruz, oturup beklemiyoruz. Zaten kentin şu anda 15 ayrı noktasında kentsel dönüşüm çalışmaları Bakanlığımız ve Büyükşehir Belediyemiz eliyle devam ediyor. Yine son dönemde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’mızla yaptığımız görüşmeler neticesinde bu 15 ayrı noktada yürüyen çalışmalara ilave olarak toplam 8 bin tane konutun dönüşümü ile ilgili 7 ayrı noktada dönüşüm çalışmalarının mutabakatı sağlandı ve bununla ilgili de önümüzdeki süreçte çalışmalar başlayacak” dedi.
‘SÜRECİN HIZLANACAĞINI ÖNGÖRÜYORUZ’
Büyükakın, “Eksik olan şeylerden bir tanesi bazı yerlerde imarla ilgili düzenlemeler var. Depremden sonra o günün sıcaklığıyla karar alınmış ve burada bundan sonra bina yıkılırsa yerine 4 kat bina yapılabilir denmiş. Ama yerinde 6-7 katlı binalar var. Onlar için de büyük bir titizlikle çalışıyoruz ve oranın dönüşümünün önünü açmaya çabalıyoruz. Çünkü hiçbir yerde biraz önce ifade ettiğim 150 bin bağımsız birimin dönüştürülmesinden örnek verecek olursam her birini 3 milyon liradan hesap ederseniz, 450 milyar liralık kaynak gerekir. Büyükşehir Belediyesi bütçesinin 10 katı. Her şeyi bıraksak oradaki bütçe 10 yılda ancak bütün bu binaların yapılmasına imkan sağlar. Dolayısıyla gerçekçi olmak lazım ve akıllıca yol yürümek lazım. Eğer imarla ilgili düzenlemeler yapılırsa şehrin kendi dinamikleriyle insanların kendiliğinden kendi inşaatlarını yapmalarının önünü de açarsak buradaki sürecin hızlanacağını öngörüyoruz ve bu çalışmaları da büyük ölçüde tamamladık. Şimdi onunla ilgili odalarla görüşmelerimizi yürütüyoruz. Çok yakın bir zamanda, inşallah bu senenin sonunda bu çalışmaları da tamamlayacağız ve onunla ilgili süreci de başlatacağız. Ancak burada büyük bir toplumsal mutabakat sağlamamız, şehrin genelinde “ya arkadaş biz bu canlı tabutların içinde, başımıza ne zaman yakalanacağı belli olmayan binaların içinde durmak yerine biz bir insiyatif alalım, varsın biraz fedakarlık yapalım. Devlet elini taşın altına zaten koyuyor, onlar biraz gayret etsin, belediyeler gayret etsin, odalar gayret etsin ve buradaki bu dönüşümü gerçekleştirelim. Ve öyle bir şehir inşa edelim ki o şehri de deprem olduğunda binalarda insanlar binalar yıkıldığı için ölmesin” bunu yapabiliriz. Buna teknik adamlarımızın aklı yeter, bu ülkenin insan kaynaklarının donanımı yeter. Yeter ki biz iradesini ortaya koyalım. Küçük hesaplar yapmayı bir kenara bırakıp hep birlikte yol alalım ki hızlı mesafe kaydedelim” ifadelerini kullandı.
‘DEPREME ÇOK DAHA HIZLI HAZIRLANMIŞ OLURUZ’
Büyükakın son olarak, “Ben kendi kurumum adına elimden gelenlerin fazlasını yapmaya hazır olduğumu bunun için gece gündüz çalışmaya devam ettiğimizi, sahaya inip sizlere ilçe ilçe nerede ne yapacağımızı anlattığımızda orada bize destek olmanızı sizlerden rica ediyorum. Böyle olursa inşallah depreme çok daha hızlı hazırlanmış oluruz, Bir sonraki deprem geldiğinde ki o zamanın mutlaka geleceğini biliyoruz. O zaman geldiğinde bu şehirde bir tane binanın yıkılmaması ve can kaybına sebep olmaması bizim için en büyük teselli olacak. Bence şu anda ruhları burada bizleri hisseden 17 Ağustos depreminde kaybettiklerimiz de en çok buna sevinecekler, diye düşünüyorum. Bir kez daha onları rahmetle anıyorum, İnşallah bir daha bu tür durumlarla karşı karşıya kalmayız” diyerek konuşmalarını sonlandırdı.
