“Batının ucuz montajcısı olduk”
Saadet Partisi Gölcük İlçe Başkanlığı aylık ilçe Divan Toplantısını parti binasında coşkulu bir şekilde gerçekleştirdi. Aylık ilçe Divan Toplantısına parti yönetiminin yanı sıra mahalle sorumluları ve mahalle yönetimleri de kat
Her ay düzenli bir şekilde aylık toplantısını yapan Saadet Partisi Gölcük İlçe teşkilatı bu ayda parti binasında aylık divan toplantısını düzenledi. Aylık divan toplantısında parti mahalle ve köy temsilcileri yaptıkları çalışmaları hakkında bilgilendirme yaptı. Bu bilgilendirmenin ardından ilçe başkanı çalışmalarından dolayı herkese teşekkür ederek şu açıklamalarda bulundu. Saadet Partisi İlçe Başkanı Sami Aytaç; “Türkiye’de yaklaşık 66 bin kişi, bankalardaki toplam mevduatın neredeyse yarısını elinde tutuyor. 66 bin hesaptaki para, geri kalan yaklaşık 60 milyon hesaptaki paraya eşdeğer. 1 pulu 9, 9 pulu 1 kul paylaşıyor ki, bu sistemin ne kadar da adil ve hakkaniyetli olduğunun ipucunu veriyor. Küresel kapitalizmin, her geçen gün daha da büyüyen, daha da büyümek ve daha fazla kar etmek zorunda olan devasa şirketlerine yeni pazarlar açabilmek, yeni müşteriler bulabilmek için ne kadar çok ülke serbest ticarete ve sermaye hareketlerine kapılarını açarsa, o şirketler ve küresel sistem için o kadar iyidir. Türkiye’nin küresel ekonomiye eklemlenmesi de bu açıdan okunması gereken bir süreçtir. Yoksa kata değeri yüksek hiçbir ürünü veya hiçbir markası olmayan, bilgi ve teknoloji üretip satamayan Türkiye’nin, küresel sisteme girmesinin başka bir anlamı yoktur.
“GÖKDELENLER HER YERDE MANTAR GİBİ TÜREDİ”
Küresel sistem, uzmanlaşma adı altında bir işbölümünü etkisi altındaki ülkelere dayatır. Böylelikle, merkezdeki ülkelerin (yani kapitalistlerin, küresel sömürücülerin) üretmeyi karlı bulmadığı angarya işleri diğer ülkelere dağıtır. Bu minvalde, misal, Avrupa’nın, Amerika’nın artık tenezzül etmediği veya pahalı bulduğu montaj işeri Türkiye gibi ülkelere bırakılır. Bizler de, bu montaj sanayine bakıp, ne kadar da geliştiğimizi, ne kadar da ilerlediğimizi düşünürüz. Son yıllarda, bu gelişme ve ilerleme illüzyonuna inşaatlar da eklenmiş durumda. Her yerde mantar gibi türeyen gökdelenler, lüks siteler, AVM’leri görünce, caddelerdeki son model arabalara bakınca, geliştiğimizi, zenginleştiğimizi sanıyoruz. Dünya ekonomisi içinde ciddi hiçbir ürünü üretemeyen, katma değeri yüksek hiçbir tane ürünü olmayan, bilgi ve teknolojiden yoksun bir ülke olarak kendimizi dev aynasında görüyoruz. Halbuki küresel sistemin bize biçtiği rolü oynayan bir figüranız sadece.
“BİZ 28 ŞUBAT’TA GÖREVİ BIRAKMADIK”
Bilkent Üniversitesi’nden Prof. Erinç Yeldan, bize biçilen bu ucube role bu şekilde özetlemiş Uluslararası işbölümü içerisinde “ekle-yapıştır” türü montaj sanayinin taşeron bir üreticisi olmak, Uluslararası mal ve finans piyasalarına bir ucuz ithalat cenneti ve yüksek dış borçlanıcı olarak eklemlenerek, yüksek finansal getiri sunan bir yükselen piyasa ekonomisi olmak ve İmar ve kent rantlarının sunduğu karlarla birlikte beslenen yerel ekonomiye hizmet sunmak üzere enformalleştirilmiş, güvensizleştirilmiş bir ucuz işgücü deposu yaratmaktır. CreditSuisse servet raporu, Türkiye’de 37 dolar milyarderi varken Japonya’da 15 olduğunu söylese de, ülkemiz gelir adaletsizliğinin, haksız ve sömürüye dayalı bir ekonomik sistemin, işgücünün değersizleştirilmesinin ve rantın kutsanmasının canlı bir örneğidir. Allah’ın bir lütfu olarak 1996 yılında Milli Görüş iktidara geldi. Irkçı emperyalizmin bütün oyunları bozuldu. Erbakan Hocamızın şu tespiti önemlidir. Brezinski ve Makovski, bunlar Siyonistlerin akıl hocaları, kitaplarında diyor ki, 90’da haçlı seferini ilan ettik. Büyük İsrail’i kurmak için her türlü hazırlığı yaptık, artık önümüzde hiçbir engel kalmadı, sandığımız bir anda bir de baktık ki Milli Görüş Türkiye’de iktidara geldi. Eyvah, Türkiye’de Milli Görüş varken hiçbir şey yapamayız dediler. Bunu ben değil onlar söylüyor. Önce bu işi halletmemiz lazım. Nasıl halledeceğiz? Milli Görüş’ün koalisyon ortağı var. Onun içinden 50 kişiyi tehdit ettiler, Meclis’te çoğunluk kalmadı. Biz biliyorsunuz 28 Şubat’ta görevi bırakmadık, 4 ay sonra, 28 Haziran’da görevi bıraktık. Dünya Siyonizm’i, Refah Partisi’nin arkasından işbirlikçi partileri sırayla işbaşına getirdi. İkişer, üçer, dörder, beşer. Bunlarla bir altyapı yaptılar, sonra bu AKParti’yi kurdurttular, taşeron olarak, işbaşına getirttiler.
