‘Atatürkçülük, mazlum milletlerin rehberidir’
İlçemizde faaliyetlerine devam eden Atatürkçü Düşünce Derneği Gölcük Şubesi’nin Başkanı İsmet Bucak ile Atatürkçülük, dernek faaliyetleri ve ülkemizdeki sorunlar hakkında bir röportaj yaptık.
Başkan Bucak, “Atatürkçülük, mazlum milletlerin rehberidir” dedi
Gölcük’te faaliyetlerine devam eden Atatürkçü Düşünce Derneği Gölcük Şubesi’nin Başkanı İsmet Bucak ile dernek faaliyetleri, Atatürkçülük ve ülkemizdeki sorunlar hakkında bir röportaj yaptık.
Sizce Atatürkçülük nedir?
Atatürkçülük, Mustafa Kemal Atatürk’ün düşüncelerinin ve görüşlerinin takipçisi olmaktır. Atatürkçü düşünce sistemi, akla ve bilime dayalı tam bağımsız antiemperyalist çağdaşlaşma, en ileriye gitme, barışın ve refahın hüküm sürdüğü bir ulus yaratma projesidir. Atatürkçü ideolojinin temellerini, Atatürk’ün düşünce ve uygulamalarıyla ortaya koyduğu amaçlar, ilkeler ve gerçekleştirdiği inkılâplar oluşturur. Atatürkçülük, Türk halkının doğal karakterinden, Türk tarihinden ve Türk milletinin mutlu olma isteğine çare bulma ihtiyacından doğmuştur. Atatürkçülük, sonsuza kadar mazlum milletlerin vazgeçilmez rehberi olarak kalacaktır.
Kurucusunun Atatürk olduğu bir ülkede, Atatürkçü Düşünce Derneği’ne ihtiyaç var mı?
Eskiden bu soru çok sorulurdu. Son yıllarda pek sorulmaz oldu çünkü bugün Atatürk’e, ilkelerine, devrimlerine ve Cumhuriyet değerlerine içten ve dıştan, açıktan ve planlı olarak bir yıkım projesi uygulamaya konmuş durumdadır. Bu durum karşısında milli birliğimizin ve ülke bütünlüğümüzün teminatı olan Cumhuriyet değerlerine sahip çıkma ve Atatürk devrimini tamamlama görevini üstlenecek ADD gibi değerlere ihtiyaç olduğu açıktır.
ADD Gölcük Şubesi olarak ne gibi faaliyetler sürdürüyorsunuz?
ADD Gölcük, 2006 yılından bu yana her türlü olumsuzluklar ve zorluklara karşın tüzüğünde belirtilen amaçları doğrultusunda, çalışmalarını kararlı bir şekilde sürdürmektedir. Bu maksatla birçok bilgilendirme programları, kültürel etkinlikler yapılmakta, bireysel gelişim kursları açılmaktadır. Diğer yandan, öğrencilerimize burs ve eğitim desteği sağlıyoruz. Bu kapsamda 2015-2016 Eğitim Öğretim döneminde 15 öğrenciye burs sağladık. ADD Gölcük olarak ilçemizde bulunan diğer sivil toplum örgütleri ve yerel basınla iyi ilişkiler içinde olmaya gayret ediyoruz. Bu şekilde halkımıza daha yakın olmayı ve kendimizi daha iyi tanıtmayı amaçlıyoruz. ADD Gölcük, bir düşünce kurumu olmasının yanında ülke gündemini de çok yakından dikkatle takip etmektedir. Asıl görevi olan Atatürk’e ve Cumhuriyet değerlerine yapılan saldırılara karşı koyma ve mücadele etmenin yanında çalışma hayatında, eğitimde, sosyal yaşam alanlarında, güvenlik alanlarında ve cumhuriyetimizin, ulusal birliğimizin devamlılığı konularında ortaya çıkan olumsuz uygulamalara karşı duyarlılık gösteriyor, kamuoyunu uyarma görevi yapmaya çalışıyoruz. Bu çalışmalara ve mücadeleye, bundan sonra da her şartta devam edeceğiz.
Sizce ülkemizin sorunları nelerdir?