‘DEPREME DİRENÇLİ ŞEHİRLER YAPMA KARARLILIĞINDAYIZ’
AK Parti Kocaeli Milletvekili Veysel Tipioğlu, “17 Ağustos 1999 sadece Kocaeli’nin değil, bütün Türkiye’nin yüreğinin yandığı tarih. Tarifi mümkün olmayan bir acı. Binlerce anne baba evlatsız, binlerce evlat anne babasız kaldı; binlerce ocak söndü ve hep birlikte bu acıyı yüreklerimizde hissettik. O gün hep birlikte Rabbim bu millete bir daha bu tür bir afet göstermesin diye hep birlikte dua ettik. Tabii o karanlık geceden çıkarmamız gereken dersleri çıkarmamız gerekiyor. Onlardan bir tanesi de bu milletin aziz evlatları bu acı günde çok kısa sürede omuz omuza vererek yapılması gereken her şeyi yapmışlar ve tarihe bir not düşmüşlerdir. O gün burada hakka yürüyen deprem şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Benden önce konuşan başkanlarımızın da ifade ettikleri gibi, kentsel dönüşüm gerçeği o gün depremin değil binanın öldürdüğü gerçeğinden çıkardığımız dersin bir sonucudur. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde kentsel dönüşüm hamleleri başlatılarak bu ülkenin yapı stoğunu depreme hazırlıklı hale getirmeye çalışıyoruz. Çok zor bir coğrafyada yaşıyoruz. Biz Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye yüzyılında bütün şehirlerimizdeki yapılarımızı depreme dirençli şehirler yapma kararlılığındayız. Bunun için gece gündüz demeden gayret ediyoruz. Bu konuda yapılması gereken yasal düzenlemeler yapılıyor. Biz bu milletin aziz evlatları el ele verdiğinde üstesinden gelemeyeceği hiçbir zorluk olmadığını biliyoruz. 17 Ağustos’ta rahmetli olan deprem şehitlerimizi rahmetle anıyorum” ifadelerini kullandı.
‘TÜRKİYE’NİN DÖRT BİR YANINDA RİSKLİ YAPILARI YENİLİYORUZ’
Ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanı Sevilay Tuncer, konuştu. Tuncer, “17 Ağustos depreminin üzerinden tam 26 yıl geçti. O gece saat 03.02’de sadece binalarımız değil, hayatlarımız sarsıldı. 17 bin 480 canımızı kaybettik. 10 binlercesi yaralandı. Milyonlarca insanımız derin bir acıya büründü. O gün yitirdiğimiz tüm vatandaşlarımızı rahmetle anıyor, geride kalanlarımıza da sabırlar diliyorum. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde büyük deprem dönüşümü ile Türkiye’nin dört bir yanında riskli yapıları yeniliyoruz. Bugün itibariyle 3.3 milyon konutun dönüşümü tamamlandı. 12 milyon vatandaşımız güvenli yuvalarına kavuştu. Kocaeli’mizde kentsel dönüşüm altyapı yatırımlarına kadar pek çok yatırım yapıldı. 6 Şubat’ta yaşadığımız Kahramanmaraş merkezli depremler bize bir kez daha gösterdi ki afetlere karşı hazırlık bitmeyen bir süreçtir. Asrın felaketinde 11 ilimizde 50 binden fazla canımızı kaybettik. Devletimiz ilk andan itibaren tüm imkanlarını seferber etti. Sadece bir yıl içinde 450 bin konutu ve köy evini inşa ettik ve teslim ettik. Kocaeli sadece sanayinin değil. Kurumlar arası güçlü işbirliği ve koordinasyonun da örnek şehridir. Tüm paydaşlar aynı hedef doğrultusunda çalışıyor. Bu uyum afetlere hazırlıkta olduğu kadar afet sonrasında da yaralarımızın hızla sarılmasını sağlıyoruz. İşte bu anlayış 17 Ağustos’un acı hatırasından doğan en önemli kazanımlarımızdan biridir. Biz biliyoruz ki afetleri önleyemeyiz ama yıkımları önleyebiliriz. Depremler