“Cumhurbaşkanı tarafsızlığını korumuyor”
Saadet Partisi İlçe Başkanı Sami Aytaç, “Cumhurbaşkanı tüm Türkiye’nin temsilcisi ve tarafsızlık yemini etmiş bir insandır. Cumhurbaşkanı siyasi parti temsilcisi gibi hareket edemez”
Saadet Partisi İlçe Başkanı Sami Aytaç haftalık toplantısında parti binasında gerçekleştirdi. Toplantıda açıklama yapan Başkan Aytaç; “28 Şubat döneminin medya patronlarından Dinç Bilgin’in 8. 10. 2013’te basına yansıyan itirafı şöyleydi. “O dönemde herkes başkasının işini yapmaya başlamıştı. Gazeteler hükümetleri kurup indiriyor, askerler nasıl gazete çıkarılacağını tarif ediyor, yargı kendisini yasamanın yerine koyuyordu. O dönemde pek çok yanlış yaptık” dermişti. İşte Bunlar post modern darbe döneminde yaşananlardır. Ya bugün Hala benzeri sıkıntılar yok mu? Mesela, Cumhurbaşkanı’nın tavır ve konuşmaları Taraflı davrandığı, icraatın başıymış gibi hareket ettiği konusu sık rastladığımız şikayetler arasında. AK Partinin milletvekili adayları için son noktayı Saray’ın koyacağı iddiaları var. Konuya gerek Cumhurbaşkanı’nın, gerekse AKParti yöneticilerinin açıklık getirmesi gerekiyor. Cumhurbaşkanı tüm Türkiye’nin temsilcisi Tarafsızlık yemini etmiş bir insandır. Cumhurbaşkanı siyasi parti temsilcisi gibi hareket edemez. Aksine bütün siyasi partileri milli menfaatlerimiz istikametinde koşmaya davet eder. Tarafsız olduğu için denge unsuru olur. Milletin bütünlüğü ve devletin bölünmezliğini sağlamaya gayret eder. Halka cesaret ve güven verir. Türkiye’nin düşmanlarını dikkate alarak güçlü ülke hedefi için çalışır.
“ÇANAKKALE GEÇİLMEZ OLDU”
Yüzde 10 seçim barajı getiren, hazine yardımının adil dağıtılmadığı bir seçim kanunumuz var. Bu yetmiyormuş gibi algı yönetimi vb. yöntemlerle milli irade yönlendirilmeye çalışılıyor. YSK, güven ortamında, milli iradenin sandığa doğru yansıdığı adil bir seçim yapılmasının hukuki sorumlusudur. Konumu ne olursa olsun, kuralları bozan kişilere karşı üzerine düşen görevi yapmalıdır. Seçim takvimi işlemeye başlamıştır. Tarafsız olması gereken kurumların görevlerinin dışına çıkarak halkı yönlendirmeye kalkışması veya tarafsız bir hizmet verme özelliğindeki TRT’nin bir partinin borazanlığını yapması halinde YSK sessiz kalmamalıdır. Varlık, yokluk çizgisinde seyreden Çanakkale Deniz Savaşları’nın üzerinden tam bir asır geçti. O gün, Anadolu’nun yiğit evlatları canları ve kanları pahasına vatanımızı savundular. Allah’ın yardımıyla Çanakkale’nin geçilmez olduğunu bütün dünyaya ilan ettiler.
“SİYONİSTLER BU AYRILIĞI EL ALTINDAN TAHRİK EDİYOR”
Peki, kahraman Mehmetçiğe karşı yedi düvelin canavarca saldırmasının sebebi neydi? Siyonizm, 1897’de Basel’de yaptığı Yahudi Kongresi’nde yüz senelik 4 kademeli hedef ortaya koydu. 1. hedefleri olan Sultan Abdülhamit’i tahttan indirmişler (1908), 2. hedefleri olan Osmanlı’yı yıkma planını başlatmışlardı. Avrupa, sanayi devrimini yapmış, sömürgelerini genişletmek için bol miktarda silah üretmişti. Aralarındaki rekabet onları iki gruba ayırdı. Siyonistler bu ayrılığı el altından tahrik ediyordu. Avrupa ülkeleri arasında gün geçtikçe gerilim artıyor, Avusturya-Macaristan Veliahtı’nın öldürülmesi 1. Dünya Savaşı’nın fitilini ateşliyordu. Uzun savaş yıllarından geçen Osmanlı bu savaşta tarafsızlığını ilan etti. Zamanla savaşın seyri Osmanlı topraklarını da tehdit etmeye başladı. Sömürgecilerle işbirliği halindeki İttihat ve Terakki Cemiyeti, Osmanlı’yı savaşa sokmayı başardı. Savaş bir anda geniş bir coğrafyaya yayıldı. İngiltere, Rusya’ya yardım bahanesiyle Çanakkale Boğazı’nı geçmek istedi.
