‘CHP, toplumumuzda değişimin gücü oldu’
09 Eylül 2018 16:49

‘CHP, toplumumuzda değişimin gücü oldu’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Gölcük İlçe Yönetimi, 9 Eylül 1923’te partilerinin kuruluşunun 95. yılını, dün Anıtpark’ta gerçekleştirdikleri törenle kutladı.

CHP İlçe Başkanı İsmet İşeri, yaptığı konuşmada “Cumhuriyet Halk Partisi, yenileşmenin ve büyük dönüşümlerin her dönemde öncülüğünü üstlenerek toplumumuzda değişimin gücü olmuştur” dedi
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Gölcük İlçe Yönetimi, 9 Eylül 1923’te partilerinin kuruluşunun 95. yılı dolayısıyla Anıtpark’ta dün bir kutlama programı gerçekleştirdi. Programa CHP İlçe Başkanı İsmet İşeri ve yönetimi, CHP İlçe Kadın Kolları Başkanı Türkan Çimen ve yönetimi, CHP İlçe Gençlik Kolları yönetici ve üyeleri, CHP Belediye Meclis Üyeleri ve partililer katılım gösterdi. Programda ilk olarak bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu ve ardından İstiklal Marşımız okundu.
‘CHP, TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE İÇ İÇE GELİŞTİ’
CHP İlçe Başkanı İsmet İşeri, gerçekleştirilen programda yapmış olduğu konuşmada “Bir üyesi olmaktan onur ve gurur duyduğum Cumhuriyet Halk Partisi, tüm güçlüklere, yokluklara rağmen dönemin egemen güçlerine karşı ulusal kurtuluş savaşını zaferle sonuçlandıran Mustafa Kemal Atatürk tarafından Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin devamı olarak 9 Eylül 1923’te kuruldu. Bugün burada, kökleri toplumumuzun tarihinde ve ulusal kurtuluş savaşımızda olan partimizin 95. yaş gününü kutluyor ve yüce Atatürk’ü bir kez daha saygı ile anıyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Cumhuriyeti ile iç içe gelişti, birlikte olgunlaştı ve toplumumuzun temel değerlerini paylaşıp geliştirerek büyüdü. Başlangıçta Halk Fırkası adıyla kurulan parti, 1924 yılında Cumhuriyet Halk Fırkası, 1935 yılında da Cumhuriyet Halk Partisi oldu. 1927 yılında Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Milliyetçilik ve Laiklik, CHP’nin dört temel ilkesi olarak benimsendi. 1935 yılında ise bu ilkelere Devletçilik ve Devrimcilik eklenerek partimizin amblemi olan altı ok ve altı ilke belirlendi” dedi.
‘DEVRİMCİ VE ÖNCÜ ÇİZGİMİZE SADIK KALDIK’
Sözlerini sürdüren Başkan İşeri, “Cumhuriyet Halk Partisi, yenileşmenin ve büyük dönüşümlerin her dönemde öncülüğünü üstlenerek toplumumuzda değişimin gücü olmuştur. Bu özellikleriyle Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihi, ulusal kurtuluş mücadelesi ve Türkiye Cumhuriyeti tarihiyle özdeştir. Kurucusu ve ilk Genel Başkanı Atatürk önderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisi ile bağımsızlığımızı kazandık, cumhuriyetimizi kurduk, saltanatı kaldırıp hilafete son verdik, ulusal birliğimizi sağladık, ulusal sanayimizin ve ekonomimizin geliştirilmesine öncülük ettik, hukuk, eğitim ve toplumu ilgilendiren alanlardaki reformlarla çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’ni biçimlendirdik. Mustafa Kemal Atatürk’ten sonra da devrimci ve öncü çizgimize sadık kaldık. Çok partili rejime geçiş sağlayarak temel hak ve özgürlükleri geliştirme mücadelesi verdik. 1960’lı yıllarda sola açılarak kendimizi ortanın solu olarak tanımladıktan sonra, 1970’li yıllarda düzen değişikliğini hedefleyerek ideolojimizi demokratik sol kavramıyla tanımladık. Bu süreç sonunda Cumhuriyet Halk Partisi, devlet partisinden halkın partisine, düzen partisinden değişimin partisine dönüştü; sosyal demokrasinin evrensel ilkelerini de benimsedi. Bu temel ilkelerin ışığında özgürlük, eşitlik, dayanışma, emeğin üstünlüğü, gelişmenin bütünlüğü ve etkinliği ile demokratikleşme ilkeleri de Cumhuriyet Halk Partisi programında yer aldı” dedi.