seller, yangınlar, iklim değişikliğinin etkileri artık daha sık kapımızı çalıyor. İşte bu nedenle şehirlerimizi afete dirençli, iklim dostu, kimlikli, yaşanabilir hale getirmek en büyük önceliğimizdir. Tüm Türkiye’miz akıllı şehir teknolojileriyle güçlendirilmiş, afet erken uyarı sistemleriyle donatılmış, millet bahçeleri ve toplanma alanlarıyla güvenliği sağlanmış, şehirler olana dek durmayacağız. Unutmayalım ki afetlere karşı en güçlü kalkan önceden hazırlanmış, görev ve sorumlulukların net belirlendiği, uygulanabilir afet risk azaltma planlarıdır. Her ilimiz, her ilçemizin bu planları güncel, gerçekçi ve uygulanabilir olmalıdır. Bu sadece bugünün değil, gelecek nesillerin de güvenliğini teminat altına alacaktır. Birlikte çalışacağız, birlikte üreteceğiz” dedi.
‘BİNLERCE CANIMIZI UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ’
İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, konuşmasında “17 Ağustos 1999. Gölcük merkezli Marmara depremi, Türkiye'nin yaşamış olduğu en büyük afetlerden, en büyük depremlerden bir tanesi. 6 Şubat'a kadar en büyüğü diyorduk ama maalesef 6 Şubat depremlerinden sonra en büyüklerinden bir tanesi diyoruz. 17 Ağustos gecesi sadece binalarımız, şehirlerimiz yıkılmadı, sahillerimiz batmadı. Elbette ki binlerce canımızı kaybettik. Annelerimiz evlatsız kaldı, evlatlarımız öksüz kaldı. Babalarımız eşlerine, yavrularına son bir kez sarılamadan onlara veda etmek zorunda kaldılar. Ama biz binlerce canımızı unutmadık, unutmayacağız. Onların acılarını yüreğimizin en müstesna yerinde taşımaya devam edeceğiz. Elbette ki 17 Ağustos depreminden sonra hem devlet olarak hem millet olarak dersler çıkardık. Hatalarımızı gördük, eksiklerimizi gördük. Neyi tam yapamadığımızı çok iyi anladık o gece. Az önce fotoğraf sergisinde herkesin dikkatini çekti. Tahir Başkan da ifade etti. Tek bir tane kamu kurumu görevlisi makinesi görmedik o kadar fotoğraf içerisinde” dedi.
‘KRİZ YÖNETMEDE İYİ YERLERE GELDİK’
Karaloğlu, “17 Ağustos yaşandığında bu ülkede afet yönetimi 4 ayrı bakanlıkta, 4 ayrı genel müdürlükte yönetiliyordu. Sivil Savunma Genel Müdürlüğü bir tarafta Afet İşleri Genel Müdürlüğü, diğer tarafta, Diğer arama kurtarma faaliyetleri başka bir bakanlıkta bir bütünlük yoktu. Ama 17 Ağustos depreminde çıkardığımız derslerden sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye 2009 yılında AFAD Başkanlığı'nı kurarak bütünleşik afet yönetim sistemine geçti. Ne demek bütünleşik afet yönetim sistemi? Afet yönetimi sadece afet olduktan sonra, kriz ortaya çıktıktan sonra kriz yönetmek değil. Az önce başkanımız da ifade etti. Öncesini ne yapacağız? Afete hazırlığı ne yapacağız? Riski nasıl yöneteceğiz? Esas mesele orası zaten. Afet olduktan sonra, kriz ortaya çıktıktan sonra Allah bu millete çok büyük bir meziyet vermiş. Krizi yönetme meziyeti vermiş. Onu başarıyoruz. Ama riski yönetmek işte orada iyi değiliz arkadaşlar. İşte bu bütünleşik afet yönetiminde öncelikle riski yönetecek AFAD Başkanlığı. Bugün bunu yapabiliyor muyuz? Elbette ki 17 Ağustos’a göre çok iyi yapıyoruz. İyi yerdeyiz. Tamam mıyız? Hayır. Eksiğimiz var. Daha gideceğimiz çok yol var. Daha şehirlerimizi, riskli alanlarımızı dönüştürmemiz gerekir” dedi.