“DIŞ POLİTİKA FACİASI”
Bütün bunları Milli Görüş’ü engellemek için yaptılar. Milli Görüş’ü, Büyük İsrail’in kurulmasına engel olduğu için bu engellemeyi yaptılar. Feraset gözüyle bakanlar görecekler ki, on üç yıllık AKP iktidarının üç mühim icraatı olmuştur. Bunlar; 1- Manevi tahribat, 2- Ekonomik yıkım, 3- Dış politika faciasıdır. Toplum ahlaken çöküyor ve çökertiliyor. Duyulmamış günahlar işlenir hale geldi. Fuhuş, kumar, içki, hırsızlık, kapkaç olayları, cinayetler, boşanmalar, rüşvet, yolsuzluk, haram yollardan para kazanma, madde bağımlılığı her geçen gün toplumu biraz daha çökertiyor. AKP iktidarının bu kötü gidişatı önlemeye yönelik hiçbir siyaseti yoktur.Büyük bir ekonomik felakete doğru sürükleniyoruz. Devlet borçlu, millet borçlu, vatandaş borçlu, borca dayalı para siyaseti faizleri körüklüyor. Bankalar, vatandaşın sırtından büyük paralar devşirip kasalarını dolduruyorlar. Siyaset hizmet için değil, rantiyecilik, köşe dönmecilik için yapılır oldu. Milletin lokması bozuldu helal ve haram birbirine karıştırıldı, üretim durdu, tarım ve hayvancılık öldürüldü. Tüketim çılgınlığı körüklendi. Milletin vergi yükü artırılıyor, buna mukabil gelirleri azalıyor. Vatandaştan alınan dolaylı ve dolaysız vergilerin sayısını bilenimiz yok. Bütün bunlar, AKParti iktidarında daha da dayanılmaz hale geldi. Reform paketleri açıklanıyor, her paket milletimizin halini daha da acıklı hale getiriyor. Bu kadar büyük ekonomik günahları işleyen bir iktidara ve bu iktidara rıza gösteren topluma Allah hidayet etmez.
“BARIŞ SÜRECİ ADI ALTINDA TÜRKİYE’Yİ BÖLÜYORLAR”
Diş politikada belirleyici unsur ABD’dir. AKP iktidarı dış politikasını ABD’nin önceliklerine göre düzenlemektedir. ABD İslam alemini daha da parçalı hale getirmek, her parçayı birbirine kırdırmak için yaptığı planı ustaca uyguluyor. AKParti iktidarı yine aynı ustalıkla ABD’nin planlarına destek olmak için deliler gibi çalışıyor. BOP devam ediyor. Irak, Afganistan, Libya, Suriye bölündü, şimdi barış süreci aldatmacasıyla Türkiye gözümüzün önünde bölünmeye doğru sürükleniyor. Bu gidişatın sonu helak olmaktır. Büyük Kargaşaya, fitneye ve savaşa doğru sürükleniyoruz. AKParti ıslahçı değil, ifsatçı bir dış politika izleyerek milletimizi büyük bir ateş çukurunun içine doğru itiyor. Biz AKPartililerin düşmanı değiliz. Onların bu hallerine üzüldüğümüz için onlara nasihat ediyoruz, bu yaptıklarınızın hesabını, hesap gününde Allah’a veremezsiniz diyoruz. Saadet Partisi’ne değil de AKParti ve diğerleri partisine oy veren vatandaşlarımıza da, oylarınızla bunların ifsatçı siyasetlerine destek vermeyin, günahlarına ortak olmayın, onlara dokunacak ateş size de dokunur diyor ve kardeşlik sorumluluğumuzu yerine getiriyoruz. Biliniz ki Büyük İsrail’i kurmak için İslam’la savaşan ABD ve müttefiklerinin safında bulunmak, onların gayelerine hizmet edecek bir yola girmek Yaratan, Yaşatan, Yöneten Allah’ın gazap ettiği bir şeydir. Allah’ın gazap ettiği işleri yaparak onun rızası kazanılmaz. Acı gerçek şudur. Görmek istemesek de, tevillerle aklamaya çalışsak da, Ak Parti on üç yıllık iktidarı döneminde ıslah için değil ifsad için çalışmıştır” dedi.