‘İLERİCİ PARTİLERLE İLİŞKİ KURDU’
Sözlerine devam eden Başkan İşeri, “Birinci ve İkinci Dünya Savaşı arası dönemde dünyada yaşanan genel eğilim, totaliter (faşist ve komünist) rejimlerin yükselişte olmasıdır. Kemalist Türkiye’nin bu tarz partilerle ilişki kurmak yerine radikal/ilerici ve demokratik partilerle ilişki kurması ve dünya konjonktürünün tersine iki kez çok partili rejim denemesinde bulunması ve iktidarı kaybetme pahasına çok partili rejimi üçüncü denemede başarması dikkat çekicidir. Yeni Türkiye’nin millet ve milliyetçilik anlayışı, 1924 Anayasası’nda net bir şekilde yer almaktadır. Anayasanın 88. maddesi şöyledir: Türkiye’de din ve ırk ayırt edilmeksizin vatandaşlık bakımından herkese Türk denir” dedi.
‘CUMHURİYET REJİMİ, DEMOKRASİ İLE TAMAMLANMIŞTIR’
Başkan İşeri, konuşmasının devamında “Türk devriminin öncelikle ülkeyi kurtarma girişimi, sonrasında da bir modernleşme projesi niteliği taşıdığı dikkate alındığında, bu hareketin doğal sonucunun demokrasi olması gerektiği açıktır. Nitekim 1924-1925 yıllarında Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası denemesi, 1930’da Serbest Cumhuriyet Fırkası denemesi, müstakil milletvekilliği (1931-1939) ve müstakil grup (1939-1946) arayışları,  demokrasinin yerleştirilmesi girişimleri olarak değerlendirilmelidir. Türk devriminin tamamlanması, 1950 seçimlerinin dürüst ve güvenilir bir şekilde gerçekleşmesi ve bunun neticesinde 27 yıllık tek parti iktidarının sorunsuz ve demokratik yollardan sona ermesi ile önemli ölçüde gerçekleşmiştir. Bir tek parti yönetiminin kendi isteği ile çok partili rejime yönelmesi ve iktidarı muhalefete devri, o döneme kadar ve sonrasında görülmüş bir uygulama değildir. İsmet İnönü’nün ve dönemin CHP yöneticilerinin bu çabalan ile Cumhuriyet rejimi, demokrasi ile tamamlanmıştır. Söz konusu çaba, o yıllarda tüm dünyada hayranlık ve saygı uyandırmıştır. Nitekim 14 Mayıs 1950 seçimlerinde Demokrat Parti’ye karşı seçim kaybeden İsmet Inönü, ‘Bu mağlubiyet benim en büyük demokrasi zaferimdir’ diyecek kadar demokrasiyi ne denli özümsemiş bir lider olduğunu da ortaya koymaktadır” dedi.
‘ÖNEMLİ BİR FIRSAT SAĞLAMIŞTIR’
Partilerinin 12 Eylül sonrasındaki süreci hakkında konuşan Başkan İşeri, “1992 yılında DYP-SHP koalisyon hükümeti döneminde yapılan bir yasal düzenlemeyle 12 Eylül sonrasında kapatılan siyasal partilerin yeniden açılabilmeleri önündeki yasal engeller ortadan kaldırılmıştır. Böylece 9 Eylül 1923’teki ilk açılışından 69 yıl sonra, 9 Eylül 1992’de CHP yeniden açılmıştır. 12 Eylül öncesindeki 1979’daki delegeleriyle toplanan CHP kurultayı, CHP’nin aynı ad ve amblemle açılması kararını almıştır. Genel başkanlığa ise Deniz Baykal seçilmiştir. CHP’nin yeniden açılması, Türk solunun CHP çatısı altında yeniden toparlanması, Türkiye’deki sol birikimin yeniden yapılanması ve yenilenmesi açısından önemli bir fırsat sağlamıştır” dedi.