‘TÜRKİYE'NİN 81 İLİNİN İRAP’LARI VAR’
Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, “Az önce Genel Başkan Yardımcımız da ifade etti. Artık 2021’den sonra Türkiye'nin 81 ilinin İRAP’ları var. Ne demek İRAP? İl Risk Azaltma Planları var. Biz hangi ilde afete dönük hangi risk var ve bunun rengi nedir? Kırmızı olanlar, turuncu olanlar, sarı olanlar. Bu risk alanlarını hangi kurum çözmesi gerekir? Bunu büyükşehir belediyesi, bunu, ilçe belediyesi bunu karayolları, bunu valilik, bunu kaymakamlık gibi belirlenen riskleri hangi kurumun çözeceğini ve hangi süre içerisinde çözeceğinin de artık planları var. Yakın bir zamanda Kocaeli'de de Sayın Valimizin başkanlığında, AFAD Başkanlığı'ndan da arkadaşlarımız geldi. Burada il risk azaltma planları yeniden gözden geçirildi, ilave edeceğimiz meseleler var mı? Kurumlara verdiğimiz görevleri kurumlar verdiğimiz sürede yerine getirdi mi getirmedi mi? Bunlar gözden geçirildi ve buna devam ediyoruz. İşte riski yönetmek bu. Artık biz sadece afet ortaya çıktıktan sonra krizi yöneten değil, kriz öncesinde, afet sonrasındaki can ve mal kayıplarını azaltacak tedbirler üzerinde AFAD başkanlığını daha çok konumlandırıyoruz” dedi.
‘HEDEFİMİZ 100 BİN ARAMA KURTARMA EKİBİ OLUŞTURMAK’
Karaloğlu, “AFAD Başkanlığı 2009’da kuruldu. Söylediğim gibi afet öncesi, afet esnasında ve afet sonrasında, afet esnasında arama kurtarma faaliyetlerinde çok önemli bir yere geldik. Artık sadece kamu kurumu eliyle değil, sadece AFAD'ın arama kurtarma ekipleri yok. Artık Türkiye'de bir sivil toplum gerçeği var. AFAD Başkanlığı, sivil toplum kuruluşlarını akredite eder. Sivil toplum kuruluşlarının hafif, orta ve ağır sınıfta arama kurtarma ekipleri var. Şimdi biraz sonra gezeceğiz ve törenin sonunda da buranın yüz akı olan GESOTİM'in yemin törenini icra edeceğiz. O da bizim akredite bir kuruluşumuz. Hem Türkiye içerisindeki afetlerde, hem yurt dışındaki afetlerde bizimle beraber çalışan, hizmet veren bir sivil toplum kuruluşumuz. Artık sadece kamunun değil, sivil toplumun da çok güçlendiği, yüzlerce arama kurtarma ekibinin olduğu bir ülkedeyiz. Buna rağmen 6 Şubat'ta yıkım çok büyük olunca, coğrafya çok büyük olunca, bu kadar iyileşmeye rağmen yine sorunlar yaşadık. Şimdi hedefimiz 100 bin arama kurtarma ekibi oluşturmak. Sadece kamudan değil, hem kamu kurumları hem sivil toplum eliyle şu anda bunun çoğunluğunu hallettik. İnşallah kısa zamanda bunu da çözmüş olacağız. Elbette ki afet sonrası çok önemli iyileştirme faaliyetleri. 6 Şubat depreminden sonra şu anda dünyanın en büyük iyileştirme faaliyetini Türkiye gerçekleştiriyor. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde biz yıl sonunda 453 bin konutun ve iş yerinin hak sahiplerine teslimini tamamlamış olacağız. Parası, imkanı ne kadar olursa olsun, dünyada hiçbir ülkenin bu kadar kısa süre içerisinde bu kadar konutu, iş yerini tamamlayıp depremzedesine vermesi mümkün değil. Bu bize has bir şey. Allah'a hamdolsun böyle bir yeteneğimiz var. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu millet bunu başardı, inşallah başaracak” dedi.
