“Bonzai, peynir ekmek gibi satılıyor!”
Saadet Partisi İlçe Başkanı Sami Aytaç: “Uyuşturucu ilkokullara kadar indiyse, Bonzai peynir ekmek gibi satılıyorsa, vesikalı kadın sayısında artış olduysa bunun nedeni içi boşaltılmış İslam’dır” dedi
Saadet Partisi İlçe Başkanı Sami Aytaç haftalık toplantısını parti binasında gerçekleştirdi. Toplantıya parti yönetim kurulu üyeleri eksiksiz katılım sağladı. Toplantıda Saadet Partisi İlçe Başkanı Sami Aytaç açıklamalarda bulundu. İlçe Başkanı Aytaç; “AK Parti hükümetinin her seçimde mağdurları oynadığını biliyoruz. Bu mağdurlardan biri de cemaate atıfta bulunarak, paralel yapının kendilerini mağdur ettiğini ifade etmişlerdir. Fakat her zaman ifade ettiğim gibi bu cemaatle ortaklık yapan, cemaatin bizzat eliyle yürüttüğü ılımlı İslam ve dinler arası diyalog AK Parti’nin bilgisi dahilinde olmuştur. Bunun birçok örneğini burada söyleyebilirim Sadece birinden bahsedeceğim. Kasr-ı Arifan Dergisi Aralık 2011 sayısında Ali Eren’in makalesin de, 2002 seçimleri akabinde tertiplenen II. Din Şurası’nda, Dinler arası Diyalog Komisyonu oturum başkanlığını yapan Diyanet’ten sorumlu bakan yapılan Mehmet S.Aydın’ın konuşmasından bahsetmektedir. Ali Eren makalesinde, Bakan Mehmet S. Aydın’ın orada sarf ettiği, ben Avrupa’ya gittiğimde kiliseye çok giderim. Büyük zevk duyuyorum ifadelerini makalesine taşıdı. AKParti hükümetinde bir bakan ve bu bakanın kilise hayranlığı, bize dinler arası diyalogun kimler eliyle yürütüldüğünün bariz bir kanıtı değil mi? Bu sözler II. Din Şurası Tebliğ ve Müzekkereleri ismiyle basılmış ve piyasaya çıkarılmış vaziyette. Bakanın sözleri Cilt:2, Sahife:375, satır 26-27’de bulabilirsiniz.
“BONZAİ PEYNİR EKMEK GİBİ SATILIYOR”
Başbakanın sürekli ifade ettiği, paralel yapı bizi kandırdı. Sözüne hiçbir zaman inanmadım. 28 Şubat’ta paralel yapının Milli Görüş’e olan duygu ve düşüncesi biliniyordu. Bunu bilmemek, anlamak mümkün değil. Eğer bir araya gelip bir anlaşma yapmışsanız ve bu anlaşmaya uyulmadıysa, işte o zaman kandırılma gerçekleşir. Acaba bir anlaşmadan söz etmek mümkün müdür? Sonuç olarak bugün Türkiye’de hapishaneler doluysa, kredi kartı mağdurlarının sayısı arttıysa ve uyuşturucu ilkokullara kadar indiyse, Bonzai peynir ekmek gibi satılıyor ve rahat ulaşılıyorsa, vesikalı kadın sayısında artış olduysa bunun nedeni içi boşaltılmış İslam’dır. Bunun sorumlusu olarak sadece cemaati göstermek ne kadar doğrudur? Cemaati iktidara taşıyan ve ona bir takım görevler verenin sorumluluğu yok mudur? Hükümetin cemaati, askeri vesayeti bitirmek için kullandığı bariz bir şekilde ortadadır. Askeri vesayeti bitirmek doğrudur ama bunu hileyle ve sahte delillerle yapması doğru değildi. Sonuç, içerdeki tutukluların hepsinin yeniden yargılanma yolunun açılması ve serbest kalmasına neden olmuştur. Bugün ise tarih yeniden tekerrür etmektedir. Paralel yapıya operasyon yapılmaktadır. Umuyor ve ümit ediyorum ki, toplanan deliller gerçek ve sağlıklı deliller olsun. Böyle olmadığında; yeniden yargılanma hakkı kazanacaklar ve hukuk bir kez daha yara alacaktır. Suç varsa mutlaka karşılığında ceza olmalıdır ve bu da gerçek deliller üzerinden yapılmalıdır. Buna mecburuz. Çünkü hukuk herkese gereklidir.
“BİRAZ DA BİZİMKİLER PARMAKLARINI YALASIN”
Bir gazetenin haberine göre, yıllardır denetlenmediği ortaya çıkan maden şirketlerinin sahipleri araştırılınca ilginç bir tablo ile karşı karşıya kalındı. Bu çerçevede, denetlenmeyen maden şirketlerinin büyük kısmının AK Partili milletvekillerine veya yakınlarına ait olduğu belirlendi. Yapılan araştırmada, son 12 yılda kurulan 52 maden şirketinin 36’sının bir AK Partili milletvekili veya parti yöneticisine ait olduğu belirlendi. Şirketlerin hisselerinin, dayı, yeğen, amca, teyze gibi yakınların üzerinde olduğu ortaya çıktı. Bunun halkta başka bir karşılığı çalışıyor olarak ifade edilmektedir. Bu söylem hem tehlikeli, hem de suçu normal hale getirmektedir. Oysa hem dinen hem de kanunlar önünde çalmak suç teşkil etmektedir. Konuştuğum AK Partili arkadaşlarım, ne olmuş daha önceki hükümetlerde de bal tutan parmağını yalıyordu. Biraz da bizimkiler parmaklarını yalasın. Bunca yapılanı görmüyor musun? Nankörsün sözleriyle karşılaştım. İslami hassasiyete sahip biri bu sözleri konuşmaz ve İslami hassasiyete sahip yöneticisinden dürüstlük bekler. Eğer halk bu ifadeyi çok rahat kullanabiliyorsa, AK Parti Cemaat birlikteliğinin ılımlı İslam projesinin ne kadar başarılı olduğunun göstergesi olduğunu düşünüyorum. Dizi filmlerle ve reklam diliyle bilinçaltına girilerek istenilen subliminal mesajlar empoze edildi. Amerika’da üniversitelerde üzerinde çalışılmış ve proje haline getirilmiş Ilımlı İslam bu halka benimsetilmiş ve dinin yasakladığı birçok kural normalmiş gibi algılanması sağlandı.