Deprem konulu konferans
21 Aralık 2018 12:18

Deprem konulu konferans

Türk Ocakları Kocaeli Şubesi ev sahipliğinde gerçekleşen konferansta konuşma yapan Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cengiz Kurtuluş,

“İzmit ve Gölcük’te 100 yıl daha büyük deprem olma ihtimali çok düşük” dedi

 Türk Ocakları Kocaeli Şubesi Başkanı Yücel Alpay Demir ve ocak yöneticilerinin ev sahipliğinde gerçekleşen konferansa konuşmacı olarak katılan Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cengiz Kurtuluş, deprem ve yer olayları hakkında konferans verdi. Programa misafir olarak katılan Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tekin Yeken, Azerbaycan Cumhuriyeti İlimler Akademisi Jeoloji-Jeofizik Enstitüsü’nden Prof. Dr. İbrahim Safarov ve Jeofizik Yüksek Mühendisi Turan İmamalili de program sonunda bilgi ve tecrübelerini aktardı.

PROF. DR. KURTULUŞ, KAPSAMLI BİLGİ VERDİ

Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cengiz Kurtuluş, konferanstaki konuşmasında, “İzmit ve Gölcük’te önümüzdeki 100 yılda büyük deprem olma ihtimali düşük bir ihtimaldir. Açıklamanın detayı şöyle; 1200 km uzunluğunda olan Kuzey Anadolu Fay Zonu; Karlıova’dan başlayıp Erzincan, Tokat, Bolu ve Kocaeli’nden geçip Marmara Denizi’ne girmekte ve oradan da, yine aktif bir fay hattı olan Çınarcık’ın kuzeyine doğru Adalar Fayı ile devam edip Orta Marmara Fayı ile batıya uzanarak Ganos Fayı ile Ege Denizi’ne açılmaktadır. Bu fay hattı üzerinde Erzincan’da 1939 yılında büyüklüğü 7.9 olan bir deprem olmuş ve bu segmentte depolanmış olan enerji, batıdaki segmente aktarılmıştır. Aktarılan bu enerji ile 1942’de 7.0 Niksar Depremi, daha sonra 1943’te 7.2 Tosya-Ladik Depremi meydana gelmiştir. Aynı fay segmentinde biriken enerji, 1944 yılında 7.2 Bolu-Gerede Depremi’ni tetiklemiştir. Enerji batıya göç ederek 1957’de 7.1 Bolu-Abant deprem oluşumuna neden olmuştur” ifadelerini kullandı.

‘TEKRARLANMA RİSKİ İZMİT-GÖLCÜK İÇİN ÇOK DÜŞÜK’

Açıklamalarına devam eden Prof. Dr. Kurtuluş, “Enerji göçü 1967’deki 7.2 Adapazarı Depremi ile devam ederek uzun bir sakinlik dönemi sonunda enerjinin İzmit bölgesinde birikmesi nedeniyle 17 Ağustos 1999’da Gölcük’te 7.4 büyüklüğünde bir deprem olmuştur. Kuzey Anadolu Fayı ve üzerinde oluşan büyük depremler her seferinde kırılan segmentte oluşan enerji, segmentin doğu ucu rahatladığından batı ucunda birikmekte ve o bölgeleri sıkıştırmakta, enerjinin batıya doğru kaydığı görülmektedir. Gölcük’te 1999 yılında oluşan deprem buradaki fay segmentinde enerji boşalmasına neden olmuştur. Bu segmentte 1509, 1766 ve 1894 yıllarında 7.0’dan büyüklük depremler olmuştur. Bu depremler arasında sırasıyla 128 ve 257 yıllık tekrarlanma periyotları bulunmaktadır. Burada oluşacak en yakın deprem tarihi 1999 yılı üzerine 128 yıl eklenerek 2127 yılı elde edilir. Yani aynı büyüklükteki- bir depremin aynı merkezde tekrarlanma riski İzmit-Gölcük için çok düşük olup, yüzde 0.05 (binde 5) olarak hesaplanmaktadır” dedi.

‘İLİMİZDE 2127 YILINA KADAR BEKLENMEMEKTE’

Prof. Dr. Kurtuluş, “Batı Marmara kolu üzerinde büyüklüğü 7.0 olan depremler 797, 1063, 1343, 1569 ve 1766 yıllarında olmuş olup, aralarındaki oluş periyotları sırasıyla 266, 280, 226 ve 454 yıldır. Bu periyotlar baz alınarak bu kol üzerinde bundan sonra oluşacak depremin 2032 yılında olması düşünülür. Marmara’nın batı kısmında yer alan Ganos Fayı üzerinde 1912 yılında büyüklüğü 7.0’dan fazla olan bir deprem olmuş ve bu kolda stres boşalmıştır. Bu kol üzerinde en düşük deprem tekrarlama periyodu 253 yıldır. Buna göre bu kol üzerinde tahminen 1912+253= 2165 yılına kadar bir deprem olmayacaktır. Burada tahmin edilen deprem olasılığı 2017 yılına kadar yüzde 0.02-binde 2’dir bu bağlamda Kocaeli’nde yaklaşık 2127 yılına kadar bir deprem beklenmemektedir” şeklinde konuştu

‘AYNI FAY SEGMENTİNDE OLURSA ÖNEMLİ HASARLAR OLABİLİR’

Prof. Dr. Kurtuluş, “Olabilecek depremlerin merkez üssü Kocaeli’nde olmasa dahi aynı fay segmentinde olması sonucunda bundan etkilenecektir. Özellikle kıyı yerleşim alanlarındaki sıvılaşma özelliğindeki zeminlerin, tutturulmamış alüvyon dolgu zeminlerin olduğu bölgelerde önemli yapı hasarları olabilir. Bu anlamda; Marmara Bölgesi’ndeki deprem riskinin devam ettiğini bilerek yapı denetimlerinin ve yapı-zemin ilişkisinin deprem yönetmeliğine uygun olması gerekir” diyerek sözlerini tamamladı.

BENZER HABERLER
X