Aytaç; “Eşeğini dövemeyen, semerini döver”
23 Eylül 2014 16:33

Aytaç; “Eşeğini dövemeyen, semerini döver”

Saadet Partisi İlçe Başkanı Sami Aytaç yaptığı haftalık olağan toplantısında, “Bölgemizdeki karmaşayı getirip tek başına Esad’a bağlamak ve onunla izah etmek ‘eşeğini dövemeyen, semerini’ döver misaline benzer” dedi

Saadet Partisi İlçe Başkanı Sami Aytaç yaptığı haftalık toplantısında eğitime yer verdi. Başkan Aytaç; “Eğitim kurumlarının başına milli kelimesini yerleştirdik ama müfredatında milli olduğu konusunda ciddi endişelerimiz var. Her işte hedef önemli! Hedefi olmayan eğitim pusulasız gemiye benzer. Kendi kültür değerlerinden uzaklaşmış, Batı hayat tarzına özenmiş nesiller yetiştiren eğitime milli diyebilir miyiz? Yöneticilerimizin zihniyetine bir bakın, Küresel hakimiyet mücadelesi veren ABD’nin oluşturduğu BOP ’un Eş Başkanlığı’nı yürüten bir yöneticinin milli bir eğitim politikasından söz etmesi ne kadar inandırıcı olur? Faizci kapitalist küresel ekonomik sistemin bir parçası olarak politika üreten bir zihniyetin eğitim programı da bu süreci işletecek şekilde olacağı açık değil mi? Teslimiyetçi çarpık zihniyetler bu ülkenin kökünü kurutmak isteyen can düşmanlarıyla işbirliği içindedirler. Onlar, AB Bakanlığı kurarak, içinden çıktıkları toplumu başka toplumlara entegre etmek istiyorlar. Bu yanlış zihniyetin eğitim uygulamaları da aynı plânın bir parçası olarak yürüyor" dedi.

“EĞİTİMDE PROBLEMLER VAR”

Sami Aytaç, eğitimdeki problemleri öne sürdüğü toplantı da; "Görüntü ve rakamlara bakılırsa eğitimin problemi yok gibi. Ya okullardaki müfredatın muhtevası? Yani, evlatlarımızın kafasına ve kalbine ne koyabildiğimiz konusu. Onları geleceğe hazırlama başarımız.. İşte problem buradan başlıyor. Görünüşte İmam Hatip ve İlahiyatların sayısı artıyor. Diğer okullara da seçmeli Kur’an, Siyer, Temel Dini Bilgiler dersleri konuyor. Bunlar göz doldurucu. Fakat eğitim programı küresel bağlantıların bir parçası olarak yürütülürse yanlış politikanın aleti olmaktan kendini kurtaramıyor.  Batılı mantık ve bakış açısı ile evlatlarımız İslami bilgiler bile öğrense dünyevileşmekten kurtulamıyor. O Planlara maddeci bir mantıkla yaklaşmaya başlıyorlar. Mesela senelerce din eğitimi aldığı halde, insanlık tarihinin hak, batıl ekseninde devam eden bir mücadeleye sahne olduğunu kavrayamıyor. Nasyonal düşünmekten evrenselliğe ulaşamıyor. Erbakan Hoca’nın yapılan işin kime yaradığını bilmek anlamında kullandığı şuur diye bir kelime var. Bu yüzden, namaz kılan köleler olmayacağız sözünü çok sık kullanır, daima hedefimizi gözeteceğiz derdi" dedi.

"MİLLETİMİZİ YABANCILAŞTIRAN UYGULAMALARIN ADINA MİLLİ EĞİTİM POLİTİKASI DİYEMEZSİNİZ"

"Milletin istiklâli ne kadar önemliyse, mekteplerin istiklalinin de o kadar önemlidir" diyen Aytaç; "zihinlerimizin yabancı işgallerden kurtarılması lazımdır. Üniversiteler bir milletin kültür merkezi ve millet kültürünün kaynağı olmalı, milli eğitim ve öğretimin kurucusu ve düzenleyicisi; manevi sahada da devletin müşaviri olmalıdır. Üniversite bulunduğu yerlerde zeka kılıçlarına istikamet verir. Siyaset tefekkürün elinde olur. Geçtiğimiz günlerde, önemli devlet adamlarının okuduğu, ilmi araştırmalarda öncülük yaptığını bildiğimiz, DPT’nin çalışmalarını yönlendiren saygın bir üniversitemize ait statta büyük bir rezalet yaşandı. ABD’li bir şarkıcı sahnede soyundu, eşcinsellere övgüler yağdırdı. Bizim kültürümüze aykırı bir konser verdi. Stadyum da olsa bir bilim yuvasına ait bir mekanın böyle bir yabancılaşmaya alet edilmesi doğru mudur? Yetkililer Türkiye’nin kültürel yapısından habersiz mi? Bu uygulamalar kime ve neye hizmet ediyor? Milletimizi yabancılaştıran uygulamaların adına milli eğitim politikası diyemezsiniz. Bu, eğitim adına cinayet olur. Akif; 'İlmi yuttursalar da fayda yok bu musibetlerden, bırakın oğlumu, onun cahilliğine razıyım' beytini, özüne yabancılaşmış zihniyete karşı söylemiş olmalı" dedi.