‘BU ÜLKE BİZİM, HEPİMİZ AYNI GEMİDEYİZ’
Sözlerine devam eden Başkan İşeri, “Son yıllarda ülkemiz büyük bir ekonomik kriz içine girmiş bulunmaktadır. 68 yıldır sağ iktidarlar tarafından yönetilen ülkemizde, son 16 yıldır AKP iktidarıyla ekonomimiz tamamen dip yapmış, milletin alım gücü düşmüş, hayat standardımız oldukça gerilemiş, zenginin daha da zenginleştiği, fakirin daha da fakirleştiği bir süreci yaşamaktayız. Böylesine olağanüstü durum karşısında tüm siyasi partiler, ülke çıkarlarını kendi siyasi çıkarlarının üzerinde görmek zorundadır. Bizim Cumhuriyet Halk Partisi olarak ülkenin bugünkü zor günlerinde üzerine düşeni, kendi siyasi çıkarlarımızın üzerinde tutarak elimizden gelen tüm çabayı göstereceğimize hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Çünkü bu ülke bizim, hepimiz aynı gemideyiz, batarsak hep birlikte batarız. Onun için diyoruz ki devlette liyakat yoksa devlette çürüme vardır. Yapılması gereken en önemli işlerden birisi, devlette liyakat sisteminin yeniden inşa edilmesidir. Hukukun üstünlüğü ve güvenliği sağlanmalı. Milletvekillerinin, öğrencilerin hapiste olduğu bir ülkede ‘Yabancılar gelsin, yatırım yapsın' diye beklerseniz hayal ortamında yaşarsınız” dedi.
‘DOLAR, SÜRATLE TL’YE DÖNÜŞTÜRÜLMELİ’
Konuşmasına devam eden Başkan İşeri, “Merkez Bankası bağımsız olmalıdır. Bugün merkez bankalarıyla ilgilenen dünyadaki bütün çevreler, Türkiye’deki Merkez Bankası’nın bağımsız olmadığına inanıyorlar. Siyasi otorite yüzünden bağımsız karar alamıyor. Bu nedenle Merkez Bankası, özerk yapısını korumalıdır. Akılcı bir sıcak para yönetimine geçmek gerekiyor. Dolar kurundaki her on kuruşluk artışın bize maliyeti 22 milyar lira. Yılbaşından bu yana dolar kurunun yükseliş maliyeti 580 milyar lira. Bu, servetin dışarıya çıkışı anlamına geliyor. Dolar esas alınarak ihaleler yapılıyor. Yani dolar baş tacı ediliyor. Bu politikadan vazgeçilmeli. Dolar süratle TL’ye dönüştürülmeli. Eğer TL’ye güveniyorsanız, TL bizim paramız diyorsanız ihaleleri süratle TL’ye dönüştürün. Dolara endeksli geçiş ücretleri var. Bunların da tamamen TL’ye dönüştürülmesi gerekiyor. 16 yılda tam 186 kez değişen kamu ihale yasasının mutlaka değişmesi gerekiyor. 16 yılda tam 186 kez değişen ihale mevzuatının, yolsuzluğun temel kaynağı olduğu alenen ortadadır. Bu nedenle kamu ihale yasasının mutlaka değişmesi gerekiyor” dedi.
