Çelik, ‘Sözleşme iptal edilmelidir’
Çelik, ‘Sözleşme iptal edilmelidir’
Yeniden Refah Partisi Gölcük İlçe Gençlik Kolları Yönetimi, bugün Anıtpark’ta, İstanbul Sözleşmesi ve Doğu Türkistan ile ilgili olarak bir basın açıklamasında bulundu. Yeniden Refah Partisi Gölcük İlçe Gençlik Kolları Başkanı Caner Çelik, yaptığı konuşmada “Sözleşme iptal edilmelidir” dedi. Yeniden Refah Partisi Gölcük İlçe Gençlik Kolları Yönetimi, dün Anıtpark’ta İstanbul Sözleşmesi ve Doğu Türkistan ile alakalı olarak bir basın açıklaması düzenledi. Programa Yeniden Refah Partisi Gölcük İlçe Başkanı Yaşar Ergün ve yönetimi, Büyük Birlik Partisi İlçe Başkanı Şahin Akpınar ve yönetimi, Yeniden Refah Partisi Gölcük İlçe Gençlik Kolları Başkanı Caner Çelik ve yönetimi, Yeniden Refah Partisi Gölcük İlçe Kadın Kolları Yönetimi, Saadet Partisi Gölcük İlçe Gençlik Kolları Başkanı Enes Alaca, Anadolu Gençlik Derneği İlçe Başkanı Ferhat Bozkurt, partililer ve vatandaşlar katıldı.
‘TOPLUMUN TEMEL DEĞERLERİNİ DERİNDEN SARSIYOR’
Yeniden Refah Partisi Gölcük İlçe Gençlik Kolları Başkanı Caner Çelik, ilk olarak İstanbul Sözleşmesi ile ilgili olarak yaptığı konuşmada “Uzun yıllardır aile birliğimize yönelik yıkım çalışmaları diziler, filmler, reklamlar ve animasyonlarla desteklenmiş ve İstanbul Sözleşmesi ile zirve noktasına ulaşmıştır. İstanbul Sözleşmesi’nin asıl adı Kadına Yönelik Şiddetle ve Aile İçi Şiddetle Mücadele ve Önleme Avrupa Konseyi Sözleşmesi’dir. Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan ve yaptırım gücü olan uluslararası bir sözleşmedir. Sözleşme ilk olarak Türkiye tarafından 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da imzalandığı için İstanbul Sözleşmesi adını almıştır. 6284 nolu kanunda sözleşme şartlarını yerine getirmek için çıkarılmıştır. Bu sözleşme, toplumumuzun temel değerlerini derinden sarsacak maddeler içermektedir” dedi.
‘SÖZLEŞME İLE AİLE DAĞITILIYOR’
Sözlerine devam eden Başkan Çelik, “İstanbul Sözleşmesi tam olarak yürürlüğe girerse Kur’an-ı Kerim ve diğer dini içerikli kitapların yok edilmesi ya da yeniden yazılması gerekecek demektir. İmzalanan İstanbul Sözleşmesi ile aile dağıtılıyor ve darmadağın oluyor. Kadın kocasından, koca ise çocuğundan ayrıştırılıyor. Kısa bir süre sonra da çocuk annesinden ayrıştırılacaktır. Aile, kamu denetimine açıldığı gibi çocuğun kamulaştırılması da söz konusu olacaktır. 6284 sayılı kanun, bilinçli ya da bilinçsiz, ailenin yok edilmesi amacına hizmet etmektedir. İstanbul Sözleşmesi ile yakın gelecekte tehlikeler kaçınılmaz olacak. Evlilik çok tehlikeli ve riskli bir iş haline gelecek. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın 2009 yılında yaptığı araştırmada aile, kadınlar için güvenilmez bir yer olarak tanımlanmaktadır. Erkekler evlenmek istemeyecek çünkü erkekler bu kanunlarla bir kadınla değil, devletle evlenmiş oluyor. İstanbul Sözleşmesi, çok geç kalmadan iptal edilmelidir” dedi.
‘İSLAM COĞRAFYASI ZULÜM GÖRÜYOR’
Başkan Çelik, sözlerine Doğu Türkistan ile ilgili olarak devam etti ve “Maalesef İslam alemi, son yüz yıldır zulümlerle ezilmekte, gönül coğrafyamız üzerinden kan ve gözyaşı eksik olmamaktadır. Irkçı emperyalistler ve Siyonistler, bütün insanlığa ve bilhassa İslam alemine vahşet saçmakta, mazlum coğrafyalara korkunç eziyetleri reva görmektedirler. Zulümler silsilesinin son halkası, maalesef son günlerde Doğu Türkistan’da yaşanmaktadır. Yıllardan beri bölgede yaşayan Uygur Türklerine yönelik baskılar her geçen gün artmakta, bölge halkına tüm dünyanın gözü önünde açıkça zulüm edilmekte ve sistematik bir asimilasyon politikası tatbik edilmektedir. Doğu Türkistan’da soydaş, dindaş ve kardeş halkının hukuki teamüllere aykırı gerekçelerle Çin cezaevlerinde insanlık dışı şartlarda alıkonulduğu, sağlık başta olmak üzere hiçbir temel insani gerekliliği yerine getirilmediği bu kamplarda Çin’e sadık bir köle olmaya zorlandıkları, kamuoyumuzun vicdanını zedeleyen bir gerçeklik olarak karşımızda durmaktadır” dedi.
‘GEREKLİ ADIMLAR ATILSIN İSTİYORUZ’
Başkan Çelik, açıklamasının sonunda “Görünen odur ki Çin’in Müslümanlara yönelik resmi politikası, İslam’ı silmeye ve İslamiyet’e bağlılığı ortadan kaldırmaya yöneliktir. Bütün bunlar olurken tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hükümetimizden tek bir tepki görememek, tek bir açıklama görememek bizleri derin bir üzüntüye sevk etmektedir. Zulüm her kimden gelirse gelsin karşısında olmak bizim şiarımız olması gerekirken devlet yetkililerimiz nezdinde doyurucu tek bir açıklamanın yapılmaması, tarihimize ve inancımıza aykırı bir durumdur. Kamuoyu vicdanının ortak taleplerinin yetkili makamlarımız tarafından dikkate alınmasını talep ediyor, bir an evvel gerekli adımların atılması için kendilerini sorumluluk almaya davet ediyoruz” dedi. Erdem ŞENGÜL