‘Aşı yaptırmak, önem arz ediyor’
Gölcük İlçe Sağlık Müdürü Dr. Yusuf Çolular, Omicron vakaları ve vaka sayıları ile 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Çolular, “Aşı yaptırmak, büyük önem arz ediyor” dedi
Gölcük İlçe Sağlık Müdürü Dr. Yusuf Çolular, vaka sayıları, Omicron vakaları ve vaka sayıları ile 4 Şubat Dünya Kanser Günü ile ilgili olarak dün düşüncelerini dile getirdi. Çolular, konu hakkındaki açıklamasında “Dünyada ve Türkiye’de vaka sayılarına baktığımız zaman zirve dönemindeyiz diyebiliriz. Daha önceki yükseliş trendlerinde, vaka sayılarındaki artış dönemlerinde günlük vaka sayıları hiç bu kadar olmamıştı. O dönemlerde, 2020 yılı Kasım – Aralık ayları, 2021 yılı Nisan döneminde dünyadaki vaka sayıları milyonun üzerine çıkmamıştı. Son 2 – 3 aylık verilere baktığımız zaman dünyada 3 – 4 milyon vaka sayısı ile karşı karşıyayız. Avrupa’da bazı ülkelerde çok ciddi vaka sayılarını gördük. Fransa’da yarım milyon günlük vaka sayısını gördük. Türkiye’de de artık vaka sayılarındaki artış trendini net bir şekilde hissediyoruz. Günlük vaka sayıları 100 binin üzerine çıktı. Testlerin pozitif çıkma oranı çok yükseldi. Önceki dönemlerde yüzde 10 civarındayken bu dönemde yüzde 25 civarında. Önceki salgın trendlerine bakacak olursak salgının zirvesindeyiz. Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı verilerine baktığımız zaman vakaların ciddi bir kısmının Omicron varyantı kaynaklı olduğunu görüyoruz” dedi.
‘TEDBİRLER KONUSUNDA EN AZ ESKİSİ KADAR DİKKATLİ OLMALIYIZ’
Çolular, “Omicron varyantını önceki varyantlara göre belli başlı artıları – eksileri var. Eksisi, çok hızlı bir şekilde bulaştırıcı olduğudur. Bilimsel verilere baktığımız zaman çok hızlı bulaştığını görüyoruz. Öncesinde mesafemize dikkat edelim, kapalı ortamda bulunma süremize dikkat edelim derdik ama artık bu bariyer kalktı gibi. Bu varyantın ne kadar hızlı bir şekilde bulaştığını, filyasyon yaparken vakalardan görebiliyoruz. Bir ortamda kısa bir süre kalınsa bile bazen sağlıklı bir bireyin pozitif bir vaka nedeniyle hastalandığını görebilmekteyiz. Dolayısıyla tedbirler konusunda, en az eskisi kadar dikkatli davranmalıyız. Bunun sağlık sistemine de bindirdiği bir yük var. Çok hızlı bulaşıyor, bu bir dezavantaj. Bizim açımızdan olumlu gözüken gelişme şu ki biz Omicron kaynaklı vakaların çok ciddi hastalık yaratmadığını gözlemliyoruz. Cümleyi kurarken dikkatli davranmakta fayda var. Kişiden kişiye, kronik hastalık öyküsüne, yaşa göre çok ciddi farklılık göstermekte. Omicron varyantına yakalanırsanız hafif atlatırsınız gibi bir algı oluşmasın. Bazı bireyler bunu kötü atlatabiliyor. Biz hala polikliniklere, servislere, yoğun bakımlara yatışlarda ciddi bir yük ile karşı karşıyayız. Bu da sağlık sistemine ekstra bir iş yükü bindirmektedir. Unutmayalım ki poliklinikler, servisler, yoğun bakımlar sadece korona virüs vakaları için kullanılmıyor” dedi.