‘AFAD GÖNÜLLÜSÜ OLABİLİRSİNİZ’
Karaloğlu, “AFAD az önce bahsettiğim gibi sivil toplumla çok iyi çalışıyor. Ama bir şey daha yapıyoruz. Bu akşam bir deprem anması dolayısıyla buradayız. Bizim artık AFAD gönüllülerimiz var. E-devlet üzerinden her biriniz AFAD gönüllüsü olmak için müracaat yapabilirsiniz. Orada online olarak ilk eğitiminizi alabilirsiniz. Daha sonra yüz yüze eğitimlerini de İl Afad Müdürlüklerinden tamamlayıp bizim gönüllümüz olabilirsiniz. Şu anda bizim 100 binin üzerinde gönüllümüz var ve bu arkadaşlar her türlü afette bizim en büyük destekçimiz ve yardımcımız oluyorlar. Bunu artırmanın gayreti içerisindeyiz. Bu akşam bir deprem anması dolayısıyla meydanda bulunan vatandaşlarımızın AFAD gönüllüsü olmasıyla ilgili de bir çağrıda bulunuyoruz. Artık afet deyince elbette ki sadece deprem değil, heyelandan su baskınına, orman yangınlarından çığ düşmesine kadar afet türü var. Bakın orman yangınları bundan on yıl, on beş yıl önce bu kadar olmuyordu. Olsa bu kadar büyük orman yangınları olmuyordu, köylerimize zarar vermiyordu. Ama dün, bugün yanı başımızda Karamürsel'imiz yandı. Bizim Türkiye'de orman yangını riski bakımından Kocaeli aslında riskli yerlerden birisi değil. Kocaeli, Sakarya, Bilecik ve Karabük. Ama bu sene bu saydığım illerin tamamında orman yangını oldu ve çok ciddi yangınlar oldu. Sakarya'da son otuz beş yıldır yangın olmamış. Orman yangını bu sene çok büyük iki yangın atlattılar. Bilecik’te köylerimiz yandı. Biz Sayın Bakanımızla ziyaret ettik. 700 yıllık Osmanlı köyü yandı. Arkadaşlar Bilecik'te 700 yıldır ormanın içerisinde yanmamış bir köy. Bu seneki orman yangınlarında maalesef yandı. Artık iklim değişikliği. Havanın çok sıcak olması, nemin çok düşük olması, rüzgarın çok fazla olması. Orman yangınlarını daha tehlikeli hale getiriyor” dedi.
‘AFET RİSKİ ÇOK YÜKSEK OLAN BİR BÖLGEDE YAŞIYORUZ’
Karaloğlu, “Orman yangınlarında hem ormanların zarar görmesi, hem ormanların etrafındaki yerleşim alanlarının zarar görmesi eskisinden daha çok. Ve biz artık orman yangınlarında. Elbette ki orman teşkilatımız yangını söndürmekle mücadele ederken, biz de AFAD olarak arka planda Özellikle yerleşim alanlarının boşaltılması, vatandaşın evi yandıysa ona geçici barınma imkanı sağlanması ve daha sonra da kalıcı barınmaya dönük çalışmalarımızı her yangın bölgesinde devam ettiriyoruz. Değerli dostlar, daha yakında bir deprem yaşadık. 10 Ağustos’ta Balıkesir Sındırgı’da bir deprem yaşadık. Allaha hamdolsun sadece bir binamız çöktü ve bir vatandaşımız rahmetli oldu. Ama o depremden sonra 24 saat dolmadan AFAD Sındırgı'ya konteynırlarını indirdi ve vatandaşlarımıza daha 24 saat dolmadan evi yıkık olan, ağır hasarlı olan vatandaşlarımıza biz geçici barınma imkanı sağladık. Çadır verme fırsatı olmadan, çadıra ihtiyaç duymadan vatandaşlarımızı konteynera aldık. Bu da hem AFAD'ın hem Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin gücünü ve pratikliğini gösteriyor. Ben emeği geçen bütün arkadaşlara teşekkür ediyorum. Rabbim ülkemizi her türlü afetten muhafaza etsin. Hem 17 Ağustos depreminde hem ondan sonra ve öncesindeki bütün afetlerde hayatını kaybeden bütün vatandaşlarımıza Rabbimden rahmet diliyorum. Yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Dua ediyoruz. Temenni ediyoruz ki Rabbim bizi her türlü afetten muhafaza etsin. Ama bir gerçeğimiz var. Deprem kuşağında afet riski çok yüksek olan bir bölgede yaşıyoruz. Ülkemiz öyle bir coğrafyada. Onun için ezcümle afete hazırlıklı olmak, riskleri yönetmek durumundayız” diye konuştu.
