‘Daralma, israf önlenerek atlatılabilir’
Gazetemiz köşe yazarlarından Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Hakan Bıçakçı, ekonomide daralma ve bunun hane halkı üzerindeki etkileri hakkında yaptığı değerlendirmede, “Daralma, israf önlenerek atlatılabilir” dedi
Gazetemizin köşe yazarlarından Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Hakan Bıçakçı, ekonomide daralma ve bunun hane halkı üzerindeki etkileri hakkında değerlendirmelerde bulundu. Bıçakçı, yaptığı değerlendirmede, “Daralma aslında bir sıkıntı ve zorluğun habercisidir. Bazen ‘Of; çok daraldım’ deriz. Bu durum, fiziki ve ruhsal bir sıkıntının varlığına yorumlanır. Daralma bazen de ekonomiler üzerinde etkisini gösterir. Ülkeyi yönetenler, vatandaşına hizmet yapma adına ulusal ve uluslararası finans sektörleri aracılığı ile borçlanırlar. ‘Borç yiğidin kamçısıdır’ anlayışı, sizi her zaman hedefinize ulaştırmaz. Aşırı borçlanmaların verimli kullanılmaması ve yeterli fayda ile geri dönüşümün sağlanamaması, sizi uluslararası faiz lobileri nezdinde itibarsızlaştırır ve para bulmakta, hatta borçlarınızı ödemekte zorlanırsınız. Devlet çarkının dönmesi için yeterli ekonomik kaynak yaratamazsanız, ülkede yatırımlar askıya alınır, özel sektörde işçi çıkarmalar başlar, konkordato ve iflaslar yaşanır” ifadelerine yer verdi.
‘MALİYET YÜKSEKLİĞİ, HANE HALKINI ÜZER’
Sözlerine devam eden Bıçakçı, “Daralmanın hane halkı üzerinde etkileri de vardır. Daralmanın hane halkına yansıması, kemer sıkma politikaları kapsamında gerçekleşir. Yaşanan yüksek fiyat artışları ve paraya ulaşma maliyetlerinin yüksekliği, dar gelirli hane halkını son derece üzer. 3 beden gömlekten, 2 bedene girmenin vereceği sıkıntı, daralmanın özetidir. Daralmanın piyasalar üzerinde etkisi de şöyledir: Ekonomide yaşanan gerileme, piyasalar üzerinde de olumsuz bir hava yayar. İnsanlar alışveriş tercihlerini mümkün olduğunca kısmaya çalışır. Üretimde yavaşlamalar olur. Tüketim düşer. Neticesinde belirli bir standartta yaşamayı benimsemiş insanlarda bir endişe ve huzursuzluk baş gösterir” dedi.
‘KEMER SIKMA, İLK OLARAK KAMUDA BAŞLAMALI’
Sözlerine son veren Bıçakçı, “Peki, bu durumda ne yapılmalıyız? Yanlış politikaların faturası dar gelirliye mal edilmemelidir. Kemer sıkma, öncelikle kamudan başlatılmalıdır. Saltanat süren kamu otoritesi, elinde bulunan lüks araçlarını ve uçaklarını elden çıkarmalıdır. İhaleler adrese teslim yapılmamalı ve şeffaf olmalıdır. Orta direği kalmayan bir ekonomide milli gelir makası açıldıkça açılmış ve pas tutmuştur. Kısa dönemde kapanması da mümkün değildir. Nüfusun en zengin yüzde 20’si, pastanın yüzde 47,2’sine sahipken en fakir yüzde 20’si ise pastanın yüzde 6,2’si ile yoksulluğu yaşamaya mahkum edilmiştir. Bu durum, son derece adil olmayan bir ekonomik fotoğrafı ortaya koymaktadır. Bu ülkede kazanılan pastayı paylaşmak istemeyen milyarderler, kazançlarını hangi ülkelere kaçırmıştır? Bu kazançların vergisi ödenmiş midir? Sağlıklı bir ekonomide, herkes mal varlığını izah edebilmelidir. Aksi takdirde açılmış makası kapatamaz ve orta direği ayağa kaldıramazsınız! Daralmadan kurtulmanın yolu daha fazla içe dönmek, daha fazla milli ve yerli ürünleri üretmek ve tüketmektir. Sahip olduğumuz insan kaynağımızı iyi bir eğitimle verimli kullanılabilir hale getirmektir. Bu durum, vergi adaletini sağlama ve kazanca göre vergi alabilme iradesini ortaya koyabilmekten geçer! Önümüzdeki birkaç yılın sıkıntılı geçeceğini tahmin ediyor, bu süreçte yatırım ve borçlanmalarda daha dikkatli davranılmasını tavsiye ediyorum” dedi. Erdem ŞENGÜL