‘VAKA SAYILARINDA EN YÜKSEKTE OLDUĞUMUZ DÖNEMDEYİZ’
Çolular, “Bizim takip ettiğimiz ve daha önceden mücadele ettiğimiz birçok kronik hastalık var. Orada da yoğun bakım ihtiyaçlarımız olmakta. Dolayısıyla hem kış aylarının getirmiş olduğu hastalıklar, trafik kazaları gibi durumlarda yoğun bakım ihtiyaçları olabiliyor. Aynı zamanda mevsimsel salgın hastalıklar, solunum yolu hastalıkları da bu dönemde artış gösterdiği için bunlara bağlı yoğun bakım ihtiyaçları da olabiliyor. Bundan dolayı yoğun bakımlarımızda hem dönemsel hem de vaka sayılarındaki artışa bağlı olarak bir yük binmiş durumda. Salgın bitti, bundan sonra herhangi bir sıkıntı ile karşı karşıya kalmayız diyebilmek için çok erken bir dönem. Omicron varyantı bu salgını sona erdirir mi, bu varyanttan sonra başka varyantlar çıkar mı, bu belirsiz. Bizim şu an bildiğimiz net bir şey var ki şu anda vaka sayılarında en yüksekte olduğumuz dönemdeyiz. Tedbirlere de en yüksek şekilde riayet etmemiz gerekir. Elimizdeki kıymetli silahlardan biri olan aşıya yönelmemiz ve aşı yaptırmayan vatandaşlarımızın bu dönemde aşı olması çok kıymetli. Maalesef baktığımız zaman özellikle daha öncesinde hiç aşı olmamış bireylerin hala aşı yaptırmadığını görüyoruz. Yaptığımız aşılara baktığımız zaman aşıların çok ciddi bir kısmı genelde 3. ve 4. doz aşılardan oluşmakta. Birinci doz yapılan aşı sayımız çok az. Bu da genellikle aşı yaptıran bireyleri tekraren aşı yapıyoruz demektir. Bu da kıymetli tabii ki ancak hiç aşı yaptırmamış bireylerin aşı yaptırması da hem onların sağlığını korumaları hem de toplumsal bağışıklığın sağlanması konusunda büyük önem arz edecektir” dedi.
‘BU SÜRECİ HAFİF ATLATMAK ELİMİZDE’
Vaka sayılarına değinen Çolular, “Avrupa’daki ve Türkiye’deki vaka sayılarındaki artış trendinden ilimiz ve Gölcük de etkilendi. Sağlık Bakanlığı’nın açıklamış olduğu verilerde, en başta Eskişehir ilinde Omicron vakasının yükseldiği görüldü. Daha sonrasında büyükşehirler, metropoller ve etkilendi. Eskişehir ile İstanbul’da vaka sayılarında çok ciddi artışlar oldu. Şu anda Kocaeli ve Gölcük’te, haftalık 100 binde vaka sayılarına baktığımız zaman binin üzerinde bir rakam görüyoruz. Daha öncesinde böyle bir dönemle karşılaşmadık. Ancak olumlu gelişme şu ki Eskişehir ve İstanbul’da düşüş trendine girildiğini görüyoruz. Bizde de bu trend başlayabilir. Belki okulların açılması ile birlikte vaka sayılarında artış görülebilir ve birkaç hafta bu süreç ertelenebilir. Bu süreci hafif atlatmak elimizde. Tedbirlere uyarak bol sıvı tüketme, sağlıklı beslenme, düzenli uyku gibi alışkanlıkları tekrar ederek, sigara içmeyerek, kapalı ortamlarda uzun süre kalmayarak, maskemizi takarak, kapalı ortamlarda hava akışını sağlayarak süreci geçebiliriz. Maalesef halen Türkiye’de 200 kişinin üzerinde vatandaşımızı kaybediyoruz. Bu sayı gerçekten çok yüksek. Dolayısıyla vatandaşlarımızı kaybettiğimiz, yoğun bakıma yatışların olduğu, servislere yatışların devam ettiği ve polikliniklere ciddi bir yük binen böyle bir dönemde lütfen tedbirleri elden bırakmayalım, aşımızı olalım ve bu salgın dönemini bir şekilde bertaraf edelim” dedi.
‘ERKEN TEŞHİSLE BİRLİKTE TEDAVİ EDİLEBİLİR KANSERLER VAR’
Çolular, Dünya Kanser Günü’ne değinerek “4 Şubat Dünya Kanser Günü. Kanser, bildiğimiz üzere hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalması ve buna bağlı olarak belli organlarda hastalık meydana getirmesi durumudur. Hastalıklara bağlı ölümlerde, ikinci sırada kansere bağlı ölümler var. İlk sırada da kalp damar hastalıklarına bağlı ölümler var. Olgulara baktığımız zaman dünyada yılda yaklaşık 19 – 20 milyon arasında kanser vakasından bahsediyoruz. Ama buradaki en önemli kriter, kanserlerin yüzde 30 – 50 arasındaki oranı önlenebilir kanserler. Hayat standartlarını değiştirerek, yaşamımızda, beslenme alışkanlıklarımızda olumsuzlukları hayatımızdan çıkararak, tütün veya alkol gibi kötü alışkanlıklardan vazgeçerek, standartlarımızdan vazgeçerek, standartlarımızda değişiklikler yaparak önleyebileceğimiz bazı kanser türleri var. Erken teşhisle birlikte tedavi edilebilir kanserler var. Vücudumuzda herhangi bir şekilde fonksiyon bozukluğu veya şikayetimizin olması nedeniyle hastaneye giderek hekimler veya sağlık çalışanları tarafından yapılan görüntüleme ve laboratuar tetkikleri tespit edilen kanserler var. Bunların da ciddi bir kısmı tedavi edilebilir durumlardır. Dolayısıyla kanser, yakalanıldığı zaman öldüren veya ciddi bir şekilde fonksiyon bozukluğuna sebep olan bir hastalık değildir” dedi.