‘HAMASET SÖYLEMLERE SON VERİLMELİ’
Sözlerine devam eden Başkan İşeri, “Hepimiz vergi ödüyoruz. Çocuk doğduğu andan itibaren vergi ödüyor. Vergilerin nereye ödendiğini denetleyen Sayıştay, uluslararası standartlarına dönmeli. Sayıştay’ın şu anda denetim yapacağı alanlar kısıtlı, eli kolu bağlı durumdadır. Bütçe dışı uygulamalarla oluşturulan fonların, TOKİ ve benzeri yapıların, bütçe disiplininin sağlanması bakımından kaldırılması lazım. Dış politikada izlenen hamaset söylemlere son verilmeli. Uluslararası alanda, dış dünyayla izlenen politikalarda dostluklar değil ulusal çıkarların olduğu unutulmamalıdır. Her ülke kendi çıkarları için söylem oluşturur. Güçlü bir ekonomi oluşturamazsanız başka ülkelerin sömürdüğü ülkeler haline gelirsiniz. Türkiye’nin bugün geldiği nokta şu: Trump bir tweet atıyor, Türkiye’de dolar yükseliyor. Neden böyle oluyor? Güçlü bir ekonomi olmadığı için. Trump’ın attığı her tweet, Türk halkının onurunu zedeliyor. Asla kabul etmiyoruz. Bu konuda Türkiye’de bir görüş birliğinin sağlanması çok önemli. Eğer iç politikayı, dış politikanın malzemesi haline getirirseniz güçlü kalamazsınız” dedi.
‘HERKES GÖNLÜNCE BORÇLANAMAZ’
Başkan İşeri, borçlanma ve vergi konularına değinerek “Kontrolsüz borçlanma konusuna bir anayasal kural getirmek gerekiyor. Herkes gönlünce borçlanamaz. Çocuklarımızı, torunlarımızı borç altında bırakamayız. Bunun limitleri ve kuralları olması lazım. TBMM’ye hesabı verilmeli. Bu borçları kim ödeyecek? Bu borcu 80 milyon ödeyecekse hepimizin soru sorma hakkı var. Fakirin, fukaranın sırtına yıkılan bir vergi politikası var. Türkiye’nin bunu düzeltmesi lazım. Vergi cennetlerinde dolarları olanlar var. Bu dolarları olanlar, Türkiye’ye getirdiğinde vergi ödemiyorlar. Fakir ekmek alırken, su içerken vergi ödüyor. Milyarlarca dolarla uğraşanlar, vergi ödemiyor. Bunu engellemek için 2006 yılında parlamento üstüne düşeni yapmış. ‘Dolarlar, ülkeye gelirse yüzde 30 vergi alacağım' demiş. Bu kararname 2006 yılından beri çıkmıyor. Biz bu kararnamenin süratle çıkmasını istiyoruz” dedi.
‘BİR ÜLKE ÜRETİRSE GÜÇLÜ OLUR’
Başkan İşeri, konuşmasına son vererek “Üretimi önceleyen bir planlama politikasına ihtiyacımız var. Bir ülke üretirse güçlü olur. Üretimden koparılan bir Türkiye, kırılgan bir ekonomiye mahkumdur. Bugün başta tarım ve sanayi olmak üzere üretimden kopan bir Türkiye var. Ülkeyi yönetenlerin yeniden, tıpkı cumhuriyet sonrası gibi her alanda katma değer yaratan, döviz kazandıran üretim ekonomisine geçmeleri lazım. İsraf ekonomisine hepimiz tanıklık ediyoruz. Bakanlık binaları dahil kamu binalarının büyük bir kısmı ve makam araçları kiralık. Vatandaşımızı tasarruf etmeye davet ederken eğer samimiyseler tüm bu saltanata ve israfa son verilmeliler. Bu bağlamda, kuruluşumuzun 95. Yılında, Atatürk ilke ve devrimlerinden ayrılmayacağımıza, ulusal bütünlüğümüzü ve üniter yapımızı koruyacağımıza, ülkemizi eğitimde, aklın, bilimin ve fenin ışığında çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkaracağımıza bir kez daha söz veriyoruz. Yurdunu ve ulusunu seven, cumhuriyetimizin kazanımlarına sahip çıkan, emperyalizmin oyuncağı olmayan, bölücü, gerici ve işbirlikçilere karşı tavır alıp çağdaş ve aydınlık bir gelecek hedefleyen tüm yurtseverleri saflarımızda mücadele etmeye çağırıyoruz. Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti, yaşasın Cumhuriyet Halk Partisi” dedi.  Erdem ŞENGÜL

BENZER HABERLER
X