“ASKERLERİMİZİN AMACI, DİN DEVAM ETSİN EZAN SUSMASIN”
Osmanlı’yı yıkmak isteyen Batılı emperyalistler bir anda Çanakkale önlerine üşüştüler. Bunu hilâl-haç savaşı olarak gördüler. Hindistan, Avustralya, Kanada gibi uzak ülkelerden bile pek çok asker Çanakkale önlerine geldi. Mehmetçik yedi düvelle savaşmak zorunda kaldı. Çanakkale dünyada eşi olmayan bir deniz savaşıydı. Mehmetçik, ölüm kusan gelişmiş silahlara karşı iman ve azmini siper yaptı. Bu dehşetli manzarayı Akif’ten dinleyelim. Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer, Bu müthiş tipidir, savrulur enkaz-ı beşer. Sömürgecilerin hedefi Osmanlı’nın şahsında İslam’ı yok etmekti. Birleşik Hıristiyan ordularının, dünyanın dört bucağından gelerek Çanakkale’de çöreklenmelerinin sebebi buydu. Ama onlar iman ve maneviyat yüklü bir milletin gücünün farkında değildi. En kıymetli varlıkları olan canlarını İslam uğrunda göz kırpmadan vermeye hazır olanların karşısında hangi güç durabilirdi? Onların amacı dünyalık iken, Mehmetçik şehitliği bir gül bahçesine girmek olarak görüyordu. Askerimizin tek amacı şuydu, Allah’ın dini devam etsin, ezan sesi susmasın, vatan toprağında baykuşlar ötmesin, ırz ve namusa zarar gelmesin.Mehmetçik görevini yaptı. Edep ve iffetini korudu. Fedakârlıkta zirveye ulaştı. Düşman esirlerine bile insanca muamele etti. Akif’i şu mısraları yazdırdı: Asım’ın nesli Diyordum ya Nesilmiş gerçek, / İşte çiğnetmesi namusunu çiğnetmeyecek.
“HALKIN HUKUKUNU KORUMAK İÇİN ÇALIŞACAKSIN”
Çanakkale özgürlük ve bağımsızlığın sembolü oldu. Tarihe sığmayan kahramanlar Çanakkale harikasını ortaya koydular. Erbakan Hoca ne güzel ifade ederdi: “Tarihimizdeki zaferlerin hepsi topla tüfekle değil; iman, aşk ve azimle kazanılmıştır.” Bugün biz Allah ve vatan uğrunda canlarını sebil etmiş şehitlerimize lâyık olabiliyor muyuz? Bu toprakları bize kazandıranların emanetlerini, o çelikleşmiş imanı koruyabiliyor muyuz Her gün tacize uğrayan kadın haberleri gazete sayfalarını dolduruyor. Zinayı suç olmaktan çıkararak nesillerimizi bozan ve ahlâk tahribatını katlayarak devam ettirenler, olağanüstü tanıtma imkânlarıyla yaptıklarını süslü gösteriyor, ülkenin kahramanlarıymış(!) havasını estiriyorlar. Halkın vekili olmuşsun, halkın hukukunu koruyacak, halk için parçalanırcasına çalışıp çırpınacaksın. Ahirette parti disiplini mazereti geçmez. Meclis’te şu kadar namaz kılan Müslüman milletvekili var, ama bir tanesi bile zinanın tekrar suç olması için kanun teklifi vermiyor. Zina yasasına parmak kaldıranların Çanakkale Zaferi’ni kutlamaya hakları var mıdır” dedi.