‘ETRAFTAKİ KİŞİLERE CİDDİ ZARAR VERİYOR’
Açıklamasını sürdüren Çolular, “Erken tanı, teşhis ve doğru tedavi ile ciddi oranda önlenebilir bir hastalık. Kanserlerin yüzde 27’si tütün ve alkol kaynaklı. Yaşantımızda yapacağımız değişiklikler, kötü alışkanlıklardan vazgeçmemiz, gördüğümüz gibi kansere bağlı ölümlerin azalmasında fayda sağlayacaktır. Tütün veya alkolden bahsetmişken bu sadece kansere sebebiyet vermemektedir. Tütün, birçok akciğer hastalığına sebebiyet vermekte. Pasif içicilik sebebiyle ortamdaki diğer kişilerin de sağlığına ciddi zararlar vermektedir. Dolayısıyla tütünle mücadele, bireysel bir sorumluluk olduğu gibi toplumsal bir görevdir. Dünyadaki verilere baktığımız zaman 2020 yılında 10 milyon insanın kanserden öldüğünü görüyoruz. Covid’in başladığı dönemden bu yana dünyada resmi verilere göre 5,7 milyon insan vefat etmiş. Bir yılda kanserden ölen kişi sayısı 10 milyon. Dolayısıyla Covid ile mücadele etmemiz lazım ama diğer yandan da geçmişten beri var olan ve önümüzdeki yıllarda da mücadelemizin devam edeceği hastalıklarla tekrar ilgilenmek ve savaşmakta hem vatandaşlarımızın hem de sağlık camiamızın önemli bir görevi var” dedi.
‘TETKİKLERİ YAPTIRMAK ÇOK ÖNEMLİ’
Çolular, kanser taramalarına değindi ve “Bizim Değirmendere’de bir KETEM birimimiz var. Bu yıl içerisinde KETEM birimimizi İlçe Sağlık Kompleks Binamıza taşımayı düşünüyoruz. Bu birimimizde üç kanser için tarama yapılmakta. Bunlar meme kanseri, rahim ağzı kanseri ve kalın bağırsak kanseri. Meme kanseri ile alakalı olarak KETEM birimlerinde mamografi taramamız var. Bu da 40 – 69 yaş aralığındaki kadınlarda, iki yılda bir olacak şekilde yapılıyor. Meme kanseri, kadınlarda en sık gördüğümüz kanser türü. Bu yaş aralığındaki kadınlarda, meme dokusunda bir anormallik gören vatandaşlarımızı muhakkak bir muayene veya mamografi çekimi için ilgili merkezlere davet ediyoruz. Bu kanser de önlenebilir ve yaşam standardının arttırılabildiği bir hastalıktır. Bu taramalar çok kıymetli ve bu yaş aralığındaki kadınları, ilgili aile sağlığı merkezine ve KETEM birimine mamografi yaptırmaları için davet ediyoruz. Rahim ağzı kanseri var. Burada da 30 – 65 yaş aralığındaki kadınlarda 5 yılda bir bu testi yaparak rahim ağzı kanseri taramasını yapabiliyoruz. Dolayısıyla tetkikleri yaptırmak çok önemli” dedi.
‘TARAMALAR İÇİN SAĞLIK KURULUŞLARINA GİDELİM’
Sözlerine son veren Çolular, “Kalın bağırsak kanseri de en sık görülen üçüncü kanser türü. KETEM birimimizde yaptığımız bir test var. 50 – 70 yaş arasındaki kadın ve erkek bireylerde iki yılda bir test yapıyoruz. Anormallik görürsek kolonoskopi için kişiyi yönlendiriyoruz. 10 yılda bir bu testi yapmak için yönlendirmemizi yapıyoruz. Bu kanser türlerinin tespit edilmesi ve tedavilerinin yapılması için kişilerin ilgili birimlere giderek kontrollerini yaptırması elzemdir. Erken koyulan tanılar, kişilerin hayat kalite standartlarında çok ciddi bir kazanım sağlayacaktır. Vatandaşlarımızın bu konuda dikkatli olmalarında fayda var. Pandemi döneminde bu taramalarda maalesef bir azalma var. Hem vatandaşlarımızın talepleri hem de sağlık camiasının Covid-19 ile mücadelesinin yoğun olması sebebiyle biraz azalma meydana geldi. Örnek olarak yıllık ortalama 7 milyonluk bir tarama yapılırken pandemi sürecinde 3,5 milyonluk bir tarama yapılmış. Yani yüzde 50 oranında bir azalma meydana gelmiş. Bunlar ertelenebilir şeyler değil. Geç konulmuş bir tanı ciddi sonuçlara sebebiyet vermektedir. Dolayısıyla vatandaşlarımızın, pandemi konusunda önlemlere dikkat ederek, bir yandan da taramalarını ve tedavilerini ertelemeden ilgili sağlık kuruluşlarına başvurmalarını diliyorum” dedi. Erdem ŞENGÜL