Ülkemiz, içte ve dışta çok öneki ve kaygı verici sorunlarla karşı karşıyadır. En önemli sorunlarımızdan biri, milli birliğimizin bozulmuş olmasıdır. Milli birliğimizi sağlamadan yaşadığımız hiçbir sorunun çözülemeyeceği kesindir. Buna karşı bugün ülkemizde ayrıştırma ve bölme projeleri, içte kişisel menfaatler dışta ise emperyalist menfaatler doğrultusunda acımasızca sürdürülmektedir. Bu durum, başta ülke bütünlüğümüzün korunması ve iç huzursuzluk gibi kaygı verici sorunları da beraberinde getirmektedir. Atatürk milliyetçiliği kapsamında ulusun her ferdinin eşitliği ve özgürlüğü, anayasada aynı derecede teminat altında olmasında rağmen Güneydoğu insanımız, Sevrciler ve menfaat odakları tarafından özerklik, özgürlük gibi söylemlerle kışkırtılmış, bu bahane ile ülkede kanlı bir terör ortamı üretilmiştir. Türk milletinin kanı üzerinden ve bu kaos ortamından kimlerin çıkar sağlamayı umduğunu milletimizin gördüğünden kimsenin şüphesi olmasın. Diğer yandan sıfır sorun sloganı ile yola çıkılan dış politikada yine emperyalizmin gazına gelinerek Osmanlıcılık rüyalarına dalınmış ve sonuçta onarılması güç hatalar yapılarak ülke tüm komşularıyla sorunlu hale getirilmiş, tehlikeli bir savaş ortamına sürüklenmiştir. Ulusal çıkarlarımız, komşu ülkelerin toprak bütünlüğünde olmasına rağmen komşularımızın, üstelik de Müslüman ülkelerin birer birer parçalanmasına adeta çanak tutulmuştur. Bu manada Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesine dönülmesinin şart olduğu açıkça görülmüştür.
Yeni anayasa ve başkanlık sistemi ile ilgili olarak ne düşünüyorsunuz?
Edilen yeminlere rağmen hazır olan anayasaya hiçbir konuda uymayan, hukukun üstünlüğünü, kuvvetler ayrılığını, parlamentoyu, mevzuatı, basın özgürlüğünü, bireysel hak ve özgürlükleri, hatta kendi menfaatine uygun olmayan seçimleri bile yok sayan, kendinden olmayanları milletten saymayan bir iradenin, uymak için yeni bir anayasa istediğine, daha iyi bir anayasa yapacağına inanmak, açıkça saflık olacaktır. Kaldı ki yeni anayasayı kimlerin neden istediği ortadadır. Eğer, yeni anayasa ve başkanlık sisteminde iyi niyet olsaydı bugüne kadar yeni anayasanın gerekçesi, şekli ve faydaları, başkanlık sisteminin gerekçesi, şekli ve faydaları millete açıkça anlatılır, millet ikna edilirdi. Böyle yapılmadığına göre gizli ve kötü niyetli, ülkeyi zor durumlara düşürecek hesapların olduğu ortadadır. Bilindiği gibi böyle bir durum, gizli kapılar ardında, milletten habersiz, terör örgütleri ile sürdürülen çözüm sürecinde yaşanmış, zora düşüldüğünde de “Kandırıldık” denmiştir. Çözüm sürecinin bölme projesi olduğu ortaya çıkmıştır. Bu nedenlerle ADD olarak yeni anayasa ve başkanlık girişimlerinin bir yıkım planı, rejimimizi değiştirerek sonrasında ülkemizi bölme projesine dönüşeceğine inanıyoruz. Ayrıca dayatma bir seçim sonucu oluşan bu parlamentonun yeni bir anayasa yapmak için hukuki dayanağının ve yetkisinin olmadığını düşünüyoruz. ADD olarak bu maksatla yapılacak çalışmalara, bizim gibi düşünen halkımızla ve kurumlarla birlikte sonuna kadar karşı duracağız, direneceğiz.
Ülkemizde bunların haricinde sorunlar var mı?