‘HALKIN AFET BİLİNCİNE SAHİP OLMASI ÇOK ÖNEMLİ’
Konuşmaların ardından Gölcük Arama Kurtarma Derneği GESOTİM’in yemin töreni gerçekleştirildi. Tören öncesinde konuşan GESOTİM Başkanı Necmi Kocaman, “17 Ağustos 1999’da, asrın afeti olarak adlandırılan depremde, elimizde ne bir levye ne bir çekiç vardı. Eğitimsizliğimiz ve hazırlıksızlığımız yüzünden çok canımızı kaybettik. O gün bize koşan tüm yardım ellerine borçlandık. İşte bu yüzden, 26 yıldır reklam için değil, insanlık adına bu borcu ödemek için çalışıyoruz. O günle bu gün arasında geçen 26 yıl bir sinema sahnesi değil, yaşadığımız büyük bir acıydı. Türkiye’nin üçte ikisi benzer afetlere maruz kalabilecek konumda. Bu nedenle halkın afet bilincine sahip olması çok önemli. Deprem öncesinde, sırasında ve sonrasında yapılması gerekenler konusunda insanlarımızı bilinçlendirmek için sürekli çalışıyoruz. GESOTİM olarak sorun yaratan değil, sorun çözen bir anlayışla hareket ediyoruz. İş birliği yaptığımız kurumlara her zaman destek oluyoruz. Her yıl yaklaşık 25 bin kişiye afet bilinci eğitimi veriyoruz. Türkiye genelinde, Marmara Bölgesi’nin ilk kadın arama kurtarma ekibini akredite eden kurum da biz olduk. Deprem yalnızca tek tehdit değil; orman yangınları ve diğer afetlerde de halkımızın yanında olmaya devam ediyoruz. Balıkesir’de meydana gelen depremde yıkılan binaya koştuğumuz gibi, bugün de yangınlara müdahale ediyoruz. AFAD’ın görevlendirmesiyle elimizden geldiğince hızlı ve organize şekilde olaylara müdahale ediyoruz.Gönüllü olmaktan gurur duyuyoruz. Bıkmadan, usanmadan her afette yardıma koşacağız. Afetlerin ne zaman olacağı belli olmaz; bu yüzden her zaman hazır olmak zorundayız. Şu anda yaklaşık 2 bin gönüllü arama-kurtarma insan gücümüz var. Halkımızın da mutlaka sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yapması gerektiğine inanıyoruz. Biz bu eğitimleri hiçbir ücret almadan veriyoruz. Çünkü borcumuzu ödemek bizim için çok önemli. Büyük afetlerde, insanlık adına yardıma koşmaya dün olduğu gibi yarın da devam edeceğiz” dedi. Konuşmanın ardından GESOTİM’de eğitim alan ekip Başkan Kocaman önderliğinde yemin ederek sertifikalarını protokolün elinden aldı. Anma töreni depremin gerçekleştiği saat olan 03.02’de Deprem Şehitleri Anıtı’na çelenk sunumu ve dualarla sona erdi. Meltem ALKAN