ORTA DOĞU'DA YAŞANAN OLAYLARIN TEK SORUMLUSU SADECE ESAD MI?

Saadet Partisi İlçe Başkanı Sami Aytaç yaptığı haftalık toplantısında eğitimin yanı sıra Orta Doğu da yaşanılan kaosa da değindi. Aytaç; "yeni Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, Esad rejimi değiştirilmeden bölgedeki kaos ve karışıklığın önüne geçilemez görünüyor demiş. Olayların gösterildiği haliyle yetinenler için ilk bakışta doğru bir değerlendirme gibi görünebilir. Ancak, bölgemizde uzun yıllardan beri yaşanan vahşet ve kaosu sadece Esad ile izah etmek kaosun esas sorumlularını ya görememek ya da görmezden gelmek anlamına gelmez mi? Söz gelimi seçim yoluyla iktidara gelmiş olan bir siyasi harekete karşı Mısır’da darbeyi destekleyen ve ardından halkın seçtiklerini zindanlara doldurtan Esad mıydı? Irak bugün eğer parçalanmış, bununla da kalınmamış yıllardan beri iç karışıklıklarda insanlar birbirini öldürüyorsa bunun sorumlusu da mı tek başına Esad? Orta Doğu'da yaşanan olayların tek sorumlusu Esad mı? İsrail ikide bir Gazze’ye ve Filistinlilere saldırıyor, günler süren saldırılarında her seferinde binlerce insanı katledebiliyorsa bunun sorumlusu da mı Esat? Kısacası, bölgemizde yaşanan karmaşanın, kaosun kısacası katliamların sorumlusu olarak tek başına Esat’ı ilan edersek esas katilleri aklamış, onları masum göstermiş olmaz mıyız?" dedi.

"GÖRÜNEN KÖY KILAVUZ İSTEMEZ"

Esadı' ı konu alan konuşmasında Başkan Aytaç, derdimiz Esat’ı savunmak olmadığını söyledi. Aytaç;"Esad’ın kanlı katil olduğunu görmek ve söylemek için özel kaynaklardan bilgi almaya da gerek yok. Çünkü görünen köy kılavuz istemez. Ancak, Esad’ın 3,5 yıldır katliamlarına seyirci kalanlar Suriye’deki katliamdan ve bölgemizdeki kaostan en az Esat kadar sorumludurlar. Esad bölgemizde sömürgecilerin maşalarından sadece birisidir. Emperyalist ve sömürgecilerin başında ise ABD geliyor. Artık İsrail’i zikretmeye bile gerek duymuyorum. Çünkü bölgemizdeki gelişmelerde ABD ile İsrail’i farklı görmek baştan olayları yanlış değerlendirmek anlamına gelir. Bu bakımdan bölgemizde yaşananlar değerlendirilirken ve bu kaosun sona ermesi ile ilgili teklif ortaya koyarken sömürücü güçleri ve bunların oynadığı rolü görmeden bölgemiz huzura kavuşamaz. Yanlış teşhis mikrobun ölmesine değil daha da gelişerek tüm vücudu sarmasına sebep olur. Bunun için, ABD elini çekmeden bölgemizdeki kaos bitmez demek daha doğru olur, olaya doğru teşhis koymak anlamına gelir" dedi.

BİR ESAD GİDER, YERİNE BİR BAŞKA ESAD GELİR

Aytaç; "Elbette bölgemizdeki kaosun tek sorumlusu ABD de değildir. Uzun yıllar bölgemizde etkili olan İngiltere, Fransa ve Almanya’yı görmezden gelmek olaya eksik teşhis koymak anlamına gelir. İsrail ise sömürgeci güçler tarafından bölgemize saplanmış bir hançer gibidir ve bu hançerin kan dökmesine ve can almasına hançerin sapını tutanlar destek vermektedirler. Bölgemizdeki karmaşayı getirip tek başına Esad’a bağlamak ve onunla izah etmek Eşeğibi dövemeyen, semerini döver misaline benzer. İslam dünyasının onuru ve huzuru için birliğe ihtiyaç vardır. İslam dünyasının öncelikli iki hedefi vardır, bunlardan birisi ABD diğeri de İsrail’dir. Eskiden birinci öncelikli olan İngiltere idi ama o yerini ABD’ye bıraktı. ABD’nin bölgeye yönelik sömürüsünden pay almakla yetiniyor. İngiltere’nin bölgemize yönelik geçen yüzyılın başlarında hayata geçirmeye başladığı planlarının uygulayıcısı ABD’dir. Unutulmamalıdır ki, bir Esad gider yerine bir başka Esad gelir. Irak’ta Saddam asıldı da bu ülkeye huzur mu geldi? Hayır, her hangi bir huzur gelmedi aksine zulüm geldi. Yani bir Saddam gitti yerine başka Saddam geldi” dedi.

BENZER HABERLER
X