Ülkemizin hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, laiklik sorunu, siyasallaştırılmış eğitim sistemi, basın özgürlüğü, ekonomi ve çevre gibi çok önemli sorunları var. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, eksiklerine rağmen bugüne kadar hukukun üstünlüğüne dayalı laik bir devlet olarak tanımlanmıştır. Bugün ise hukukun üstünlüğü yerine birtakım siyasal makamların ve kişilerin üstünlüğünü kabul görür durumdadır. Hak ve özgürlüklerin teminatı olması gereken hukuk, yerli ve yabancı çıkar odaklarının elinde adeta hukuksuzluk haline dönüşmüştür. Bağımlı hale getirilmiş olan yargının son yıllarda aynı tarafta olmayanlarla ilgili kararları, yargıya olan güveni yok etmiştir. Bu haksız kararlar sonucunda birçok insan, telafisi mümkün olmayan mağduriyetlere uğramış, ödenen tazminatlar yüzünden devlet zarara uğratılmıştır. Laiklik, din ve vicdan özgürlüğünün teminatı, demokrasinin vazgeçilmez unsuru olmasına karşın ülkemizde yaşamın her alanında laiklik karşıtı uygulamalar ısrarla sürdürülmektedir. Bu kapsamda, laik sistemden uzaklaştırılmış ve siyasallaştırılmış eğitim sistemi, 4+4+4 ve bilim dışı uygulamalarla sorun haline getirilmiş, gençliğimiz ve geleceğimiz adeta gasp edilmiştir. Bize göre en kısa zamanda laik, bilime dayalı ve çağdaş eğitim sistemine geri dönülmelidir. Ülkemizde basına uygulanan baskılar da son yıllarda büyük bir sorun haline gelmiştir. Basın mensuplarına ve kuruluşlarına yapılan haksız ve tarafgir uygulamalar, halkın doğru haber alma hakkını ortadan kaldırmaktadır. Bu ise demokrasinin var olduğu düşünülen bir ülkede kabul edilebilir bir durum değildir.
Ekonomimiz üzerine neler söyleyebilirsiniz?
Üretime dayalı olmayan, sıcak para ve faiz ile yürütülen ekonomiler, sonuçta büyüme ve istihdam sorunu yaşamaktadırlar. Ülkemizde uzun zamandır ekonomi, dış kaynaklı para ve satılan kamu mallarının parası ile yürütülmektedir. Bu nedenle de yeterli büyüme sağlanamıyor ve işsizlikten kurtulamıyoruz. Haraç mezat yapılan özelleştirmeler, ülkeyi büyük zararlara sokmuş ve birçok konuda bağımlı hale getirmiştir. Öte yandan gelir dağılımındaki adaletsizlikler, haksızlıklar, taraflı uygulamalar halkımızda olumsuz etkiler ve mağduriyetler yaratmaktadır. Çalışanlarımız, emeğinin karşılığını alamıyor, sendikalar etkisiz hale getiriliyor. Esnafımız yeterli gelir sağlayamıyor. Yoksul sayımız çok fazla. Öte yandan yanlış politikalar sonucu edindiğimiz milyonlarca mülteci de ayrı bir sorun oldu.
Sizce çözüm nedir?
Başkan Bucak, açıklamalarının sonunda;“Ne zaman cumhuriyetin kurtuluş değerlerinden uzaklaşsak, cumhuriyetin kazanımlarından vazgeçmeye kalksak, ne zaman Atatürk milliyetçiliğinde, laiklikten sapacak olsak ülkece çözülmesi güç sorunlarla karşı karşıya kalıyoruz. Bugün içinde bulunduğumuz sorunların sebepleri de aynıdır. Çözüm; cumhuriyet değerlerine dönmek, Atatürk milliyetçiliği çerçevesinde laik ve üniter yapıdan asla ödün vermeden milli birliğimizi, ulusal barışımızı yeniden sağlamaktır. Terör belası karşısında, hainler, bölücüler karşısında tek yürek olmaktır. Bu konuda ADD olarak kararlılığımıza, yurtsever halkımızın sağduyusuna güvencimiz tamdır. Bu vesileyle tüm şehitlerimizi saygıyla anıyor, güvenlik güçlerimizin sağ salim görev yapmalarını diliyorum.
n Erdem ŞENGÜL