Arslan: Gaziler her zaman hazırdır
20 Temmuz 2015 17:56

Arslan: Gaziler her zaman hazırdır

Türkiye Muharip Gaziler Derneği Gölcük Şubesi Başkanı Mehmet Hanefi Arslan, 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekatı ile ilgili açıklamalarda bulundu

Türkiye Muharip Gaziler Derneği Gölcük Şubesi Başkanı Mehmet Hanefi Arslan, 20 Temmuz 1974 günü harekete geçilerek başlatılan Kıbrıs Barış Harekatı ile ilgili açıklamalarda bulundu. Açıklamalarında o yıllardaki gelişmelerden bahseden Dernek Başkanı Arslan, “Türkler ile Rumlar arasında ilk olaylar, 50 yıl süreliğine Osmanlı İmparatorluğu tarafından Birleşik Krallık'a kiraya bırakılmasından sonra kiralama süresinin dolmasına 8 yıl kala başladı. Bu olaylar sadece siyasi kavgalar olmakla birlikte silahlı çatışmalar şeklinde olmamıştır. 1920 yılında Rumların, İngiltere'nin onayını almadan Yunanistan'a katılma plebisiti yapmak istemesi ve Birleşik Kırallık yönetiminin buna izin vermemesi, Rumların önce Birleşik Krallık'ı adadan çıkarmaya yoğunlaşmasına sebep oldu. 1950'lerin sonuna kadar süren bağımsızlık hareketi, 1960 yılında uluslararası anlaşmalara dayanan bir Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmasının yolunu açtı” dedi.

 POLİTİK SÜRECE DEĞİNDİ

Dernek Başkanı Arslan açıklamalarının devamında dönemin politik sürecine de değindi. Arslan “Kıbrıs süreci içerisinde Zürih ve Londra Antlaşması, 11 Şubat 1959 tarihinde Birleşik Krallık, Türkiye, Yunanistan devletleri Kıbrıs'taki Rum ve Türk toplumları arasında imzalanan, bağımsız bir devlet olarak Kıbrıs halklarının durumunu belirleyen ve Kıbrıs Cumhuriyeti anayasasını onaylayan antlaşmadır. Rum tarafını Başpiskopos Makarios, Türk tarafını ise Fazıl Küçük temsil etmekte idi. Bunu takip eden 19 Şubat 1959 tarihli Londra Antlaşması ile Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bağımsız bir devlet olarak 16 Ağustos 1960 tarihinde kurulması sağlanmış oldu” dedi.

 ‘ORTAK DEVLETE RAZI OLMADILAR’

Arslan, “Rumlar Birleşik Krallık'ın adadan çekilmesiyle, Türklerle birlikte ortak devlete razı olmadılar. Kıbrıs’ın tüm yönetimine kendileri el koyma yoluna gittiler; uluslararası anlaşmaları ve anayasayı çiğneyerek Türklere saldırılarda bulunmaya başladılar. Yine bu saldırı sürecinde savaş için gittiğimizde de çok iyi gördük ki: Türklere karşı oldukça kötü davranışlar sergilediler, kadınlara, kızlara, yaşlılara, çocuklara ve hatta bebeklere bile ağır işkenceler yapmışlardı. Tüm bunların üzerine savaş süreci başladı” dedi.

 ‘ATEŞKES BAŞLAMADAN GİRNE-LEFKOŞA HATTI BİRLEŞTİ’

Arslan, “20 Temmuz 1974 sabahı Türk ordusu, adaya saat 06.05’ten itibaren havadan indirme ve denizden çıkarma yapmaya başladı. Türk paraşütçüleri Lefkoşa'nın kuzeyine, Hamitköy - Gönyeli ve Pınarbaşı bölgelerine indi. Denizden çıkarma, Deniz Piyade Tugayı'na bağlı askerlerce Karaoğlanoğlu plajına yapıldı. Rumlar, Türkiye'nin 1963 ve 1967'deki gibi adaya müdahale edemeyeceğini düşünmüş bu yüzden ilk başta etkili müdahale edememiş, akşama doğru karşı harekata başlamışlardır. Rumların karşı taarruzu 20 Temmuz akşamından 21 Temmuz sabahına kadar sürmüş, fakat Rum birlikleri başarı sağlayamamış Türk Kuvvetleri mevzilerini korumayı başarmıştır. Ertesi gün tekrar ilerlemeye devam eden 4. Paraşüt Taburu, Rum birlikleri tarafından saldırıya uğrayan Kıbrıs Türk Alayı ile birleşerek Lefkoşa Havalimanı ve Kaymaklı bölgesine taarruza başladı. 2. ve 3. Türk Komando Taburları da Zeytinli istikametinde ilerlemeye başladı. 22 Temmuz'da 3. Paraşüt Taburunun taarruzu sonucu, Deliktepe'nin ele geçirilmesiyle, Türk birlikleri önce Girne’ye girdi, daha sonra da Lefkoşa’ya yöneldi. Ateşkes başlamadan Girne-Lefkoşa hattı birleşti. Son olarak ise 22 Temmuz 1974 tarihinde ise ateşkes ilan edildi. Bunun akabinde ise savaş sona erdi” dedi.

‘GAZİLER AYNI ŞEKİLDE GÖREVİ KABUL EDERLER’

Arslan, açıklamalarını sonlandırırken; “Elbette ki o zaman bizler Türk Silahlı Kuvvetleri’nin askerleri olarak ve o günün şartlarından ötürü yaşanan gelişmelerden çok fazla haberdar değildik. Hatta birçoğumuz yine savaş hazırlıkları ve harekatı bizzat başlayana kadar gireceğimiz savaştan haberi olmayanlarımızın sayısı bile çok fazlaydı. Ancak nitekim orada bulunan Türkler için böylesine bir mücadelenin içerisine girmek ve yapılan haksızlığa başkaldırmak için en ufak bir şekilde bile çaba göstermek bizler için vazgeçilemez bir duygudur. Savaş tabii ki kötü bir şeydir. Ancak aynı dönemler bir daha yaşanacak olsa, bütün gaziler yine aynı şekilde görevi kabul ederler. Gaziler her zaman hazırdır” dedi.

BENZER HABERLER
X